Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

Türkiye’nin mülteci karnesi yıldızlı pekiyi

Başbakan Erdoğan’ın ABD seyahatinin en önemli gündemi kuşkusuz Suriye olacak. Rusya ve Çin’in BM’nin karar mekanizmasını kilitlemesiyle Suriye’deki trajedi her geçen gün büyüyor. Türkiye’nin konuya ‘fazla angaje’ olduğu iddiası ve bunun üzerinden muhalefet yürütülmesi de yurt içinde bu trajediye yönelik hassasiyeti zedeliyor.

Türkiye, en uzun sınırı olan Suriye’deki trajediden en çok etkilenen ülke. İnsani duyarlılığın yanında sırf bu yüzden ‘zorunlu duyarlılık’la da karşı karşıya. Önce BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin açıklamasını hatırlatalım; ardından Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin son durumunu verelim.

BMMYK Ortadoğu Sözcüsü Rim es-Salim diyor ki; “Her gün 8 bin Suriyeli komşu ülkelere kaçıyor. Böyle giderse yıl sonuna kadar 3 milyon Suriyeli komşu ülkelere gidecek; Türkiye’deki sığınmacı sayısı da 1 milyona ulaşacak.”

Başbakanlık Afet Koordinasyon Merkezi’nin 2 Mayıs tarihli verilerine göre;

- Türkiye’de 8 ilde yapılan 17 barınma merkezinde bugüne kadar gelen Suriyeli sayısı 298 bin 778 kişi.

- Barınma merkezlerinden ülkelerine dönen Suriyeli sayısı 106 bin 10 kişi.

- Halen barınma merkezlerinde bulunan Suriyeli sayısı 192 bin 768 kişi.

- Barınma merkezlerine göre Suriyeli mülteci sayıları: Şanlıurfa 90 bin, Kahramanmaraş 15 bin, Gaziantep 31 bin, Hatay 15 bin, Kilis 13 bin, Adıyaman 10 bin, adana 9 bin, Osmaniye 7 bin.

- Kendi imkanlarıyla Türkiye’de ev kiralayarak veya otellerde kalan Suriyeli sayısı 200 binin üzerinde. Bugün toplam 400 binden fazla Suriyeli, Esad zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınmış durumda.

- Barınma merkezlerindeki Suriyeliler arasındaki hasta ve yaralı sayısı 257 kişi.

-  Suriyeli mülteciler için harcanan para 876 milyon TL.

- Bu merkezlerde okul öncesi eğitimde 4 bin 53, ilkokulda 14 bin 504, ortaokulda 6 bin 308, lisede 3 bin 348 olmak üzere toplam 28 bin 2013 öğrenciye eğitim hizmeti veriliyor.

- Ayrıca bugüne kadar 27 bin 221 yetişkine başta Türkçe olmak üzere çeşitli kurslarda eğitim verildi. Halen 170 kursta 6 bin 189 kişi eğitim görüyor.

- Suriyeli mültecilere her gün 5 bin 112 poliklinik hizmeti veriliyor. Bugüne kadarki tedavi sayısı bir milyona yaklaştı.

- Toplam 21 bin 316 Suriyeli mülteciye yataklı tedavi hizmeti verildi; 12 bin 449 ameliyat yapıldı.

-  Barınma merkezlerinde bugüne kadar 3 bin 161 çocuk doğdu.

- Halen tedavisi süren Suriyeli mültecilerin 14’ü ateşli silahla yaralanmış, 64’ü çeşitli hastalıklardan dolayı hastaneye yatırılmış.

Türkiye’nin Suriye’ye aşırı hassasiyet gösterdiği veya ‘gereksiz’ rol aldığı iddialarının sahip ve destekçilerinin “Bu insanları barındırmayın, tedavi etmeyin” demeleri daha onurlu bir yaklaşım olurdu. Türkiye’nin, 1991’de Saddam zulmünden kaçan çoğu Kürt 400 bin Iraklı karşısında düştüğü aciz durum henüz hafızalarda tazeliğini koruyor. Bugün ise ‘her millet ve inançtan’ 400 bin Suriyeli, Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aldığı standartlarda barınma, gıda, eğitim ve sağlık hizmeti alıyor. Ve Türkiye halkı, bu kişilerin varlığını ve imkanlarını onlarla paylaşmayı tartışmıyor bile. Üstelik bu yöndeki sayısız provokasyon ve propagandaya rağmen.

Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteciler, aynı zamanda Suriye’de olup bitenler hakkında da en zengin bilgileri veriyor. Hem tanıklık olarak, hem de yaralanma ve hastalık nedenleriyle... Bu yüzden Türkiye’nin “Esad’ın kimyasal silah kullandığına dair iddiaları araştırması” yerinde bir karar. Başbakan Erdoğan’ın “16 Mayıs’ta ABD Başkanı Obama ile ikili görüşmemizde kimyasal silah konusunu da ele alacağız. Bunu Esad rejiminin kullandığı açık” sözlerinin arkasında kuru bir iddia yok.