Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Şu Yemen elleri ne yamandır

Yemen 1517’den 1918’e kadar Osmanlı’ya bağlı kalmış bir bölge. Osmanlı’nın son vilayeti

400 senelik birliktelik. Acı tatlı hatıralarla dolu bir tarihi beraberlik.

Biliyorsunuz en içli türkülerimiz Yemen üzerinedir.

Stratejik konumu itibariyle büyük güçlerin sürekli hedefinde olan Yemen bugünlerde kelimenin tam anlamıyla bir kaos yaşıyor.

Silahlı  güçler başkenti işgal ettiler, cumhurbaşkanı ve başbakan istifa etti.

Bugün toplanabilirse meclis toplanıp, istifaları görüşecek ve çarelerini görüşecek.

***

Yemen, Arap Baharı’nın son ayağıydı. Körfez ülkelerinin baskısıyla Ali Abdullah Salih görevi, Abd Rabbuh Mansur Hadi’ye devretti.

Devretti devretmesine de elini bir türlü çekmedi.

Başta Cumhuriyet Muhafızları olmak üzere ordu içinde oldukça güçlü olan Salih, ülkeyi karıştırmaya devam etti.

Bir taraftan Salih’in tahrikleri, bir taraftan cumhurbaşkanı Hadi’nin basiretsizliği, diğer taraftan Suudi Arabistan ve İran’ın müdahaleleri ülkeyi içinden çıkılması zor bir kaosa sürükledi.

***

Hikaye uzun ben özetliyorum.

Husi’ler başkenti sözde işgal ettiler. (Husilik, Hüseyin Husi’nin 1992’de kurduğu Ensarullah isiml Zeydi inancına mensup İran destekli silahlı hareketin adıdır.)

Sözde diyorum çünkü Husiler Yemen’de yüzde 5’lik bile tabanı olmayan bir hareket. Çıkış sebepleri dönemin cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in öteleyici ve ayrımcı politikalarına itirazdır. Bizdeki PKK’nın çıkışı gibi bir şey.

Husilerin bu silahlı hareketi 20 bin asker ve 30 bin sivilin ölümüne, 500 bin kişinin evinden yurdundan kaçmasına sebep olmuştur.

İşin garibi nedir biliyor musunuz?

Ali Abdullah Salih’e karşı ayaklanmış bu grup bugün Ali Abdullah Salih’le birlikte başkent San’a’yı işgal etmiştir!

***

Husilerin başkenti işgal edecek gücü ve imkanı yoktur. Görünürde Husiler vardır ama asıl güç Salih’in elindedir.

Maalesef bu oyunda İran ve başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkeleri başroldedir.

Bu iki güç ve uzantıları Yemen’deki devrimi boğmak için ittifak etmişlerdir.

Mısır ve Tunus’ta olduğu gibi yönetimin dini bütün insanların eline geçmesi her iki gücü de rahatsız etmektedir.

Müslüman kardeşlerin terör örgütü ilan edilmesi sadece Mısır’ı değil başta körfez ülkeleri olmak üzere tüm Arap ülkelerini dindarlara karşı durmak için alınmış bir karardır.

Yemen’deki  Müslüman Kardeşler (Hızbu’t-Tecemmu’l-Yemeni lil-Islah/Reform için Yemen Kitle Partisi ) oyunu gördükleri için güçlü olmalarına rağmen akıllı davranarak bugüne kadar kavgaya dahil olmamışlardır!

***

Siyasi mücadele taraflar arasında amansız ve kanlı bir şekilde devam etmesine rağmen Yemen’de günlük hayat tabii seyrinde devam etmektedir.

Bugün meclis toplanıp siyasi gruplarla yeni bir başkanlık divanı oluşturmayı görüşecek. Toplanabilir mi bilemiyoruz. Çünkü mecliste temsil edilen siyasi grupların yarıdan fazlası bu toplantıyı boykot ediyor. Toplansa bile alacağı kararların çok etkili olacağı söylenemez. Zira meclisin meşruiyeti de tartışmalı.

Husiler güçlü bir halk tabanına sahip olmadıkları için askeri bir konsey talep ediyorlar.

Uluslararası güçler cephesinde ise Suriye’de Esed’e razı oldukları gibi Yemen’de de perde arkasında gücü elinde bulunduran Salih’in takımına rıza göstermek gibi bir eğilim seziliyor.

***

Güney Yemen’de ayrılık rüzgarları esiyor.

Arap baharı sürecinde Yemen devrimini yöneten kitlelerin tekrar sokağa çıkma hazırlığı içinde olduğu haberleri geliyor.

Yemen’de 17 yıl kalmış bölgeyi çok iyi bilen bir dostum bütün bu karışıklıklara rağmen Yemen halkının birbirlerine karşı hoşgörülü olduklarını hatırlatarak bu esnekliğin siyasi gruplara da yansıyacağını ve aralarında anlaşarak sorunu çözebilecekleri ümidini taşıdığını söyledi.

Eh  bize de bu beklentiye inşallah demek düşer.

Yemenli dostlarımdan da yakınen biliyorum Yemenliler gerçekten sevimli insanlar.

Hadislerde geçtiği gibi vicdan sahibi ince ruhlu ve yumuşak kalbli insanlar. Genel tabiatları öyle.

Buna rağmen makyevelist siyaset o insanların içinden de canavarlar çıkartabiliyor.