Sözcü ne yaptı?

Sözcü’ye dönük olarak başlatılan operasyon ciddi bir tartışmanın fitilini ateşledi.. Operasyonu eleştiren gazeteciler altını çize çize şunu söylüyor; “..Bir liderin kaldığı yerin haberleştirilmesi ne zamandan beri suç?.. Bu bir gazetecilik başarısıdır…” Teknik olarak doğru olabilir.. Eğer hakikaten öyleyse yani bu tam bir gazetecilik faaliyetiyse çok üzgünüm, yanlış zamanda yapılmış bir gazetecilik.. Zira doğrudan işgalci örgüte çalıştığı anlaşılan başyaver bile bilmezken Erdoğan’ın kaldığı yeri, suikastçiler Tarabya’da ararken Cumhurbaşkanı’nı, suikast girişiminden birkaç saat evvel Sözcü; “..hayır yanlış yerde arıyorsunuz, Erdoğan Marmaris’te..” diyen o haberi yapmış oldu.. Bilerek yahut bilmeyerek.. Ama dedim ya tartışma bu açıdan bakıldığında yanlış zeminde ilerliyor.. Ondandır Ertuğrul Özkök’ün itirazı..

Ondandır;“..Tatil günü ortadan kaybolan Özal’ın nerede tatil yaptığını bulmak Ankara bürolarının en büyük başarılarından biridir” demesi.. Haber kendi başına muazzam bir haber olabilir.. Ama üzgünüm Leyla, bu haber suikastçilere, açık bir kroki olarak hizmet verdi.. Ama gelin bütün bunları bir kenara bırakalım.. Zira tartışmanın zemini yanlış.. Ne bir kare fotoğraftan söz ediyoruz aslında burada ne de Sözcü’nün FETÖ’cülüğünden.. Yemin etse “Ben FETÖ’cü değilim” diye Sözcü’yü yöneten kadrolar, başları ağrımaz.. Ama bir gerçek var ortada.. Bir tür ‘hedef birliği’ gerçeği.. Bakın FETÖ’nün hükümeti yıkmak için ürettiği bütün argümanlara SÖZCÜ, bile-isteye sahip çıktı.. FETÖ ve onun tasmasını elinde tutan güçlerin, Türkiye’yi uluslararası hukuk karşısında insanlığa karşı işlenmiş suçlardan yargılatma değirmenine gönüllü su taşıdı.. Oslo’dan 7 Şubat rezilliğine, Gezi’den Suriye konulu toplantının ses kaydına, 17/25’e, MİT TIR'ları ihanetine kadar... Sözcü, FETÖ tertibi işleri Kemalist kitleye meşru göstermek ve kamuoyunu konsolide etmek gibi bir görev icra etti.. Üstelik de başarıyla..

Yeni bir ÖSO doğuyor

Amerika Birleşik Devletleri, bölgede ittifak gücü olarak PYD/YPG’yi tercih etmesini açıklarken sürekli olarak bir ‘eğitim’ vurgusu yapıyor, dikkat ediyor musunuz?.. Öyle ki, sanki bölgede savaşan gruplar içinde bir DEAŞ örgütlü, bir YPG eğitimli, geri kalanı işe yaramaz gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.. Bu tartışmaların tam da ortasında, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından eğitilen ÖSO, sanki yok sayılıyor.. Oysa, Türk Silahlı Kuvvetleri Fırat Kalkanı Harekâtı’nın ilk safhasını tamamladıktan sonra 29 Mart 2017’den itibaren Özgür Suriye Ordusu gruplarını yoğun bir program kapsamında askeri eğitime yönlendirdi. Sınıra yakın bölgelerde eğitim kampları kuruldu.. Bu kamplarda, silah kullanımından, taktik-strateji eğitimlerine, fizik eğitimlerine kadar çok çeşitli yelpazede yoğun bir program uygulanıyor.. Eğitimlerin çoğu bölgedeki arazi şartları göz önüne alınarak bire bir operasyon icra edilen arazilere benzer bölgelerde veriliyor.. Evet ÖSO, daha önce de eğitim programlarına alınmıştı.. Fakat bu defa başka.. Askeri yetkililer; “Artık sahada eski ÖSO yok, yeni bir ÖSO doğuyor. Eğitime alınan bu ÖSO mensupları ilerde yapılacak muhtemel operasyonlarda farkını gösterecek” diyor.. Dikkate alınmasında yarar var..