Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Theodore Roosevelt ne diyor?

Yiğit BULUT tüm yazıları

Yazıma başlamadan daha önce bazı konuşmlarımda kullandığım Roosevelt’in bir sözünü alınlıtamak istiyorum. Aynen şöyle diyor ve zamanına göre çok cesur bir cümle; “...Atlantik çağ şimdi gelişimin doruklarında ama çok yakında sahip olduğu bütün kaynakları tüketecek...En görkemli olması beklenen Pasifik çağ ise yeni uyanıyor...”

Evet, cümle aynen böyle ve kitabında bu cümleye yer veren yazar da altına bir not düşüyor; Pasifik çağ’a DOĞU önderlik edecek...

Sevgili dostlar, çok uzun zamandır hemen hemen her yazımda Batı’nın Doğu’ya hakimiyetinin bitişinden bahsediyor ve YENİ DÜZEN ve DENKLEM tanımını yapmaya çalışıyorum.  Aslında bu detayı sorgulayan dünya genelinde birçok yazı kaleme alınıyor. Yeni denklemi ve hakim güçleri kendi bakış açılarından tarif eden birçok yazar var. Bütün bu yazıların ortak bir karesi var; bölgemizde tanımlanan yeni büyük güç denklemi içinde Türkiye mutlaka var. Kimi Rus-Türk, kimi Avro-Türk, kimi Türk-İslam coğrafyası olarak tarif ediyor. Burada tercih ve oluşum büyük ölçüde elimizde olmakla birlikte Türkiye’nin artık birçok seçeneği olduğu açık...

İşte tam bu noktada Türkiye’nin attığı enerji adımları yani Nükleer enerji, Hazar entegrasyonu ve Kuzey Irak işbirliği çok önemli. Bu adımları engellemek isteyenlerin de sayısı az değil. Özellikle Almanya’dan gelen “biz nükleerden vazgeçtik 2022’ye kadar kapatıyoruz, siz de yapmayın” açıklamaları ve içerideki uzantıların eylemleri dikkat çekici...

Hemen soralım; “bu oyun neden oynanıyor”...

Soruya cevap olarak kısa bir şekilde tezimi paylaşmak istiyorum: son 10 yıldır sürekli büyüyen-genleşen, Avrupa küçülürken % 4’lük oranları yakalayabilen Türkiye, önümüzdeki 10 yılda yani 2023’e giderken, dünya genelinde oluşabilecek “genel büyüme trendini” kat be kat üstünde bir ivme yakalayacak ve bu ivme için gerekli enerjiyi “nükleer katkı” olmadan sağlamamız da mümkün değil! Kuzey Irak ve Hazar yukarıda belirttiğim gibi diğer önemli 2 bileşen...

Sevgili dostlar, Almanya ve bazı ülkelerin “diğerlerini” tuzağa düşürme yolunda “alır gibi göründükleri” kararları görünce inanın çileden çıkıyorum ! Bu açıklamalar bir de içerideki “yerleşik lobiler” tarafından sahiplenip pazarlanınca iş çok başka noktalara gidiyor....Çok açık yazayım; “enerji dinamiklerimizi” hakkında Türkiye’de korkunç bir lobi var ! Amaçları tek ve net; Türkiye’yi daha 1970’lerde “geçebileceği”-GEÇEMEDİĞİ, nükleer enerjiden uzak tutmak, enerji faturası üzerinden borçlandırmak ve “ölçek büyütmesine” engel olmak ! Daha açık yazayım; Büyüyen Türkiye’nin önünü kesmek ve Türkiye’yi çıktığı kabuğa geri doldurmak ! Kuzey Irak ile oluşacak işbirliğini güçlendiren ÇÖZÜM SÜRECİ’ni baltalama çalışmaları da içten-dışatan devam ediyor...

Sevgili dostlar, Menderes “Amerika’dan para alamadığı” için Petrol Ofisi’ni Ruslar’a satmak isterken “canından oldu”! Hareketi yapanlar kendilerine göre ülkeyi kurtarıyorlardı fakat gerçekte bugün Türkiye’de “altın çıkarılmasına” iyi niyetle engel olmaya çalışan “vatandaşlarımızdan” farkları yoktu! Almanlara göre Türkiye altın çıkarmamalıydı, birilerine göre de o dönemde Rusya ile işbirliği yapılmamalıydı...

Sevgili dostlar, YENİ DÜNYA DÜZENİ içinde “çok net bir büyüme” trendine giren Türkiye için “enerji” en hayati başlık!  Ve en önemlisi Türkiye yeni enerji açılımını “Afrika’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Irak’tan Rusya’dan hatta Japonya’ya uzanan yeni bir hat üstünde” yapacak !

Peki yeni model nasıl detaylandırılabilir?

Türkiye ve “periferisinde” yeni bir “emperyal” güç doğuyor. Emperyal fakat emperyalist değil ! Bu fark ÇOK ÖNEMLİ! Bu oluşuma sadece “Türk-İslam” sentezi olarak bakmayın. Bu yapı Rusya, Çin, İran, Hindistan, Orta Doğu ve Orta Asya’da birçok “yeni beraberlikleri de” içine alıyor ve birçok yeni tezi de kapsıyor. Bir örnek vereyim; bu yapı temelde “Türk-İslam” coğrafyasını temel-çekirdek olarak alsa bile aslında “Türk-İslam-Ortodoks” işbirliğini de, Türk-Çin sentezini de hatta Türkiye sınırları içinde yaşayanlara “tek kimlikli-çok kültürlü” yeni bir “açılımı da” içeriyor...Konjonktürel ve bilinçli adımlarla ortaya çıkan yapı “çok büyük ve çok kapsamlı”! Büyük Türkiye’nin enerji ihtiyacı da karşılayabileceği projeleri de BÜYÜK! Bu noktada şunu da belirteyim; Avro-Türk yeni bir güç oluşacak ise buna da karşı değiliz fakat Avrupa’nın samimiyetsizliği ve adım atmadaki isteksizliği bize çok vakit kaybettiriyor. O da bir seçenek ama AB için çok önemli olmasına rağmen ciddi anlamda vakit kaybedip-kaybettiriyorlar, sonsuza kadar bekleyemeyiz!

Sonuç:Türkiye “yeni bir açılımın” ve yıllar sürecek bir büyüme trendinin eşiğinde ! Bu BÜYÜME “nükleer enerji olmadan” SÜRDÜRÜLEMEZ ve Türkiye nükleer enerjiyi en kısa sürede devreye sokarak kullanmaya başlamalı aynen Kuzey Irak ve Hazar projelerinde hızlı davranılması gerektiği gibi...Türkiye bu enerji dinamiğine geçerken, Türkiye ile samimi işbirliği yapmak yerine “oyunlar ile durdurmaya” çalışanların adımları dikkatle izlenmeli ve özellikle kamuoyunu “biz 2022’de kapatacağız” gibi sahte bilgilerle yanıltmalarına karşı durulmalı...Biz yolumuzda ilerliyoruz, gelene “hoşgeldin” deriz ama bizi yavaşlatıp, durdurmaya çalışanları daha fazla taşıyamayız...

Çok önemli not :Çok uzun zamandır Türkiye’nin “toryum ile enerji etmesi denklemi” üzerine bir araştırma yapıyorum. Çok önemli detaylara ulaştım ve DEVLET’in gerekli merkezleri ile elde ettiklerimi paylaştım. Toryum yakabilmemiz için “proton hızlandırıcıya sahip olmamız” şart! AMA BİLİN BAKALIM ne olmuş; “proton hızlandırıcı diye başlanan projemiz” Engin Arık’ın uçak kazasında hayatını kaybetmesi sonrası devreye giren Amerikalı-İngiliz danışman laboratuarlar ile “ışınım kaynağına” dönüşmüş...Şaşırdınız mı! Hiç şaşırmayın! Ama üzülmeyin, duruma tüm detayları ile hakimiz ve gereği ne olursa olsun yapılacak... Bu arada bir not düseyim; Türkiye, dünya genelinde bilinen ilk 3 toryum rezervinden birine sahip...