Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Türkiye bu savaşta taraf olmamalıdır

Körfezde sular kaynamaya başladı. 
Taraflar inşallah silah tüccarlarıyla İslamofobia lobisini sevindirecek bir taşkınlık yapmazlar. 

Öngörü fukarası Saddam Hüseyin 1980’de İran’a saldırarak 1990’da Kuveyt’i işgal ederek emperyalistlerin ekmeğine yağ sürdü ve geriye bugünkü Irak’ı bıraktı.

Saddam’ın ihtirası ve öngörüsüzlüğü sadece kendi hayatına değil bir bütün olarak Irak’ın hayatına mal oldu maalesef.

***

44’ü el-Kaide mensubu infaz edilen 47 kişinin içinde Ayetullah Nemr’in bulunması İran’ı hareket geçirdi.

İran, Suudi Arabistan’ı Hamaney’in açıklamasıyla en üst düzeyde resmen tehdit ederken diplomatik temsilcilikleri korumayarak kundaklanmasına göz yumdu.

Bunun üzerine Suudi Arabistan da tüm ilişkileri kesti.

Gerginlik giderek tırmanıyor.

***

Bilmekte fayda vardır ki, iki ülke arasındaki nüfuz mücadelesinin Sünni-Şii mücadelesi şeklinde yorumlanması hem İslam’a zarar verecektir hem de emperyalizmin iştahını kabartacaktır.

İki tarafın da önceliği nüfuz ve çıkardır.

Şiilik ve Sünnilik bu mücadelede taraftar toplamak için öne çıkarılmaktadır.

İran Nemr konusunda olduğu gibi bu kozu ustaca kullanmaktadır.

***

Oysa aynı İran mesela 2014 yılında, Sünni aktivist Cemşid ve Cihangir Dihgani kardeşleri dört kişiyle birlikte idam etmişti.

2014 Şubat ayında şair Haşim Şabani de İran rejimini eleştirdiği için idam 
edilmişti.

Aynı şekilde 2014 Kasım ayında Mahmudşah ve Vahidşah Bahış kardeşleri Sünni Beluşilerin haklarını savundukları için idam edilmişlerdi.

26 Ekim 2013 tarihinde Abdulmelik Rığı 15 arkadaşıyla birlikte idam edilmişti.

Bu infazlar ve daha niceleri Sünnileri susturma infazlarıydı.

Mesele Sünnileri savunmak olsaydı Suudi Arabistan’ın bu idamlara karşı en azından bir kınama ile tepki göstermesi gerekirdi!

***

Mesele Sünni-Şii meselesi değil nüfuz mücadelesidir.

Mesele Sünni-Şii meselesi olsaydı İran’ın Suriye’de muhalefetin yanında yer alması gerekirdi.

Çünkü Suriye rejimini elinde tutan Nusayriler Şii ulemasına göre Müslüman bile değildir. Dini açıdan muhalifler Şiilere Nusayrilerden daha yakındır. Ama İran Nusayrilerin yanında yer almaktadır.

Yani mesele din ve mezhep değil sadece çıkar!

***

İran devleti, Irak, Suriye, Bahreyn, Yemen ve Lübnan’da siyasi nüfuz alanını genişletmek için Şiiliği kullanmaktadır.

Nükleer Program konusunda batıyla anlaştıktan sonra ABD ile olan düşmanlığı sona erdirmenin rahatlığıyla hareket ederken bu durumdan en fazla tedirgin olan iki devletten biri olan Suudi Arabistan bölgede güçlü partnerler arama yoluna gitmiş, bazı ülkelerin desteğini (koalisyon) açıklayarak Yemen’e müdahale etmiş, geçen ay da Teröre Karşı İslam İtitfakı’nı ilan etmiş ve diplomatik bir adım atarak ön almıştı.

Senede ortalama bin kişiyi idam eden İran, şimdi karşı hamle olarak Nemr bahanesiyle Suudi Arabistan’ı sıkıştırmaya çalışıyor.

Bütün bunlar da birileri tarafından Sünni-Şii savaşı olarak pompalanıyor!

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “Mezhep görüntüsü altında sergilenen tavırların gerisinde bölgesel iktidar inşa etme çabası olduğu” gerçeğini görmek gerekir.

İslam’ın, ümmetin ve tüm İslam coğrafyasının menfaatini düşünen hiçbir mümin bu savaşta kendisini taraf ilan etmemelidir.

Hadislerde biz müminlere, Müslümanlar arasındaki savaşlarda kılıcı taşa çalıp yani silahı bırakıp kenara çekilmek tavsiye edilmiştir. (Sahih-i Müslim, Fiten)

***

Fert olarak bu savaşlarda taraf olmamak, fitneden uzak durmak esastır ama devletlere önemli görevler düşmektedir.

Müslüman devlet ricalinin iki taraf arasındaki gerginliği azaltacak politikalar takip etmesi ve arabuluculuk yapması gerekir.

Bu şartlarda Türkiye, İran ile Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapacak en ideal ülkedir. Hatta Türkiye bu görevi ifaya mecburdur. Hem iki tarafla olan ilişkileri hem de misyonu sebebiyle.

Temsilciliklerin kundaklanmasını eleştirmiş olması taraf olması anlamına gelmez.

Başbakanın, “Bölgedeki bütün ülkelerin, bu konuya aklı selim içinde yaklaşması ve gerilimi artırıcı değil, düşürücü yönde hareket etmesi gerekiyor ve bunu bekliyoruz” açıklaması da tam Türkiye’ye yakışan bir tutumun müjdecisidir!