Türkiye’ye yönelik itibar savaşları


Büyük devletlerle ilişkileri yürütmek her zaman zordur. Her zaman emirlerinde olmanızı isterler. Onlara rağmen alınan bağımsız hiçbir kararı kabul etmezler. Sizin çıkarlarınız yoktur. Siz ancak onların çıkarlarının bir yürütücüsü olabilirsiniz. Zaman gelir bu yürütücülüğe itiraz eder ve bağımsız politikalar yürütürseniz hedef ülke haline geliverirsiniz. Çıkarlar söz konusu iken müttefiklik hiçbir anlam ifade etmez. Devletlerin resmi söylemleri büyük bir çoğunlukla gerçek ve resmi olan politikalarından farklıdır. Bazen en büyük savaşı müttefik ülkelere karşı vermek zorunda kalırsınız. Bu savaşlar artık bildiğimiz yöntem ve stratejiler ile yönetilmiyor.


Yeni savaş konsepti artık değişti. Devletlerarası savaşlar salt askeri konseptlerle yürütülmüyor. Artık yerel milisler, devletlerin en büyük gücü haline geldi. Lejyonerler vasıtasıyla yürüten savaşta adı bazen İslamcı örgüt, bazen isyancılar, bazen özgürlük savaşçısı gibi hedeflenen ne ise ona göre farklı isim ad, unvan, hizip, etnisite veya mezhepsel saiklerle meydana sürülüyor. Planları hangi devlet yapıyorsa kurguları o devlet oluşturuyor. Hedefler ne ise örgütün içinde yer alan veya örgütü üst perdelerden destekleyen devletin ajanları örgütü yönlendiriyor. Bu ajanların son zamanlarda en çok kullandığı isim önünde ortasında veya sonunda İslam veya hilafet devleti konsepti. Bu konuda iyi düşünmek gerekir. Birde yazılı, görsel ve sosyal medyada yeni savaş konseptinin en önemli araçları haline geldi. Devletlerin kullandığı bu yeni savaş stratejisinde her türlü itibarsızlaştırma araçları harekete geçiriliyor. Ayaklanma formatları oluşturuluyor. Hangi ülke ile ilgili planları varsa önce o ülke ilgili kendilerine tehdit olarak gördükleri ülke liderlerine itibar suikastları planlaması devreye sokulur. O ülke liderine yönelik diktatör, faşist, baskıcı, özgürlüklerin düşmanı, gizli ajandalı gibi itibar savaşlarının bütün araçları devreye sokulur. Kendilerinde olmayan her şeyi hedef seçtikleri ülkede olmadığına yönelik yayınlar yapmaya başlarlar. Özellikle ellerindeki kredi derecelendirme kuruluşlarını kullanarak, pozitif algı oluşturacak tüm puanlarını ekside tutarlar. Ülkenin ekonomik kırılganlıklarını kullanmaya çalışarak bunu sürekli gündemde tutarlar. Yabancı yatırımcıya yönelik sürekli istikrarsızlık vurgusu yaparlar. Yatırımcıyı ülkeden uzak tutacak argümanları ellerindeki medyaya servis ederek sürekli gündemde tutarlar. Ülkeyi istikrarsızlaştıracak her gelişmeye destek verirler.


Yeni savaş konseptinde en önemli unsurlar artık düzenli ordular değil. Yeni savaş konseptinin unsurlarından bazıları çeşitli devletler adına çalışan silahlı milis güçleri, sosyal medya, yazılı ve görsel basın, kredi derecelendirme kuruluşları, finans kuruluşları, STK’lar, istihbarat ve benzeri diğer araçlar.


İtibar suikastlerinde iki silah medya ve kredi derecelendirme kuruluşları


Son zamanlarda Türkiye’ye karşı yürütülen itibar suikast ve savaşlarında iki unsur ön plana çıkıyor. Uluslararası medya ve kredi derecelendirme kuruluşları. Dünyaca tanınan ekonomik ve politik yayın yapan medyaya baktığınızda son yıllarda Türkiye’ye yönelik olumsuz haberlerde büyük bir patlama yaşandığını görmek mümkün. Türkiye’nin uluslar arası alandaki itibarını sarsmaya yönelik bu haberlere masumane bir haber ve eleştiri olarak bakmak gerçeklerden uzak kalmaktır. Bu tamamen planlı bir senaryonun parçasıdır. Türkiye bağımsız politikalar geliştirdikçe ülkemizin parıltısını yok etmeye yönelik bu itibar savaşları da artacaktır. Önce ülke liderine yönelik baskıcı, faşist diktatör söylemlerini piyasaya sürecekler aynı zamanda diliminde de sık sık istikrarsızlık vurgusu yapacaklar.Cari açık vurgusu gibi kırılganlıkları gündemde tutarak, kredi derecelendirme kuruluşları vasıtası ile notları silah olarak kullanarak ülkemizi tehditlere açık hale getirerek emellerini gerçekleştirmenin yollarını aramaya devam edeceklerdir. Bütün oyunları etkisiz hale getirmek ise Türk toplumu olarak birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi korumak, tuzaklara düşmemektir.