Yazarlar

Selim ATALAY

Selim ATALAY

http://www.selimatalay.com

Statüko dağılıyor

Selim ATALAY tüm yazıları

Barış isteyenlerin de elinde sopa olması gerekiyor

Kuzey Kore krizi tırmanışta. Kuzey, yalnızca ABD ve Güney Kore’yi değil, Japonya’yı da kışkırtmaya çalışıyor. Çin-Rusya ‘tavşana kaç, tazıya tut’ oynuyor. Kuzey Kore’deki sokak görüntülerine dikkatli bakın: Yanakları çökük ve zayıf insanlar göreceksiniz. Fit değiller, açlar.

- Vladimir Putin: Kore yarımadası büyük bir çatışmanın kıyısında.

- Fransa: Kuzey Kore birkaç ay içinde ABD’ye ve her yere ulaşan füzelere sahip olacak.

- Fransa ve İngiltere Çin’e ‘Kuzeyi durdur’ çağrısı yaptı.

- Çin medyası İngiltere Başbakanının ‘Kuzeyi durdur’ çağrısına ağır saldırıyla karşılık verdi: May zayıf bir lider.

- BRIC ülkeleri toplanıyor. Çin Komünist Partisi Kongresi Ekim’de...

Kuzey Kore krizi yine tırmanışta... Demeçler ve gidişat iyi değil. Gerilimin tırmanıp sonra birden durulacağı ve bir çare bulunacağı- beklentisi  taşımak ve iyimser olmak iyidir. Ancak iyimserlikten önce tedbir gerekiyor. 

Gerilim taraflarının başka meseleleri ve hesapları da olduğu için, Kuzey Kore üzerinden hesaplaşma, genel çatışma riskini artırıyor. En basitinden Kuzey Kore rejimi var olma-olmama mücadelesinde. Donald Trump da bir anlamda var olma mücadelesinde. Tarafların hedef ve beklentilerinin birbirine ters olması, uzlaşma ve müzakere yollarını tıkıyor. 

Kuzey Kore belki nihayetinde masaya oturup rejim meşruiyetinin ve nükleer varlığının ABD tarafından tescil edilmesini bekliyor, ancak bunu teslim ve tecil etmek Trump için şahsi ve siyasi riskler taşıyor. ABD’nin Asya’ya ve dünyaya ‘düşüşte bir güç olmadığını’ kanıtlamak zorunda kalması, çatışmanın riskini katlıyor. 

Bir Trump var, bir de ABD var. Ve iki parça da, Kuzey Kore riskini görüyor. 

Asya’da yanlış hamle yapan, ağır kaybeder. Mevcut durumu-Statükoyu korumak ise giderek zorlaşıyor, statükonun dikişleri atmakta.

Çin, Kuzey Kore’nin iplerinin elinde olduğu iddialarını reddediyor. ABD ile daha büyük meselesi var.

Rusya ABD’nin mevcut yolunun yol olmadığını söylüyor. Putin boşuna ‘savaş’ uyarısı yapmadı. Onun da ABD ile başka meselesi var.

Japonya ve Kore topun ağzındalar. Japon halkının şafak vakti ‘füze geliyor’ alarmıyla yataklarından fırlaması kabul edilir bir durum değil. Kuzey Kore tehdit ve şantajı altında ne kadar yaşayacaklar?

Türkiye açısından genelde savaş kabul edilir durum değil. Savaş istemiyoruz. Kuzey Kore’nin ABD’yi rahatsız etmesi belki eğlenceli bir durum gibi gelebilir, ancak bölgede dostumuz ve iş ortağımız Güney Kore ve Japonya tehdit altındalar. Çatışma dünya ticaretini alt-üst eder. ‘Birbirini yesinler’ formülü de işlemez: Birbirlerini yemeye başladıklarında bütün dünya etkilenir, ucu bize de dokunur. ‘Kore’ye nükleer silahı kim verdi ve bu iş nasıl başladı’ diye sormak da lazım. Ancak Asya’da hukuk, adalet noktası geçildi. Silah ve güç konuşuyor. 

Bu ortamda çatışmanın sorumluluğunu dünya kamuoyu önünde karşı tarafa yükleyebileceğine inanan taraf, silaha sarılabilir. İşte bir tehlike daha.

ABD son dakikada destek isteyecek

Bölgede savaş riski var. Nükleer silahlara da açık olan sıcak bir çatışma için, yakın zamana dek ’Asla olmaz’ deniyordu... Şimdi  ‘Evet, çatışma ihtimal dahilinde...’ noktasına geldik. 

Çatışma çıkarsa, ABD en önce Asya’dan ve NATO müttefiklerinden eş zamanlı destek isteyecektir. Bu destek talebi ilk aşamada asker-silah değil, savaşa siyasi destek talebi olacaktır. 

Bu ihtimal, İngiltere’yi düşündürmeye başladı. BM Güvenlik Konseyi ve NATO üyesi ve AB dışı müttefik olarak İngiltere, ABD’ye en yakın ülke. İngiltere’de tanınmış nükleer strateji uzmanı Prof. Malcolm Chalmers, Londra hükümetinin en kısa zamanda ‘ABD’den Kuzey Kore’ye askeri harekâta destek talebi gelirse, ne cevap verileceğini belirlemek için çalışma başlatması’ gerektiğini söyledi. 

Chalmers’a göre talep son dakikada ve ABD askeri harekât kararı aldıktan sonra gelecek. Ve bu talebe cevap için Londra’nın sadece birkaç saat zamanı olacak. Profesöre göre Londra’nın ABD’ye vereceği cevap, hem dış stratejiyi, hem de iç politikayı yakından ilgilendiriyor. O yüzden Profesör şimdiden ihtimallerin değerlendirilmesini, ulusal güvenlik konseyinin çalışıp hazırlık yapmasını öneriyor. 

Ve ABD’nin kesin olarak NATO’ya gelip hem destek istemesi hem de ‘Ben tehdit altındaysam Londra-Berlin-Paris de tehdit altında’ demesi bekleniyor. 

İngiltere ve Fransa bu durumun farkında... Almanya 24 Eylül seçimini bekliyor. 

ABD desteği konusunda NATO tereddüt gösterirse kıyamet kopacak. 

Füzelere müdahale edin

Kuzey Kore’nin füzelerini ABD siber müdahale ile düşüremiyor mu? Bir ara böyle bir laf dolaşmıştı. Hatta 2014’te Başkan Obama -Kuzey Kore füze ve nükleer sistemlerine yoğun siber müdahale- emri vermişti.

Bu konuda bir geveze kaynak önceki gün konuştu. Ancak ağzından sır mı kaçırdı, yoksa önemli görünmek için sır veriyormuş gibi mi yaptı, anlaşılamadı. 

İlgili kişi, Sebastian Gorka. Trump yönetiminin ilk dalgasıyla Beyaz Saray’a ‘Ulusal Güvenlik danışman yardımcısı’ gibi bir unvanla girmişti. Her yerde ve olayda  İslam dinini aramaya meraklıydı. Ehliyet ve bilgisinin Beyaz Saray’ı sadece ziyaretçi olarak görmeye yettiği bilindiği halde, birkaç ay ortalıkta dolaştı, sonra da kovuldu. 

Gorka, kovulduktan sonra bir TV mülakatında Kuzey Kore füzelerinin ABD siber müdahalesiyle düşürüldüğünü ima etti. Bu konuda sırlar bildiğini söyledi.

ABD’nin bu yolda çalıştığı biliniyor ama nerede başardı, nerede başaramadı bilinmiyor. Üstelik son dönemde Kuzeyin füzelerinin başarısız kaldığına dair bir işaret de yok.

ABD için şu noktada Kuzeyin füzelerini siber müdahale ile düşürmek, savaştan daha az maliyetli bir seçenek. 

Bir diğer maliyetsiz çözüm, Kuzey’in hırçın lideri Kim’in suikastla ortadan kaldırılması. Bu konuda en çok Güney Kore istekli... Kuzey Kore rejimini komando operasyonuyla yok etmek, Japonya için de tercih edilir durum, ancak şimdilik konu film senaryosu boyutunda. 

Gorka’nın sağdıcı Steve Bannon’ın ‘Kore’de askeri çözüm yok, yarım saatte milyonlar ölebilir. O işi unut. Bizi teslim aldılar’ sözü de unutulmadı. Ama tekrar söylemek gerekirse: Artık görevde değiller. 

Takvime bakınca

Kuzey Kore füze atmaya, nükleer deneme yapmaya devam ettikçe, sıcak çatışma riski de artıyor.

Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya ve de sonradan ekleme Güney Afrika, BRICS olarak 3-5 Eylül’de Çin’de olağan toplanacaklar. Putin ‘Kuzey Kore konusunda Çin ile ortak planımız çoktan hazır. Çare bu planda... Kuzeyi tehdit ve sıkıştırma çabası işe yaramaz’ diyor. Bu hava Kuzeyi daha da cüretkar olmaya teşvik edebilir. 

Çin Komünist Partisi 19. Kongresi’nin 18 Ekim’de yapılacağı duyuruldu. Kongre, Şi JinPing’e 5 yıl daha yetki verecek ve kadrolarını pekiştirmesini sağlayacak. Normalde Şi’nin yaş haddinden değişmesi gerekiyordu, o süreç değişti. Şi o Kongreye dek Çin’de, bölgede ve dünyada sorun istemiyor. 

Bekleyiş mümkün, ancak herkesin takvimi ve saatleri farklı işliyor. 

Japonya’da ABD üsleri 

Kuzey Kore’nin Japonya üzerinden füze geçirmesiyle Japonya’daki ABD varlığı da hatırlandı.

Japonya’da 2. Dünya Savaşı’ndan beri ABD askeri var. İki atom bombasının ardından Japonya büyük kayıplarla ABD’ye teslim olunca, ABD hem işgal için, hem de bölgesel karakol olarak Japonya’ya yerleşmişti.

Japonya’da halen 112 üste 40 bin ABD askeri var. Ayrıca asker ailelerinin nüfusu da 40 bin kadar. 112 üssün yaklaşık 90‘nda ABD’nin hakimiyeti var, diğerleri Japon ordusuyla birlikte kullanılıyor.

Japonya’daki ABD üslerini haritaya yayınca çok geniş alanların ABD işgalinde olduğu  izlenimi doğsa da, ABD üssü sayılan yerlerin toplam alanı yaklaşık bin kilometrekare. Japonya’nın yüzölçümü 380 bin km kare.

Japon hükümeti, ABD’nin üslerdeki egemenlik alanının yalnızca 312 km kare olduğunu söylüyor. Hatta Japonya, ABD üslerinin dörtte üçünün küçük Okinawa adasında olduğunu vurguluyor. Okinawa’nın toplam Japon toprakları içindeki payı binde 6.

Japonya bu şekilde ‘çok küçük bir alanın ABD egemenliğinde olduğunu’ hatırlatıyor ve etkiyi en aza indirmeye çalışıyor. Ülke sınırlarında yabancı egemenliği, hoş bir durum değil. 

Okinawa, Japon ana adasından 600 km güneyde. ABD askerlerinin Japonya içinde de güvenlik sağlama görevi var. Japonya’nın ordu beslememe kolaylığı var. Ancak artık ABD Japonya üzerinden ‘bölgesel güvenlik’ boyutuna kaydı. Japonya da kendisine donanımlı bir ordu kurdu. Japonya’daki üsler daha çok ABD 7. deniz filosu ile uçak filoları için gerekli.

ABD 7. Filosu, Pasifik ve Doğu Asya’ya verilen önemi yansıtır şekilde kalabalık.  En az bir uçak gemisi, 12 ya da fazla nükleer denizaltı dahil 60-70 parçalık bir filo Japonya merkezli olarak Çin ve Rusya açıklarında devriye geziyor. Filonun görev alanı Hint Okyanusu’na, Avustralya ve Antarktika’ya uzanmakta...