Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Suriye’ye kara harekatı mı?!

Resul Tosun tüm yazıları

14 Aralık 2015 tarihinde Teröre Karşı İslam İttifakı’ndan bahseden Suudi Arabistan bu kez de Suriye’ye müdahaleyi gündeme getirerek yeni bir çıkış yaptı. 

4 Şubat 2016 Perşembe günü Suudi Arabistan askeri sözcüsü Ahmed Useyri  gündeme bomba gibi düşen bir açıklama yaptı.

DAİŞ’e karşı oluşturulan koalisyon çerçevesinde Suudi Arabistan’ın Suriye’ye askeri birlik gönderebileceğini söyledi.

***

Yeni Suudi kralının ekibi eskisine kıyasla daha aktif politikalar izliyor intibaı bırakıyor.

Eski yönetimin bölge sorunlarındaki tavrı olaylardan birkaç gün sonra ancak anlaşılabilirdi. Yeni yönetim ise gündem belirleme özelliğine sahip!

Teröre Karşı İslam ittifakı konusunda da 34 ülkenin birliğinden bahsetmişlerdi ama daha sonra unutuldu gitti!

İnşallah bu yeni teklif ona benzemez.

***

Aslında koalisyonun Suriye’ye kara harekatı fazlasıyla gecikmiş bir hamledir.

Koalisyonun hava harekatıyla iktifa etmesinin yanlış olacağını Türkiye başından beri söylemişti ama koalisyon teröre karşı savaşıyor gözüküp terörü beslemekten ve azdırmaktan başka bir iş yapmadı.

PKK’nın Suriye uzantısı PYD terör örgütünü besleyerek de tüy dikti.

***

Rusya’nın müdahalesinden sonra alanın tamamen terör örgütleri ve katil rejime terk ediliyor olması üzerine Suudi Arabistan’ın bu teklifi son derece makul ve mantıklı bir teklif olarak görünüyor.

Gerekçesi de makul. DAİŞ terörüne karşı askeri müdahale.

Rusya da o gerekçeyle gelmiş ve katil rejimin terör olarak nitelediği muhalefeti hedef almıştı/alıyor!

***

Suudi Arabistan’ın teklifi İslam İttifakı’nda olduğu gibi henüz somutlaşmış değil ama kabul görmüş olması olumlu bir gelişmedir.

Her ne kadar Suriye muhaliflerinin askere değil nitelikli silahlara ihtiyacı olsa da düzenli ordular güneyden ve kuzeyden girerek sorunu kısa süre içinde çözerse bölge birazcık olsun rahata kavuşur.

Fakat..

***

Fakat  bu o kadar kolay değil. Herhangi bir ordunun Suriye’ye girmesi demek sadece katil Esed güçleriyle çarpışacağı anlamına gelmiyor.

O ordu karşısında Rusya’yı bulacak, karşısında İran’ı bulacak belki de bir müddet sonra Çin’i bulacak!

Suudiler bunları düşündü mü bilmem ama Suudilerin askeri yeteneğinin bu sorunun üstesinden geleceğini söylemek pek kolay değil.

***

Suudiler 11 aydan beri Yemen’e hem havadan hem karadan askeri operasyon düzenliyor. Karşısında da belki dünyanın en fakir güçleri bulunuyor ama henüz başkent Sana’yı bile ele geçirebilmiş değil!

Suudilerin teklif ettiği koalisyon güçleri çerçevesinde bir kara harekatı eğer sadece Suud, Türkiye ve Katar gibi Müslüman ülke güçlerinden oluşursa, ABD ve batı bu güce katılmaktan istinkaf ederse bu harekat koalisyonun harekatı olmaz, koalisyonun tuzağı olur!

***

Ayrıca bu oluşuma Türkiye’nin katılması NATO üyesi olması hasebiyle büyük riskleri ve problemleri beraberinde getirir.

Koalisyon hem böyle bir güce katılmaz hem de bölgede rejim ile birlikte hareket eden PYD ile dayanışma içinde olursa kara harekatının başarılı olacağı da şüphelidir.

Batı başta ABD, ortağının terörist PYD mi, yoksa Türkiye mi olduğuna karar vermelidir!

***

Cumhurbaşkanı’nın 1 Mart tezkeresine gönderme yaparak Suriye konusunda aynı hataya düşülmeyeceğine işaret etmesi; Davutoğlu’nun Suud ziyaretinde Genelkurmay Başkanı’nın eğitim kıyafetiyle görünmesi  ilgili çevrelere önemli mesajlar vermektedir.

Suudilerin Suriye’ye kara harekatı çıkışı somutlaşacak mı yoksa İslam ittifakında olduğu gibi unutulacak mı orasını zaman gösterecek!

Şu kadarı var ki, Suudileri sadece DAİŞ ve İran düşündürüyor. Fazla da ayak bağı yok. İsterse Bahreyn’e giriyor, isterse Yemen’e müdahale ediyor!

***

Oysa Türkiye’deki iktidar içerde bir taraftan Paralel Yapı ve PKK terörü ile mücadele ederken diğer taraftan siyasi muhalifleriyle ve güdümlü medya ile boğuşuyor.

Dışarıda NATO ile eli kolu bağlı, AB ödev üstüne ödev veriyor, PKK ile, DAİŞ ile savaşıyor, Siyonistlerle ve darbecilerle mücadele ediyor. Rusya’nın, İran’ın ve Irak’ın hasmane tavırlarını göğüslüyor! Ermeni sorunu ve Kıbrıs sorunu da cabası.

Seksenbin mülteci de Türkiye’nin kapısında bekliyor!

Onun için de Türkiye bin düşünüp bir adım atmak zorunda!