
Suriye'de uzun süredir devam eden çatışma ortamının ardından Şam yönetimi ile SDG arasında ortaya çıkan mutabakat zemini, yalnızca askeri ve idari bir düzenleme olarak değil, aynı zamanda savaş sonrası devlet inşası bağlamında kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.
Devlet otoritesinin yeniden tesisi, merkez–çevre ilişkilerinin rasyonel biçimde düzenlenmesi ve toplumsal dokunun onarılması, modern uluslararası ilişkiler literatüründe "post-conflict state-building" başlığı altında ele alınan temel meselelerdir. Bu çerçevede, taraflara tanınan süre ve ortaya konan ilkeler, teorik olarak kapsayıcı bir entegrasyon modeline işaret etmektedir.
HASEKE VE KAMIŞLI ÜZERİNDEN OKUNAN SURİYE'NİN GELECEĞİ
Mutabakatta öngörülen hususlar, özellikle fiili kontrol alanlarının barışçıl biçimde merkezi devlet yapısına eklemlenmesini hedeflemesi bakımından önemlidir. Suriye ordusunun Haseke ve Kamışlı kent merkezlerine girmeyerek çevrede konuşlanması, güvenlik ikilemi teorisinin öngördüğü riskleri azaltmaya dönük rasyonel bir tercihtir. Tarihsel olarak Lübnan iç savaşı sonrası güvenlik düzenlemeleri ya da Irak'ta 2000'li yılların ortasında tartışılan federal–merkezi denge modelleri, şehir merkezlerinde askeri varlığın sınırlandırılmasının çatışma sonrası normalleşmeye katkı sunduğunu göstermiştir.
Benzer şekilde, Kürt köylerine askeri birliklerin girmemesi ve güvenliğin yerel halktan oluşan unsurlar eliyle sağlanması, yerel meşruiyetin korunması açısından kritik bir unsurdur. Max Weber'in devlet tanımında vurguladığı meşru şiddet tekeli, günümüz çok-etnili ve çok-kimlikli toplumlarında mutlak bir merkezileşme ile değil, rıza ve katılım yoluyla sürdürülebilir hale gelmektedir. Bu nedenle, yerel güvenlik düzenlemeleri devlet egemenliğine tehdit değil, aksine onu tahkim eden geçiş mekanizmaları olarak okunmalıdır.
GÜVENLİK İKİLEMİNDEN ORTAK GÜVENLİĞE
SDG adına Savunma Bakan Yardımcılığı, Haseke Valiliği, Halk Meclisi temsiliyeti ve devlet kurumlarında istihdam için aday ve personel listeleri sunulacak olması, sembolik olduğu kadar kurumsal bir anlam da taşımaktadır. Siyasal entegrasyon, yalnızca silahlı unsurların tasfiyesi değil, aynı zamanda elitlerin sisteme dahil edilmesi sürecidir. Samuel Huntington'ın siyasal kurumsallaşma yaklaşımı, sisteme entegre edilmeyen aktörlerin zamanla sistem dışı muhalefet ve istikrarsızlık üreteceğini vurgular. Bu bağlamda önerilen mekanizma, potansiyel çatışma alanlarını siyasal rekabet zeminine taşıma kapasitesine sahiptir.
SDG'ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesine alınması, klasik "DDR" (silahsızlanma, tasfiye ve yeniden entegrasyon) süreçlerinin Suriye'ye uyarlanmış bir versiyonu olarak görülebilir. Aynı şekilde sivil kurumların merkezi idari yapıya entegre edilmesi, devlet kapasitesinin parçalı yapıdan bütüncül yönetime evrilmesi açısından elzemdir. Bu adımların başarısı ise zorlayıcı güvenlik politikalarından ziyade, şeffaf takvimler ve karşılıklı güven inşasıyla mümkün olacaktır.
ÜNİTER DEVLETİN SESSİZ GÜCÜ
Cumhurbaşkanlığı tarafından 13 sayılı kararnamenin uygulanacağına dair verilen taahhüt, Kürtlerin dilsel, kültürel ve vatandaşlık haklarının anayasal çerçevede güvence altına alınması anlamına gelmektedir. Modern ulus-devletlerin tarihsel deneyimi, kültürel hakların tanınmasının devletin üniter yapısını zayıflatmadığını, aksine aidiyet duygusunu güçlendirdiğini göstermektedir. İspanya'nın demokratikleşme süreci ya da İskandinav ülkelerinin azınlık politikaları bu bağlamda öğretici örneklerdir.
Bu nedenle, SDG'ye tanınan sürenin mutabakata uygun biçimde değerlendirilmesi, Suriye açısından yalnızca güvenlik kazanımı değil, toplumsal bir kucaklaşma fırsatı sunmaktadır.
Mutabakata uyulmaması halinde terörle mücadele operasyonlarının hız kazanması mümkün olsa da, bu yolun toplumsal mutabakatı zedeleme riski göz ardı edilmemelidir. Kalıcı barış, yalnızca askeri başarılarla değil, kapsayıcı siyasal uzlaşılarla mümkündür. Bugün önümüzde duran seçenek, güç yoluyla birliği dayatmak ile rıza temelinde güçlü ve bütüncül bir Suriye inşa etmek arasındaki tarihsel tercihtir.