Cüneyd Altıparmak
Cüneyd Altıparmak
Tüm Yazıları

Tunceli, Maraş, Urfa'nın ortak noktası!

Üç ilde cereyan eden olayın tek ve ortak sorusu var: "bu çocuklara neler oluyor?"

Karşılaştığımız tablonun diğer ortak noktası ise "ebeveynlerin sorumluluğu" meselesi!

Konuları birçok yönden tahlil etmek mümkün.

Bugün ben de hukuken neler oldu? Neler yapılmalı? Sorularına dair bir analiz yapmak, özellikle ailelerin sorumluluğu açısından durumu ele almak istiyorum.

TEBRİKLER BAŞSAVCIYA...

Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu 2024 yılında göreve başlıyor.

Geldiği ilk andan itibaren Gülistan Doku dosyası masasında...

Pek tabi kendisi talimat veriyor, takip ediyor ama bu işin mutfağında olan kolluğu unutmamak lazım.

Değişen delil durumu, yeni gelen kanıtlar ve bunun üzerine yapılan etkili soruşturma.

Bir uyum içinde gelişen bu süreç, çok kıymetli.

Soruşturma dosyası, bir köşeye atılsa kim ne diyebilirdi?

Ortadaki belirsizliği, Gülistan'ın son görüntülerini hatırlayalım!

Neredeyse hepimiz bir intihara inanmıştık.

Ama ceza dosyaları böyledir. Bir mahkeme kararı bile, bir yeni delille, bir itirafla değişir! Bu hukukun bir gereği, bunu bu dosyada çok iyi gördük.

Gülistan Doku meselesinin kendisi bir dram ama bu denli gündeme oturtan durum ise Vali'nin suç delillerini yok etmesi iddiası!

Bir baba, oğlunun işlediği suçu örtbas ediyor yani!

Baba aynı zamanda vali.

Anne meseleyi biliyor mu bilmiyoruz...

Burada hukuken mevcut düzenlemelere göre, delilleri yok etmekten sorumlu olacak.

Ama, buradaki sorumluluğun daha fazla olması gerekmiyor mu?

URFA VE MARAŞ...

Urfa'daki mesele göz göre göre geliyorum demiş sanki.

İhmali olanlar var. Zaten ilk elden uygulanan "açığa alma işlemleri" bunun bir işareti. Burada, hukuki sorumlulukları yeniden düşünmek zorundayız. Gözden kaçırılan, ihmal edilen, ciddiye alınmayan ihbarların, bildirimlerin bedelini böyle ödüyoruz işte!

Maraş meselesi ise çok daha derin ve katmanlı bir sorun.

Babanın silahları "erişilmesi mümkün" bir yerde bırakması, ailenin "gözünün önünde cereyan eden" anormal durumu sezememesi ve gelişen sonuç.

Urfa'daki olayın faili 19 yaşında ama ailesiyle kalıyor, sorunun bir yönü de burada düğümleniyor. Çocuk değil teknik olarak ama ebeveyn kontrolünde.

Maraş'taki ise çocuk. Ailesiyle beraber. Ebeveynlerinin yeteri kadar tetkik edemediği, belki de ihmal ettiği bir durum söz konusu. Pek tabi ailesi de böyle bir şeyi istemezdi ama "normal" algısının kaybolduğunu da göremedi... Bu da ebeveyn sorumluluğunun bir başka boyutuna işaret ediyor.

EBEVEYN SORUMLULUĞU GENİŞLEMELİ...

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, çocukların işlediği bazı ağır suçlarda ebeveynlerin de sorumluluğunun gündeme gelebileceğini açıkladı.

Buna göre, anne ve babanın çocuğun bakım ve denetim yükümlülüğünü ihmal etmesi halinde cezai sorumluluk doğabileceği ifade edildi.

Özellikle şiddet suçları, okul olayları ve silah kullanımının olduğu durumlarda aileye yönelik yaptırımların artırılması planlanıyor.

Bunun ABD'de örnekleri var. Hatta Sayın Murat Okçu "Amerika'da okul silahlı saldırılarının ardından anne-babalar çocuğa silah vermek ve tehlikeyi önlememek suçundan yargılanıyor" diye durumu özetledi.

Bu çok yerinde.

Bu düzenlemeye katkı olsun diye, bir önerim de şu:

Ebeveynlere okul veya kurumlarca çocukları tarafından yapılan bildirimlere dair nasıl tedbirler aldığını kendisine bildirim yapılan kuruma bildirme zorunluluğu getirmek gerekiyor. Bu öğretmenler için önemli yetki olacak.

Bir de okullarda "şiddet beyanı" kullanan çocuklar hakkında bir tür "kırmızı kod" uygulamanın da yasal zemini oluşturulmalı...

...VE DİĞER ÖNERİLERİM

Meseleyi ebeveyn ve hukuk bağlamında ele aldım ama bu konuda özellikle de okullardaki şiddet meselesi bağlamında birkaç hususun da altını çizmek istiyorum:

(1) İnternet başındaki çocuğun kiminle muhatap olduğunu bilmiyoruz. İnternet bir özgürlük alanı olduğu kadar "kriminal" bir yer! Bu alanda "yasaklama" konusunda daha sıkı ve net olmak lazım.

(2) İnternetin hızı, yasamanın yavaşlığı. Bu tezatı çözmemiz gerekiyor. Bunu klasik suç tanımları ile de çözmek mümkün değil. Bazı suçlar kapsamına girince müdahil olma yetkisi ile de yürümez. Daha esnek bir mevzuat lazım. Bu konuda karar alabilecek, tüm kesimlerin katıldığı bir kurula ihtiyaç var.

(3) Bu konu devlet ciddiyeti gerektiriyor. Mesele, siyasi pazarlık meselesi olamayacağı gibi Anayasa Mahkemesinin "ilginç" kararlarından biri ile de akim kalmamalı.

Mesela!

15 yaşının altındakilere gelecek sosyal medya yasağı, neden halen çıkmadı!

Yasa, hemen şimdi!