
Türkiye, turizmde küresel standartları belirleyen bir model ülke haline gelmiştir.
2025'te, bir önceki yıla göre %6,8 artışla 65 milyar 230 milyon 749 bin dolar turizm geliri sağladık.
Toplam turist sayısında %2,7 artışla 63 milyon 941 bin ziyaretçi ağırladık.
Böylelikle son yıllarda attığımız stratejik adımlarla, "Turizmde Türkiye Yüzyılı" vizyonumuzun meyvelerini toplamış oluyoruz.
Özellikle ulaştırma yatırımları ile ülkemizin her köşesini kaliteli, güvenli ulaşım sistemleri ile buluşturmamız bu rakamlara ulaşmamamızın en önemli faktörüdür.
Bacasız sanayi olarak nitelendirdiğimiz turizm sektörünü bir milli kalkınma meselesi, bir kültürel diplomasi sahası ve ekonomik bağımsızlığımızın güçlü bir sütunu olarak kurguladık. Temel motivasyon tam olarak burada saklıdır.
2025 yılında ulaştığımız 65 milyar dolarlık gelir barajını, 2026 yılı için koyduğumuz 68 milyar dolarlık hedefle taçlandırdık. Bu rakamlar asla kağıt üzerinde birer temenni değildir. Bilakis gece gündüz demeden yürütülen planlı bir çalışmanın ürünüdür.
Her bir turistin deneyimini göz önünde bulundurarak hizmet kalitemizi zirveye çıkarmamız gerekiyor. Bunun için kurum ve kuruluşlar arası tam uyum esastır. Nitekim çok yönlü bir sektörden bahsediyoruz. Turizm yalnızca devlet eliyle güçlenmez. Kamuyla omuz omuza veren, risk alan ve vizyonumuza ortak olan sektör paydaşlarının emeği ile büyür.
Yerel acentelerimizden otel işletmecilerimize, şoför odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar her bir aktör, Türkiye'nin küresel markasını tahkim etmek için birer kültür elçisi gibi çalışmalıdır. TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı) çatısı altında birleşen ortak akıl, Türk misafirperverliğini dijital çağın kodlarıyla yeniden yorumlama imkanı tanımıştır. Ortak değerler etrafında şekillenen bu uyumun sağlanması için gerekli tüm politikaları hayata geçirmeye de devam edeceğiz.
24 yıllık geleneğimiz, sürdürülebilirlik siyasetidir. Günü kurtarma değil geleceğe aktarma siyasetidir. Bu anlayış çerçevesinde, doğaya saygılı, karbon ayak izini azaltan ve çevre bilincini önceleyen bir turizm ekosistemi oluşturuyoruz.
Yeşil turizm sertifikalarımızla, dünyadaki bilinçli seyahat kitlesinin ilk tercihi haline gelmek için çalışıyoruz.
Doğayla rekabet etmedik, doğayla uyum içinde büyüdük.
Coğrafi konumumuzun bize hatırlattığı gerçeklerden biri de şudur; bu topraklarda turizm, yalnızca deniz ve güneşten ibaret değildir. Kültür, tarih, doğa turizminin de dünyada en önemli parçasıyız.
Bu büyük farkındalıkla sağlık turizminde de dünya markası haline geldik.
Gastronomi turizminde Michelin Rehberi'ni İstanbul'un ötesine; İzmir, Bodrum, Muğla ve Kapadokya'ya yayarak mutfağımızın gücünü tüm dünyaya tescil ettirdik.
Kış turizmindeki iddiamızı güçlendirdik. Turizm potansiyelini 12 aya yayabileceğimiz destinasyonları hareketlendirdik. Bu noktada, geçtiğimiz ay ilkini gerçekleştirdiğimiz Uzungöl Kış Festivali, bunun en güzel örneklerinden biridir. Karadeniz'de de çok önemli destinasyonlar olduğunu tüm dünyaya gösterdik.
Öte yandan tarih, kongre ve spor turizmi başta olmak üzere her alanda devasa tesisler ve altyapı projeleri bitirdik.
Bizler şunu biliyoruz ki; her değer fark edilmeye muhtaçtır. Hayata geçirdiğimiz mega projeler, bu ülkenin değerleridir. Bunları duyurmak ve tanıtmak; projeleri hizmete açmak kadar mühimdir. Bu bağlamda tanıtım stratejilerimizi modernize ettik. Artık dünyanın neresinde olursa olsun, potansiyel bir misafirimizin ilgi alanına göre özelleştirilmiş, Türkiye'nin eşsiz rotalarını sunan bir dijital ağ kurduk.
Geldiğimiz nokta, bir "eser ve hizmet siyaseti" sonucudur.
Yatırımcımıza sunduğumuz teşviklerle, esnafımıza sağladığımız kolaylıklarla ve dünyaya verdiğimiz güven mesajıyla Türkiye, turizmde bir güven rotası olmuştur.
Güçlü altyapı, nitelikli hizmet ve sarsılmaz bir iradeyle, turizmde dünya liderliği hedefimize doğru yürümeye devam edeceğiz.