İbrahim Güneş
İbrahim Güneş
Tüm Yazıları

“Uçak biletimizi aldık”

Bugünlerde herkes "İran'da ne olacak?" diye kafa yoruyor...

Oysa ne olacağı çok belli değil mi?

Şimdi sizinle iki örnek paylaşacağım...

Emperyalizmin saldırdığı hadi adını da koyalım.

ABD'nin CIA eliyle operasyon çektiği iki ülke...

Önce en yakın örnekten başlayalım...

Venezuela...

ABD bir gece yarısı baskınıyla Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırdı...

Kelepçeledi, hapse attı.

Yerine de Geçici Devlet Başkanı olarak Rodriguez, getirildi... ABD Enerji Bakanı Wright kırmızı halı ile karşılandı. Ülkeyi teftiş eder gibi gezdi.

Ve Trump ağzındaki baklayı çıkardı...

Venezuela'ya petrol konusunda "çok yardımcı olduklarını" belirten Trump, "Onların çok fazla petrolü var, bizim de var ama onlara çok yardımcı oluyoruz. 50 milyon varil petrol aldık, şu anda çok büyük gemilerle Houston'a doğru çok güzel bir şekilde taşınıyor." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin günlük petrol tüketiminin bir milyon varil civarında olduğunu yazayım hesabı siz yapın...

Hemen ardından Venezuela'da yeni bir hamle daha geldi...

"Genel ve Tam Af" ilan edildi.

Maduro'yu devirmek için sokakları kana bulayıp darbe yapmaya çalışan, şiddet eylemi yapanlar da af kapsamında...

Rodriguez, bunun ülkenin siyasi liderlerinin "hoşgörüsüzlüğü bırakıp Venezuela'da siyaset için yeni yollar açtıklarını" gösterdiğini iddia etti...

Şimdi gelelim ikinci örneğe...

Türkiye...

15 Temmuz'da FETÖ'cüler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı devirseydi ne olacaktı sorusunun cevabını aslında Venezuela örneğinden okumak mümkün...

Millet Erdoğan'ı teröristlerin elinden çekip alınca ne olduğunu da yine yaşayarak görüyoruz...

Ama unutmamak gerekiyor. Emperyalizm asla pes etmez... Şimdi unutuyoruz belki ama 2023 seçiminde Kılıçdaroğlu'nun en büyük vaatlerinden biri neydi?

"KHK ile devletten atılan tüm FETÖ'cülerin devlet kadrolarına geri döndürülmesi."

Ardından da tıpkı Venezuela'da olduğu gibi "Genel af" adı altında tüm teröristler serbest bırakılacaktı belki de...

14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde firari FETÖ'cülerin "Uçak biletlerimizi aldık. Dönüyoruz" diye attığı mesajları hatırlıyor musunuz? Millet sandıkta da tüm bu planları bozmuştu... Bu yüzden özellikle sosyal medyadan geceli gündüzlü yapılan saldırıların temel sebebi milletin bu iradesini erozyona uğratmaktır... Elon Musk'ın İranlılara bedava internet hizmeti vermesinin "yüce gönüllülüğü!" ile ilgisi yoktur... X'te bir anda ortaya çıkan yüzlerce sosyal medya hesabının tek görevinin yangına körükle gitmek olacağı muhakkaktır...

Bu yüzden İran'da ne olacak sorusunun cevabını İranlılar verecek aslında... Bize düşen İranlıların iyiliğini istemektir... Zira komşuda yangın çıktığında dumanı bizi de etkileyecektir...

"BANA MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN?"

Şan, şöhret, para, imkan, mekan hepsi var.

Herkes onları hayranlıkla izliyor.

Yerinde olmak için can atıyor.

Peki ya mutluluk!

Son dönemde siz de yakından takip ediyorsunuz...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması yürütüyor. Kim kullanıyor, kim kullanmıyor en azından Adli Tıp Kurumu raporları ortaya çıkana kadar bilmek mümkün değil.

Ancak kullandığını itiraf edenler var...

Kimi kayıplarının üzüntüsünden, kimi iş baskısından, kimi de mutsuz olduğu için uyuşturucuya sarılmış...

Hani şimdilerde gençlere tavsiye edilen yaşamların içinden geçmiş hepsi, dışarıdan bakıldığında özenilecek yaşamlar gibi görünüyor. Ama uyuşturucu bataklığına düşecek kadar da savrulmuşlar...

Derin bir boşluk hissi var belli ki!

Peki ama insan nasıl mutlu olur?

Ya da mutlu olmak tek şart mıdır?

Bu sorular bugünlerde kafamda çok dolaşıyor...

Zira ömrüm boyunca hayatın bir dengesi olduğuna inandım.

Mutluluklar kadar acılar da hayata dair...

Bu yüzden de belki de en büyük hata sürekli mutlu olmaya çalışmak, mutluluk için çaba harcamak olabilir mi?

Arada kendini iyi hissettiren başka duygular da yok mu?

Empati kurmak, merhamet göstermek, vicdanın sesiyle hareket etmenin huzuru gibi... Acılara ortak olmak da insanı mutlu eder mi mesela!

Hep daha fazlasını isteme hali bizi nereye doğru sürükleyecek?

Medyada yaşananları günlerce konuştuk...

Kokain partileri, savrulmalar sürüklenmeler nerelere varmış gördük... Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları o hayatlarında ne kadar parıltılı görünse de büyük acılar içerdiği de gösteriyor...

Bir de futbolda şike soruşturması var...

Anlı şanlı mevkiler edinmiş, kariyerler yapmış kişiler elindekilerle yetinmeyi hiç düşünmemiş hep daha fazlasının peşinde koşmuş, kolay para için girdikleri illegal yollar şimdi onları demir parmaklıkların arkasına sürüklüyor. Özetle yastığa başına huzurla koyabilmenin nasıl bir zenginlik olduğunu çoğu kişi ya unutmuş ya da hiç umursamamış. Ama şimdi sormak lazım gittikleri yol onları nereye götürmüş?

"Azıcık aşım, ağrısız başım" demek istemiyorum elbette insan her şeyin en güzeline layık, ama ömür dediğin de akıp gidiyor. Ne diyelim herkesin kendi seçimi, kendi hayatı...

SESSİZ DİPLOMASİ

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul'da medya yöneticilerine bir iftar davetinde bulundu. Elbette hepimiz Kardeşlik Komisyonu'nda yaşananları merak ediyorduk.

Ve gördük ki Sayın Kurtulmuş, meseleyi nihai rapor aşamasına getirene kadar komisyonda harcadığı mesainin çok daha fazlasını arka kapı diplomasisi için harcamış... Partiler arasında sessiz bir mekik diplomasisi yürütülmüş. Krizlerin büyümeden tatlıya bağlanması, nihai raporun yayımlanabilmesi hep bu sessiz diplomasinin bir sonucu olmuş. Sayın Kurtulmuş bundan sonrası için de çok umutlu konuştu. Özellikle Suriye'deki gelişmeler bu umudunu artırmış. Ve ramazan sonunda Meclis'e kanuni düzenlemelerin getirileceğini düşünüyor. Elbette bu süreçte gözler TSK ve MİT'in üstünde olacak. Ancak her şey planlandığı gibi sürdürülürse bu süreç sivil anayasa ile taçlandırılacak gibi görünüyor. Fotoğraf çektirirken Sayın Kurtulmuş'a sessizce DEM ile ilgili bir soru sordum. Kulağıma söyler gibi sessizce ifade ettiklerini yazmamı istemedi. Ancak şu kadarını söyleyebilirim. DEM'in üstündeki Kandil vesayetinin sona ermesiyle birlikte aslında DEM de bu süreçte kazanacak. Türkiye Partisi olurlarsa kim bilir belki ardından milletin teveccühünü de kazanacaklar. Bu yüzden sürecin başarısı herkes için hayırlı olacak. Ve Sayın Kurtulmuş'un bakış açısıyla söylemem gerekirse artık bu saatten sonra bu yoldan dönüş yok. Meseleyi okyanusu geçen pilotların "geri dönülemez noktayı geçtik" anonsu gibi düşünebiliriz. İnşallah hem memleket hem de bölgemiz için hayırlı günler yakın yeter ki biz kuzu postu giyen sırtlanların tuzaklarına düşmeyelim...