Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

‘Sıra sizde Bay Biden’

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, haftaya Ankara’da olacak. İki başkentte de ‘masaya gelecek konularla’ ilgili dosyalar hazırlanıyor. 

ABD’nin PKK/PYD/YPG terör örgütlerine desteği, bu örgütlerin Türkiye’ye yönelik terör eylemleri, Suriye’deki durum, Irak, İran ve Rusya ile ilişkiler, NATO da konu başlıkları arasında.

Ama ilk sırada, darbe girişiminde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Pensilvanya’da yaşayan lideri Fetullah Gülen’in iadesi var.

Zira bu konunun Türkiye-ABD ilişkilerinde bir turnusol kağıdı özelliği var.

Ankara, FETÖ yapılanmasının Türkiye ve uluslararası ağını çıkardı, bu ağla organize edilen suç unsurlarını işaretledi. Darbe girişiminde ortaya çıkan isimlerin bağlantıları, ifadeler, itiraflar, bu kişilerin ABD/Pensilvanya trafikleri ve Türkiye’de görev yapan ABD Büyükelçileri’nin Gülen’i işaret eden açıklamalarını toparladı.

Dosyalarda yeterince kanıt var.

Ancak Ankara, iade kararının bu hukuki delillere dayalı bile olsa ‘siyasi’ olacağını söylüyor.

Zira terör suçlarında, örgüt yapılanması ve eylemlere ilişkin ‘kanaat’ bu tür siyasi kararlar için yeterli görülür. Neredeyse tüm ülkelerin buna örnek olacak kararları var.

Türkiye de daha önce ABD’ye veya ABD’nin alması için üçüncü ülkelere iade ettiği terör şüphelilerinin listesini çıkardı.

Liste uzun, ancak örnek teşkil edecekleri hatırlatmak yeterli:

- 12 Eylül 2012’de, ABD’nin Libya Büyükelçisi Chris Stevens Bingazi’de üç elçilik çalışanıyla birlikte linç edilerek öldürüldü.

ABD, olayla ilgili şüpheli isimleri anlaşmalı ülkelerle paylaştı.

16 Ekim 2012’de, ismi bildirilen 2 şüpheli, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye giriş yapmak isterken yakalandı.

13 Kasım 2014’te, ABD Büyükelçisi’nin linç edildiği baskını düzenlediği şüphesiyle aranan El Kaide liderlerinden Azzouz El Basset’in izi Yalova’da bulundu. Başkasının adına düzenlenmiş bir pasaportla Türkiye’ye gelip Yalova’dan ev kiralamış, ancak iki yıllık takipten kurtulamamıştı. Kaldığı ev belirlendi, evden çıktığında da sokakta yakalandı. Sorgusunun ardından 24 Kasım’da Ürdün’e gönderildi; burada ABD’den gelen bir ekip tarafından alındı. (Aslında El Basset, 1994’te Libya’dan İngiltere’ye göç etmişti. Daily Mail gazetesinin 28 Eylül 2014 tarihli haberine göre, 2006’da Manchester’da gözaltına alınmış, 2.5 ay sonra serbest bırakılmış ve Libya’ya dönmesine de izin verilmiş; ardından tekrar yakalama kararı çıkarılmıştı!)

Terör şüphelilerinin yanı sıra, dolandırıcılık, cinayet gibi adi suçlardan aranan çok sayıda yabancı uyruklu da Türkiye’de yakalanıp ABD’ye iade edildi.

- 50 milyon dolarlık kredi dolandırıcılığından aranan Amerikalı emlakçı Diane Frederick Atari, 18 Şubat 2011’de ABD’ye iade edildi.

- Ürdün uyruklu Fahed Kutkut, cinayet ve hırsızlıktan; Ukrayna uyruklu Yuri Zinchenko ise insan kaçakçılığı ve kara para aklama suçlarından 2009’da ABD’ye iade edildi.

- Irak’ta uzaktan kumandalı patlayıcılarla ABD askerlerinin ölümüne neden olmaktan aranan Suriyeli Ahmed İbrahim El-Ahmed 2015’te ABD’ye verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ay başında, Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi süreciyle ilgili, “Amerika bugüne kadar bizden hangi teröristi istediyse verdik. ‘Bize belgeler gönderin’ demedik. Şu anda da biz Amerika’ya diyoruz ki; bu işi daha fazla uzatmayın” ifadesini kullanmıştı.

ABD’nin “Erdoğan’ı sevmiyoruz, o istiyorsa vermeyiz” türünden bir ‘ergen inadı’ yapması beklenmiyor.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’in “Gülen hareketi ordu içine epey sızmıştı. Zaten polis ve yargıya aşırı sızmalar daha önce gerçekleşmişti. Bunlara Türkiye’de görev yaptığım yıllarda şahit oldum. Özellikle Balyoz soruşturmasında, Hakan Fidan’ın ifadesi alınmaya çalışıldığında ve 2013’teki yolsuzluk davaları sırasında bu durumu tespit ettim” sözleri bile bu karar için yeterli.

Bundan daha azı ABD’nin terör örgütü veya teröre finansman sağlayanlar listelerini hazırlaması için yeterli olmuştu.

Erdoğan-Putin görüşmesi, Biden’in Ankara ziyareti ve gelecek ay başında Çin’deki G20 zirvesinde yapılacak ikili görüşmeler 2016’yı gerçek bir ‘milat’ yapacak gibi görünüyor.