Hasan Hüseyin ÖZ
Hasan Hüseyin ÖZ
hasan.oz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Tünelde infaz, kürsüde pişkinlik

Yeter yahu... Yordunuz ki o biçim. İnsanda ar olacak ar! Kahyalık yaptığınız gavurun aklıyla aşikarı gizlediğinizi mi zannediyorsunuz? Yazık!

Halep'te yaşananlar, gizlenen tüm gerçekleri bir kere daha aşikar etti. Ama buna rağmen, "yüzü kızarmayanın dili her yalanı söyler" misali, birileri gerçekleri pervasızca çarpıtmaya devam ediyor. Özgürlük mücadelesiymiş... Peh! Tünellere sıkışmış bir ihanet şebekesinin son çırpınışları var ortada. Süslü cümlelerle örülen yalan barajı bugün yerle bir oldu.

Halep'in altındaki tünellerde sönen hayatlar, sadece askeri bir çatışmanın sonucu değil. Bu, bir yapının kendi çürümesini durdurmak için ne kadar kalleşleşebileceğinin kanıtıdır.

PKK/YPG'nin dağ kadrosu, Halep'ten çıkmak veya teslim olmak isteyen kendi içindeki sekiz teröristi, diğerlerine korku salmak için infaz etti. Kendi adamını sırtından vuran, kaçış yollarını yoldaşının kanıyla kapatan bu zihniyetin, "halkın iradesi" ile aklamaya çalışmak arsızlık değilse ne!

İşin daha vahim tarafı, sivillerin canı üzerinden kurulan o kirli pazarlıklardır. Tahliye otobüsleri keskin nişancılarla taranıyor, çocuklar tünellerde canlı kalkan olarak rehin tutuluyor. Castillo geçidini kapatarak koca bir şehri bir yıl boyunca açlığa mahkûm edenler, bugün çıkmış "insani koridor" masalları anlatıyor. Hastaneleri cephanelik, camileri işkencehaneye çeviren; insanların kutsallarına ve inanç değerlerine dil uzatan bu yapıya karşı sergilenen sessizlik, en az bu suçlar kadar utanç vericidir. "Arsızın yüzüne tükürmüşler, 'yıl yağmuru' demiş!" Bu kadar vahşete rağmen hâlâ barış nutukları atmak, milletin aklıyla alay etmektir.

Terörü "asayiş güçleri" söylemiyle perdeleyen DEM ise bildiğiniz gibi. Orada burada toplananların iki yüzlülüğü de başka bir hikâye. Sahada hastaneleri karargâh yapan, kendi mankurtlarını dahi tünellere gömen bu şebekeye karşı tek bir kınama cümlesi yok. Aksine, kürsülerden hâlâ "sivil direniş" güzellemesi yapılıyor. Bir yandan "Suriye halkının iradesi" deyip, diğer yandan halkı bir yıl boyunca ekonomik ablukaya alan silahlı yapıya sahip çıkmak, tutarlılık değil düpedüz hakikate pusu kurmaktır. Suriye ordusu kendi şehrinde asayişi sağladığında "işgalci" korosuna katılanlar, aslında tünellerde işlenen cinayetlerin üstünü örtmeye çalışıyorlar.

Millet artık bu tiyatroyu yutmuyor. Halep'te sadece mahalleler el değiştirmiyor; SDG övücülerinin sığındığı o sahte "meşruiyet" limanı da yerle bir oluyor. Ele geçirilen o devasa tünellerden çıkan ağır silahlar ve rehin alınan sivillerin feryadı, gerçek suçlunun kim olduğunu tüm dünyaya gösteriyor. Kendi militanını infaz edecek kadar gözü dönen, halkını kalkan yapan bir yapıyı savunmak artık siyasi bir tercih değil, açıkça bir haysiyet meselesidir.

Vakit tamamlandı. Maskeler düştü, tüneller karanlığa gömüldü. Halep özgürleşirken, yalan üzerine kurulu o sahte siyaset de tarihin çöplüğüne süpürülüyor. Halep'te PKK varlığı stratejik olarak bitmiştir. "Yüzsüzün maskesi düşer ama yüzü kızarmaz" derler; ancak gerçeklerin bu kadar berrak olduğu bir yerde artık hiçbir kılıf bu kanı gizlemeye yetmeyecektir.

Ama hatırlatmış olayım... "Yalan, utanma duygusu ölünce cesaret kazanır." Yalanda, arsızlıkta devam edecekler.