Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Şu mehdilik meselesi

Hafta içinde bir tv programında seyrettiğim mehdilik tartışmasından sonra ben de düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. 

1973 yılında, lise son sınıfta üniversiteye hazırlanırken bir cemaatle tanıştım.

İddialı fikirleri vardı. Liderlerinin mehdi olduğunu söylüyorlardı. ‘Hz. İsa indi ama kendini saklıyor gelecek sene İstanbul’da mehdi hazretleriyle bir araya gelecekler, Ayasofya’da kılacakları namaza mehdi imamlık yapacak.’ diyorlardı.

‘Boşuna üniversite hazırlığı yapmayın mehdi bütün diplomaları geçersiz sayacak.’ diyerek bizi ikaz ediyorlardı.

***

Sömestri tatilinde Ankara’ya gittim birkaç gün cemaatin evlerinde kaldım, şaşırmıştım. Biz üniversiteye girmek için gece gündüz ders çalışırken cemaat evlerinde mehdiye tabi olmak için üniversite tahsilini yarıda bırakmış gençler gördüm!

Ankara’da kısa süreli kalacağım için seferiydim ve namazları yalnız kıldığımda kısaltıyordum. Beni uyardılar, ‘Seferilik hükmünü mehdi hazretleri kaldırdı.’ dediler ve  delil olarak bana bir fotokopi gösterdiler.

Fetevay-ı Hindiyye’den arapça bir sayfa idi. Benim anlayamayacağımı düşündüler herhalde. Oysa ben arapça biliyordum, okudum, metin tam tersini söylüyordu. Bana gösterdikleri delil onları yalanlıyor beni teyid ediyordu.

Cahildiler!

***

Ondan sonra kendi çapımda bir araştırma yaptım, mehdilik meselesini okudum. Baktım mehdi dedikleri zatın özellikleri kitaptakilere de uymuyor. Araya mesafe koydum.

Önceleri konuyla pek ilgili değildim, bu olaydan sonra dikkat ettim sadece onlar değil daha başkaları da kendi liderlerini mehdi olarak görüyorlardı!

Günümüzde de maalesef mehdilik iddiasıyla din istismarı devam ediyor.

Şii dünyasındaki mehdilik inancı daha farklı bir boyutta. ( İran anayasasında bile beklenen mehdiye işaret vardır!)

***

Yetmişli yıllarda gençlerin İslamcılığı genel olarak bilgiden ziyade kültüre dayalı olduğu için(İslamcı gençliğin önderlerinin çoğu sahıh İslami düşünceye sahip olduklarından gençlerimizi aşırılıklardan uzak tutmuşlardır!) ben bilgiye ulaşma yolunu tercih etmiş ve İslami ilimlere yönelmiştim.

Önce Türkiye’de bulabildiğim kadarıyla ilim erbabından ders almaya çalıştım sohbetlerine katılmaya gayret ettim. Sonra da Medine-i Münevvere’ye giderek İslam Üniversitesi’ne girdim,  beş yıl süreyle İslami ilimlerle haşir neşir oldum. Üniversite haricinde Ezher ulemasından ve Medine’de mukim Erzurumlu Hattat Mustafa Necatüddin ve Ali Ulvi Kurucu gibi zevattan özel dersler aldım. Akaid, Fıkıh usulü, Fıkıh, hadis usulü, hadis ve tefsir dersleri okudum. Modern Arapçaya hakim olmak için beş yıl boyunca sürekli Ali Ulvi Kurucu beye eşlik ettim. Hep Arapçamı geliştirdim, tecrübesinden ve bilgisinden faydalandım, hem çevremi genişlettim hem de feyzinden istifade ettim.(Allah hepsinden razı olsun)

***

Mehdilik meselesine gelecek olursak. İslam’ı temel kaynaklarından öğrenecek alt yapıya sahip olduktan sonra gördüm ki İslam kaynaklarında mehdilik diye bir kurum var.

Efendimiz birçok hadisinde ahir zamanda dünyaya adaleti hâkim kılacak bir mehdinin geleceğini haber veriyor.  Ama Kuran’ı ve sünneti bir kenara bırakıp mehdi beklememizi emretmiyor. Tam tersine kitap ve sünnete sıkı sıkıya bağlı kalmamızı emrediyor.

Mehdilik İslam’ın beş ve  imanın altı şartından biri değil.

Kuran ve sünnet çerçevesinde mehdilik kurumunun varlığına inanan kimsenin imanı zarar görmeyeceği gibi hadislerin sahih olmadığı gibi gerekçelerle mehdiliği inkar edenin imanının da zarar görmeyeceğini düşünüyorum.

Biz mehdi beklemekle değil Kuran ve sünnete tabi olmakla mükellefiz. Hadislerde geçtiği kadarıyla mehdi de Kuran ve sünnete uyacaktır.

***

Kuran’a ve sünnete uymayan ve mehdi olduğunu iddia eden bir kimse, havada uçsa, suda yürüse, kızgın şişleri yalasa bile  benim nazarımda zerre kadar değeri yoktur. Çünkü en büyük keramet şeriatın zahirine uymaktır. Ben zahire bakarım İslam’a uygunsa kabul ederim değilse reddederim.

Ayrıca mehdinin İslam’ı değiştirme yetkisi de yoktur. Mehdi olduğunu hatta mehdi resul olduğunu iddia eden ve İslam ahkâmını hafife alanlara zerre kadar itibar etmem, sadece acırım, tedavi tavsiye ederim.

Hülasa, Müslüman mehdi beklemekle değil İslam’ı yaşamakla mükelleftir.