
Türkiye'nin savunma sanayiinden diplomasiye, ulaşım, eğitim, sağlık gibi halka hizmet temelli politikalardan hassasiyet ve kararlılık gerektiren terörle mücadeleye kadar hemen tüm kalemlerde destansı bir atılım ve gelişim gösterdiği bir dönemden geçiyoruz. Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemi...
Gerçekten büyük bir milletiz. Güçlü kuvvetli ferasetli bir devletimiz var. Devletin başında Türkiye'nin makus kaderini değiştirecek kabiliyette ve çalışkanlıkta bir liderimiz var. Kurduğu ekip ülkenin dört bir yanında gece gündüz arı gibi çalışıyor. Bunun sonucu olarak da Türkiye her gün biraz daha güvenli ve müreffeh bir ülke haline geliyor.
TÜRKİYE'MİN GÜCÜNE BAK!
Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede deprem bölgesinde olanlara bakın. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde devletimiz bir yandan 455 bin yeni bina yaparken diğer yandan sosyal ve ticari hayatı ayakta tuttu. Konteyner kentlerde kalanların barınma, ısınma gibi temel giderlerini karşılarken kiraya çıkanların kiralarını, nakliye paralarını ödedi.
Deprem bölgesine ne zaman gitsem, inşaatları ve konteyner kentleri ziyaret etsem yahut bölgede çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla konuşsam şahitliğim hep bu yönde oldu: Vatandaşın akla gelen-gelmeyen her tür ihtiyacı devletin cebinden karşılandı. Devletin bu cömert tutumunu hem istismar edip hem de şikayet edenler de oldu maalesef. Şimdilik geçelim.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ MUCİZE
Çok çalışkan, inançlı ve dirayetli bir süreç yürüttü Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum. Fiziken en ağır hasarı alan, sosyal manada ise hassas müdahaleler gerektiren Hatay'da Vali Mustafa Masatlı ve Belediye Başkanı Mehmet Öntürk üstün başarılar gösterdi.
Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin başta olmak üzere tüm kamu görevlilerimiz, TOKİ gibi kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız gerçekten çok iyi bir sınav verdi. 7 / 24 çalıştılar, sürekli sahadaydılar ve mucizenin gerçek olması için emek verdiler. Allah hepsinden razı olsun, bu ülkeye bir daha böyle acı yaşatmasın.
DEPREMZEDEYE HEM EZİYET HEM HAKARET ETTİLER
Bir yanımız böyle; Türkiye'yi uçuruyor. Diğer yanımız sürekli aşağı çekiyor bizi.
Yeniden ayağa kalkan deprem bölgesindeki vatandaşlara çelme atıyor, düşsünler istiyorlar.
O ilk günden başlayan yalan ve manipülasyonlar, Erdoğan'a oy verdiler diye sahneden kürsüden, sosyal medyadan yapılan hakaretler; yaptıkları küçük yardımları başlarına kakmalar, CHP belediyelerinin misafirhanelerinde konaklayan deprem mağdurlarının kovulması gibi bir dizi çirkinlikler. Saf kötülük bu değilse nedir?
6 Şubat öncesindeki kötücül tutumları kim bilir kaç cana mal olmuşken üstelik.
CHP KENDİ TABANINI BİLE UTANDIRDI
Hatırlayın, yapı stoku kötü olan Hatay'da TOKİ'nin kentsel dönüşüm projelerini engellemiş, bunun için mitingler düzenlemiş ve hatta seçim kampanyalarını bunun üzerine kurmuşlardı. CHP'lilerin TİP'lilerin miting kayıtları, TV yayınları hala arşivlerde.
Aynı zihniyet şimdi de yapılanı küçümsemeye lekelemeye çalışıyor.
Baksanıza CHP Genel Başkanı Özgür Özel 455 bin yeni binanın vatandaşa teslimini karalamak için basit işlere girişmekte.
Özel'in Murat Kurum'a teşekkür eden CHP milletvekillerini kapalı toplantılarda sertçe azarladığına dair kulisler şu an Ankara'nın en çok dolaşan fısıltıları. Özel'in CHP belediyelerinin bölgeye gönderdiği 150 kadar çöp konteynerini, 1 adet cami süpürge makinesini, 1 adet minibüs ya da pikabı anlatmak için basın toplantısı düzenlemesi... Güldürürken üzen basitlikler.
BELEDİYE BAŞKANINA KÜFREDEN GENEL BAŞKAN
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Özarslan önceki gün CHP'den istifa etti. Gerekçe olarak da parti elitlerinin kendisi hakkında çıkardıkları dedikoduları, uygulanan mobbingi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in gece yarısı kendisine gönderdiği küfür ve hakaret içeren mesajları gösterdi.
Bu, Türk siyasi hayatında eşi benzeri görülmemiş türden bir "gelişme" oldu. Yoksa siyasetçilerle partiler arasında anlaşmazlık çıkması siyasetin doğasında vardır ama bir genel başkanın bir belediye başkanına seri mesajlar atıp, atıp tutması, hakaret ve küfür etmesi, ailesine küfretmesi görülmüş şey değildir.
Bunu yapan için şunlar düşünülür:
1. Ya fena sarhoş ya öfke kontrolü yok. Böyle biri parti dahi yönetemezken ülke yönetmeye talip olması ülke açısından siyasi istikrarsızlık ve beka sorunu üretir.
2. Bir genel başkan belediye başkanıyla böyle mi ilişki kurar? Partinin kuralları, kurulları, kriterleri yok mudur? Apartman yönetirken bile uyulan mevzuat ve asgari nezakete CHP lideri neden uymamaktadır?
3. Ergen çocukların duyar kasmalarından, sevgililerin tribal tepkilerinden daha gelişkin olmayan bu mesajlarla Özgür Özel, CHP'den ayrılmaya hazırlanan diğer CHP'lileri partide tutmayı nasıl başaracak acaba?