Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Türk halkı bu adımı çok iyi anlamalı!

Yiğit BULUT tüm yazıları

Başbakan Erdoğan Cuma akşamı katıldığı Sansürsüz programında birçok önemli açıklama yaparken, bana göre “en noktası” çok net ifade ettiği “Türkiye’nin yeni açılımına” veya “Avrupa yalanından kurtulması” üzerine oturmalı... Benim algılamamda oturdu da!

Sevgili dostlar, “tek bir açıklama hatta tek bir cümle” Türkiye ve Türk insanının son 150 yıllık “yalana, aldatmaya, soyguna, vurguna” endekslenen kaderini değiştirme açısından o kadar önemli ki; her Türk vatandaşı bu “cümleyi çok iyi sorgulamalı, idrak etmeli ve en önemlisi sonuna kadar sahip çıkmalı”!

Bu noktada, konuya devam etmeden Başbakan Erdoğan tam olarak ne söyledi, geri dönelim ve hatırlayalım;“...AB bizi unutmak istiyor ama çekiniyor unutamıyor. Halbuki bir açıklasa biz rahatlayacağız. Oyalayacağına bizi, açıklasın biz de işimize bakalım. Geçenlerde Sayın Putin’e ‘bizi Şangay Beşlisi içine alın’ dedim. Biz de AB’ye ‘allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan.

Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?... Kurumlarsa, biz AB’ye uygun kurumlarımızı şu anda olgunlaştırmış durumdayız. AB üyesi ülkelerin içinde birçoğu bizim konumumuzda değil, hepsi ortada. En az 10 tanesi Türkiye ile mukayese edilecek durumda değil. Türkiye’yi almayışlarının sebeplerini biliyoruz, kendileri de biliyor. Biz de bunu bazıları açıklıyor. Ama ben bunu bir televizyon programında söylediğimde farklı yere doğru çekilir. NATO Türkiye’yi, halkı Müslüman olan bir ülke olarak zamanında almış. Ama şimdi yeni, halkı Müslüman olan ülkeleri almakta hep bariyer oluşturuyor, almıyorlar. Bu bir zihniyetin nasıl tıkalı olduğunu gösteriyor. AB de ‘NATO’nun düştüğü yanlışa düşmek istemiyorum’ diyor...Şimdi tabii bu böyle olumsuz bir şekilde gidince siz de ister istemez 75 milyonun bir başbakanı olarak başka arayışlar içeresine de giriyorsunuz... Şangay Beşlisi daha iyi, çok daha güçlü...”

Sevgili dostlar, Başbakan Erdoğan’ın sözleri çok açık ve bugüne kadar BATI UZANTISI olmayı “amaç edinen” geçmişteki hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ağzından çıkamayacak kadar da cesur. Bu noktada bir hatırlatma; BATI MAŞASI olmama yolunda Rusya ile ilişki kurmaya çalışan Menderes canından oldu!

Peki Şangay işbirliği ne demek ve Türkiye’nin ilişkisi ne durumda?

Aslında “beşli” değil “altılı” demek dağa doğru, Türkiye de katılınca “yedili” olacak ve AB’ye çok ciddi bir rakip ortaya çıkacak. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve 2001’de katılan Özbekistan birliğin üyeleri. Dikkatli bakarsak bir detayı çok rahat görebiliriz; Türkiye’nin uzun yıllardır hayalini kurduğu “Türk Devletleri Birliği oluşmak üzere, Azerbaycan eksik fakat Rusya ve Çin gibi iki DEV işin içinde” ! Azerbaycan’ın da kısa sürede bu birliğe katılması beklenen doğal sonuç.

Türkiye, konu hakkında oldukça yol almış durumda; Haziran 2012’de, Türkiye’nin 2011 Nisan’ında yapmış olduğu Şangay İşbirliği Örgütü diyalog ortaklığı teklifi, örgüt tarafından oybirliğiyle kabul edildi ve Türkiye resmi olarak şu açıklamayı yaptı;

“....Tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Asya coğrafyası ülkeleri ile yakın ilişkilerimiz çerçevesinde, Asya’nın barış, huzur ve istikrarı dış politikamız açısından önem arzetmektedir. Bu yaklaşıma uygun olarak Türkiye bölgedeki siyasi, güvenlik, ekonomik ve kültürel işbirliği girişimlerine etkin katkıda bulunmakta;

Asya’nın artan ağırlığına uygun şekilde bölgesel işbirliği örgütleriyle kurumsal diyalog mekanizmaları tesis edilmesine önem vermektedir. ŞİÖ üyesi ülkelere, başvurumuza vermiş oldukları destek için şükranlarımızı sunuyoruz”...

Sonuç: Türkiye 1850’lerden sonra içimize sızan “ajan kafalar” sayesinde “Rusya ile savaştırılarak” içine düşürüldüğü “Batı hayranlığı-Batı tarafından soyulma” tuzağından kurtulmak üzere. Önünde yepyeni bir ufuk var ve bu ufuk ilk defa bir Türk Başbakanı tarafından açıkça ortaya konuyor. Bu noktada bütün Türk vatandaşlarına bir çağrı yaparak bitirmek istiyorum; bizler köleydik, şimdi yarı özgürüz, süratle özgürlüğümüz artıyor! Çıktığımız yolda sapmadan gidersek, çocuklarımız bu “emperyalist sömürünün” kölesi olmayacaklar ve 21. Yüzyıl TÜRKİYE YÜZYILI olacak...Yaşasın tam bağımsız, cihanşümul, güçlü Türkiye...