Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Suriye’de kaçırılan fırsatlar

Arap baharı Arapların intifada (silkiniş) hareketiydi. Lakin bu silkinişin dindarların iktidarıyla sonuçlanacağı görülünce emperyalist güçler müdahale etti. Tunus dışında Arap baharı yaşayan ülkeler eskisinden beter oldu.

Bu manzarayı gören İslam karşıtları ise bütün suçu Müslümanlara yükleyerek İslam’ı mahkum etmeye çalıştılar.

Evet Müslümanlarda da kusurlar olabilir vardır ama asıl suçlu diktatörleri destekleyenler ve darbecilere arka çıkanlardır.

Demokrasi edebiyatı yapıp demokrasiden korkanlardır.

Suriye’de olayların bu raddeye gelmesinin temelinde de Esed diktatörünü Suriye halkının iradesine tercih edenler vardır.

***

Bugün Suriye’de akan kanın asıl sorumluları düşmesine iki saat kala Esed’in imdadına yetişenlerdir.

Ve bu müdahaleye sessiz kalanlardır.

Türkiye bütün bu aşamalarda en doğru olanı yapmış, bir an önce istikrarın sağlanması için gereken uluslar arası adımları eksiksiz atmıştır. Radikal örgütler piyasaya çıkmadan uyarmıştır!

Ama uluslararası güçler Suriye’de demokrasi yerleşir de dindarlar iktidara gelirse, İslam ülkelerinin uyanmasına vesile olacağını ve artık diledikleri gibi at oynatamayacaklarını gördükleri için Esed’i tercih ettiler. Tıpkı Mısır’da darbeyi demokrasiye tercih ettikleri gibi.

Mülteciler Avrupa sınırlarına dayanınca batı hatasını biraz anlamış görünüyor ama ba’de harabil Basra.

Ukrayna müdahalesi ve Kırım’ın ilhakıyla batıyı test eden Rusya beklediği tepkiyi görmeyince cesaretlendi ve işte şimdi Suriye adımını atıyor.

***

Türkiye’nin hatası yok mu? Var elbette.

Birinci hatası batıya ve batılı politikacılara güvenmesi. Batılı politikacılar demokrasiden yana ve diktatörlere karşı olduklarını söylediler hatta Suriye’nin dostları toplantısında başta ABD olmak üzere Esed’in meşruiyetini yitirdiğini açıkça ilan ettiler ama hiçbiri sözlerinin arkasında durmadı. Mısır’da darbeye bile karşı çıkmadılar. Daha geçen hafta Obama, Aşırılık ve Terörle Mücadele toplantısında darbeci general Sisi ile tokalaşmaktan imtina etmedi. Oysa Sisi’nin orada terör diye tanımladığı hareket Mısır’ın milli iradesiydi.  Bunu Obama da ona kapıları açan BM de bal gibi biliyordu.

***

Türkiye’nin Suriye konusunda ikinci hatası ise kaçırdığı fırsatlardır.

Suriye’den atılan roket 5 vatandaşımızın ölümüne sebep olunca Türkiye müdahale edebilir kimse de sesini çıkaramazdı. Fırsat kaçırıldı. Angajman kuralları değiştirilmekle yetinildi. Bana göre Esed’e ağırdarbe vurulabilecek bir fırsattı. Kaçırıldı.

Haziran 2012 uçağımız düşürüldüğünde de Türkiye Suriye ordusunun bütün mevzilerine tıpkı PKK’ya yaptığı gibi operasyon düzenler ve Esed’in belini kırabilirdi. O fırsat da kaçırıldı.

2013 Mayıs’ında Reyhanlı’daki bombalı saldırıda 52 sivil ölmüş ve 146 sivil yaralanmıştı. Türkiye açıkça Esed’i suçladı. O olaydan sonra da Türkiye Esed’in sarayını başına yıkabilirdi kimse de kolayına sesini çıkaramazdı. Bence o fırsat da kaçırıldı.

Türkiye’nin askeri müdahalesinden yana değilim ama bu olaylar mukabele etme hakkını doğurmuştu.

***

Bundan sonra yapılacak da Suriye’ye askeri müdahale değildir. Suriye muhalefetinin askere ihtiyacı yok. Muhalefet birleştirilir ve güçlü silahlarla takviye edilirse ne Rusya’nın ne İran’ın orada alan kazanması mümkün değildir. Zaten İran’ın onca savaşçı personel desteğine rağmen Esed’in bir varlık gösterememesi üzerine bu son gelişmeleri yaşıyoruz.  Fiilen Esed’in yanında olan Rusya bu kez resmendevreye giriyor. İran ise askeri varlığını takviye ediyor.

Batı hala olayın vahametini tam olarak kavrayabilmiş değil.

Mültecilerin sınırlara yığılması Avrupa’yı biraz uyandırdı ama tam değil. Bence Türkiye mültecilere Avrupa kapılarını aralamalı ki Suriye’de neler oluyor daha iyi anlasınlar!