
Dosyalar açılıyor, isimler dökülüyor, listeler sızıyor. Sosyal medya yangın yeri, "pedofil çetesi" etiketleri havada uçuşuyor, herkes dedektif kesilmiş. Herkes Epstein'ı konuşuyor.
Bu rezillikler karşısında şaşırmak, hiddetlenmek gayet anlaşılır. İnsan kalbi bu kadar çürümeyi görünce sarsılır, sarsılmalı da.
Fakat biz sadece tepki veren bir kalabalık mı olacağız, yoksa bu oyunu değiştirecek aklı ve iradeyi mi teşekkül ettireceğiz?
Epstein meselesi bir ada hikayesi gibi paketleniyor. Bir sapık, bir şebeke, birkaç isim, birkaç fotoğraf, bir iki manşet.
Oysa buradaki mesele bir ada kadar dar değil, bir çağ kadar geniş. Para, şantaj, itibar, medya, siyaset, eğlence hepsi aynı kazanın içinde kaynıyor.
O ada bir sembol. O sistem daha derin bir damardan besleniyor. 1860'lı yıllara dayanıyor. Siyonizm, Rockefeller, Rothschild... Aynı aileler, aynı amaç, aynı strateji.
Aile üzerinden toplumu ifsat etmek. Mahremiyeti gevşetmek. Çocuğu, kadını, erkeği, evin içindeki nizamı hedef alan bir dil kurmak. LGBT, toplumsal cinsiyet mühendisliği, filmlerin arasına sıkıştırılan semboller, müstehcenliğin normalleşmesi...
Bunlar rastgele bir akış değil. Uzun süreli bir program, yüz elli yıllık bir tahrip haritası.
Eskatolojik motivasyon da işin cabası. "Kıyamet kopacak, Mesih gelecek, seçilmiş ırk uyandırılacak, dünya bizim olacak" diyen bir inanç dili. Bu dil batının karanlık koridorlarında yüzyıllardır dolaşıyor.
Asıl suale gelelim. Epstein dosyalarında neden 2026'da bu kadar sızıntı var?
Çünkü adamlar bu düzeni terk ediyor.
O düzen şantaj ve seks üzerinden kurulmuş bir kontrol mekanizmasıyla yürüdü. Şimdi yerini veri ve algoritma üzerinden kurulan bir kontrol mekanizmasına terk ediyor.
Yeni dünya düzeni kuruluyor ve bu düzen yapay zekâ merkezli.
2025'te Silikon Vadisi'nin en güçlü yatırımcılarından biri İncil referanslarıyla teknoloji politikası vaaz ediyor. Devlet regülasyonunu "Deccal'in barış vaadi" gibi yorumlayan bir dil kullanıyor. "Kurtuluş yapay zekâda" diyor.
Berliner Gazette'de "Yapay Zekânın Eskatolojisi" tartışılırken bu düalizme dikkat çekiliyor.
Biz ne yapıyoruz?
Yüz elli yıllık pislikleri görünce hayret ediyoruz, öfkeleniyoruz, buğzediyoruz...
Sonra, ortalık sakinleşiyor. Yeni bir gündem geliyor, Epstein unutuluyor.
British Journal of Psychology'de yayımlanan araştırmalar bir hakikate işaret ediyor. Komplo anlatıları insanlara eğlenceli geliyor. Korku filmi gibi, ürkütüyor ama heyecan veriyor. Beyin çoğu zaman bilginin doğruluğunu değil, duygusal yoğunluğu ödüllendiriyor. O yüzden Epstein haberleri viral oluyor.
Yapay zekânın sessiz devrimi ise kalabalığın gündemine girmemiş oluyor.
Oysa yüz elli yıl sonra konuşacağımız pislikler bugün yazılıyor, bugün kodlanıyor, bugün inşa ediliyor.
Ne yapalım?
TOGG örneğini hatırlatayım! Cumhurbaşkanı Erdoğan iş adamlarını topladı, "Türkiye'nin otomobili olacak" dedi. Bir hedef kondu, bir irade teşekkül etti.
Alay edenler oldu, küçümseyenler oldu, "olmaz, yapamayız" diyenler oldu. Proje yürüdü.
Aynı formül yapay zekâ için neden tatbik edilmesin. İş adamları birlikleri toplansın. Bize ait bir yapay zekâ projesi çıksın ortaya.
Hayal mi? TOGG da hayaldi. SİHA da hayaldi.
Çalışan üretir, lafazan laf yapar.
Kendi veri altyapın yoksa başkasının verisiyle tefekkür edersin.
Kendi algoritma kültürün yoksa başkasının ahlâkı, algoritmanın içine akar, sen farkında bile olmazsın.
Hiçbir mazlum, celladının kelimeleriyle ayağa kalkamaz.
Robert Geraci'nin "Apocalyptic AI" kitabı modern teknoloji tapınmasının köklerini orta çağ manastırlarına kadar izliyor. Kurtuluş artık ibadetle değil, inovasyonla gelecek fikri modern dünyanın yeni dini gibi dolaşıyor. Modernizmin seküler papazları da bu dini vaaz ediyor.
Onların inancı böyle çalışıyorsa bizim inancımız ne diyor. "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardandır."
Biz yapay zekâ düzeninde yoksak yeni düzende söz sahibi olamayız. Söz sahibi olamazsak düzenin kurbanı oluruz!
Bu kadar sade, bu kadar sarih.
Düzenin adını bile koymuşlar: AI-Driven World Order.
Devlet destekleri, özel sektör yatırımları, iş adamları birlikleri hepsinin bir araya gelmesi lazım.
Kolektif bir irade lazım.
Yüz yıllık bir mefkûre lazım.
Milyarlık yatırımlar lazım.
Ancak bu ölçekte bir hamle bizi hakiki yarışa sokar.
Yapacak adam var, yapacak sermaye var, yapacak akıl var.
Eksik olan irade birliği.
Eksik olan teşekkül.