Yazarlar

Halime Sürek KAHVECİ

Halime Sürek KAHVECİ

halimekahveci@gmail.com

Sinemaya gitmek yerine ders çalışmak doğal değil

Yeterince ders çalışmıyor diye çocuğu hobilerinden alıkoymak, ileride psikolojik sorunlara neden olur. Çözüm ise basit: Her şeyin bir zamanı olduğunu öğretmek ve bu yönde sorumluluk aşılamak.

Bu aralarda tüm anne babalarda bir okul telaşı... İyi bir okul bulalım, çocuğumuz başarılı ve mutlu olsun istiyoruz. Ancak uzmanlar, anne babaların tüm bu çabaları sırasında unuttuklarını hatırlatıyor. Mutluluğun kişisel başarı olduğunun altını çiziyorlar, bunun için de herkesin sadece ve sadece kendisi olduğu için kabul görmesi gerektiğini... Sendecevhervar.com sitesinin kurucusu öğrenci koçu Oğuz Akyıldız, başkalarının onayı ve takdiri için yaşar hale gelen çocukların mutsuz olduklarına, sürekli başarı baskısının yıkıcı etkilerde bulunduğuna vurgu yaparak, çocukluk ve gençlik yıllarının verimli geçirilmesi için anne babalara şu önerilerde bulunuyor:

“Her yaşın güzellikleri vardır, öte yandan hayatın da bazı kurallarını göz ardı etmemek gerekiyor. Önemli olan sorumluluklarla kişinin kendini ifade ettiği alanlar arasında bir denge kurmak... Sınavlara daha iyi hazırlanması için basketboldan, sevdikleri sanatsal faaliyetlerden koparılan çocuklarla sıkça karşılaşıyorum. Çocukların, yaşları gereği yüksek olan enerjilerini bedensel ve ruhsal gelişimleri için yararlı alanlarda göstermeleri çok güzel. Bu uğraşlar sırasında bir taraftan yeteneklerini geliştirirken diğer taraftan da ilgi alanlarına yoğunlaşarak hayatı gerçek anlamda deneyimliyorlar. Yeterince ders çalışmıyor diye hobilerden alıkoymak, çocuğun kendini ifade etmesinin önüne engel koymak, büyük psikolojik sorunların tohumudur. Keza okulu tamamen yok sayarak tüm zamanı hobilerle geçirmek de doğru değildir, her şeyin bir zamanı olduğunu öğretmek ve bu yönde sorumluluk aşılamak en doğrusu.”

BASKI YAPIYORSANIZ GİTMEZ

Okulda başarısızlığın en önemli sebebinin 'çocuğun okula anlam katamaması' olduğunu belirten Akyıldız’a göre, yeteneklerinin farkında olan ve desteklenen çocuklar okula kolaylıkla anlam katabiliyor. Bu da ders dışı faaliyetlerin önemini gösteriyor. Anne babaların çocuklarını başarı ve not odaklı yetiştirmesinin doğru olmadığına inanan Akyıldız, şunları söylüyor: “Çocuklara, hayatı hedef değil süreç odaklı yaşamaya teşvik etmemiz gerekiyor. Başarının bir kimlik değil bir sonuç olduğunu, başarısızlığın da bize dersler veren bir öğretmen olduğu bilincini aşılamamız gerekiyor. Çalıştığım bazı çocukların anneleri, hafta sonu ailecek sinemaya gitmektense evde kalıp ders çalışmayı tercih eden çocuklarıyla gurur duyduklarını anlatıyor. Bu doğal bir seçim değil. O çocuğu ders çalıştıran etken, aile ve diğer faktörlerin oluşturduğu başarı baskısı ya da başarısızlık korkusudur.”

Çocukların en büyük öğretileri ve bilinçaltı şartlandırmaları yedi yaşına kadar aldıklarına değinen Akyıldız, hayatın ilk yedi yılında çocuğun olduğu gibi kabul edilmesinin özsaygı gelişimini sağlayacağını belirtiyor ve “Çok küçük yaşlardan itibaren kendini severek ve güven içerisinde büyüyen çocuk ileride de bunu hep hayatında tutacak ve yansıtacaktır. Diğer önemli bir konu çocuğu bu dönemde bilgi bombardımanı ile şartlandırmadan ziyade, onun kendini keşfetmesine sürekli teşvik etmektir.”

Akyıldız son olarak “Hırs değil, tutku başarı getirir” diyerek çocuklarımıza yaptıkları işi tutkuyla yapmalarını öğretmemiz gerektiğini vurguluyor.