Yazarlar

Beril DEDEOĞLU

Beril DEDEOĞLU

bdedeoglu@stargazete.com

Üç İngiliz, bir kriz

Beril DEDEOĞLU tüm yazıları

Üç İngiliz vatandaşı kızın IŞİD’e katılmak için Türkiye’den geçerek Suriye’ye gitmesi, Birleşik Krallık ile Türkiye arasında gerilime neden oldu. Birleşik Krallık, Türkiye’nin sınır geçişlerine neredeyse göz yumduğunu ima etti. Türkiye de her şüpheli bildirimi yakaladıklarını, ancak kimse bir uyarıda bulunmazsa her yabancıyı tutuklayacak hallerinin olmadığını bildirdi.

İngilizler işi daha da abartarak Türkiye’deki hava limanlarına kendi gizli servislerinden memur yerleştirmeyi önerdiler. Bu, Türkiye’nin IŞİD’e katılanları ülkeye girdiklerinde yakalamak istemediğini söylemenin başka bir yoluydu. Oysa Türkiye gerek diğer ülkelerden gelen bilgiler gerekse kendi değerlendirmeleriyle son iki yılda bin 200 kişiyi sınır dışı etti, 13 bine yakın kişiye ülkeye giriş yasağı koydu.

Birleşik Krallık’ın bir diğer iddiası da, Batılı ülkelerden gelenleri içeri aldığı gibi Türkiye’nin onların Suriye’ye geçişine de engel olmadığı, olamadığı yönünde.  Oysa geçen yıldan beri sınır güvenliği için pek çok faaliyet gerçekleştirildi. 333 km hendek kazıldı, , 60 km toprak set, 160 km tel engeli ve 13 km duvar inşa edildi; 267 km uzunluğunda bir bölge aydınlatıldı, termal kamera ve gece görüş sistemleri yerleştirildi.

Türkiye’den geçiş

2013-2014 yıllarında sınırdan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan yaklaşık 125 bin kişi yakalandı. Demek ki “Batılı” ülkelerinden gelip Suriye’ye geçenlere Türkiye o kadar da yardımcı olmuyor.

IŞİD’in yaklaşık 15 bin savaşçısı olduğu, bunların % 20 kadarının Avrupa ve Kuzey Amerika’dan geldiği, % 55 kadarının ise Kuzey Afrika ve Ortadoğu kökenli olduğu düşünülüyor. Türkiye’den ya da Türkiye’den geçerek katılanların ise yaklaşık 700 kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu durumda IŞİD’e katılan yabancı teröristlerin Türkiye dışı alanları daha fazla geçit yolu olarak kullandıkları anlaşılıyor.

Bu arada belirtelim, Suriye’ye giden her yabancı savaşçı IŞİD’e katılmak için yola düşmüyor. İran ve Lübnan’dan ya da onlar üzerinden Esad güçlerine katılanların sayısı da az değil. Dolayısıyla Türkiye IŞİD’e yardım ediyor tezini savunabilmek için ileri sürülen yabancı terörist rakamları, pek gerçeği yansıtmıyor. Eğer kast edilen Suriyeli sığınmacılar nedeniyle uygulanan “açık kapı” politikası ise, o da yabancı teröristleri kapsamıyor.

Türkiye’ye baskı

Bir dizi görüşmeden sonra Türkiye dışişleri bu kızların Suriye’ye geçişlerine bir istihbarat örgütünün yardım ettiğini açıkladı.

Bu ülkenin IŞİD’le mücadele koalisyonda yer alan, ancak AB üyesi ve ABD olmayan bir  ülke olduğu açıklanınca durum değişti. Koalisyona, ayni, nakdi ve operasyonel katkı veren 35 ülke bulunuyor. Bunların 17 tanesi ABD ve AB ülkesi değil. 17 ülke içinde 2 NATO üyesi, 10 tane de Ortadoğu ülkesi yer alıyor.

Birleşik Krallık, Türkiye Suriye’ye karadan girip elini kirletmek istemeyenler adına riske girmedi diye kızgın, bu biliniyor. Açıkça koalisyon içinde yer almadığı için sinirli ve kaçırılıp rehin alınan konsolosluk çalışanları ile Süleyman Şah Türbe ve toprağını gözden çıkarmadığı  için de ayrıca kırgın olabilir. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Birleşik Krallık’ın Türkiye yerine başka müttefiklerine bakması lazım. Zira kendi yurttaşlarını IŞİD’e ulaştıran “dost” dediği bir ülkenin istihbaratı.

Kim bilir belki İngilizler bunu başından beri biliyorlardı, belki bir tezgah söz konusuydu, belki de Türkiye’den öğrendiler.  Her durumda ortadaki sorunun Türkiye’nin IŞİD’e yardım edip etmediği ile ilgili olmadığı anlaşılıyor. Ortadaki sorun Türkiye’yi bu tür bir baskı altına sokarak almış olduğu pozisyonu geriye çevirmeye zorlamak gibi görünüyor.