
Aile, bir evin içi kadar dar, bir milletin kaderi kadar geniş bir alandır. Son yıllarda o alanın etrafına görünmez bir kuşatma kuruldu.
Kira, geçim, ekran bağımlılığı, dilin hoyratlaşması, sabrın çekilmesi. Bir yandan da aileyi "eski kurum" diye küçümseyen yeni bir kibir türü.
Sonuçta evlilik yaşı yükseliyor, evlenme isteği azalıyor, boşanmalar artıyor.
Boşanma çoğu kez magazinleştiriliyor. Bir imza atılıyor, iki taraf "yoluna bakıyor" sanılıyor.
Oysa boşanma, iki insanın ayrılışından ibaret kalmıyor. Çocuğun zihninde güven duygusu çatlıyor, akrabalık bağları kopuyor, hayat boyu taşınan bir ürperti başlıyor.
Daha beteri, boşanma normalleşince evlilik de sıradanlaşıyor.
Nüfus azlığı meselesi, kuru bir istatistik olarak ele alındığında kimseyi uyandırmıyor. Oysa nüfus, sadece sayı değildir.
Nüfus, üreten el demektir, vatanı omuzlayan irade demektir, sokakta oynayan çocuk sesi demektir, yaşlıya bakan genç göz demektir.
Çocuk sesinin çekildiği yerde hayatın ritmi düşer. Bir ülke, kendini çoğaltamadığı gün kendini savunmakta da zorlanır.
Huzur ve mutluluk arayan kalabalıklar, büyük laflara sığınmayı seviyor. Oysa huzur evde başlar. Evde başlayan huzur, okulda derinleşir, sokakta görünür, devletin damarlarına karışır.
Tam da bu yüzden "aile eğitim kültür" üçlüsü aynı gövdenin üç dalıdır.
Aile dağınıksa eğitim hedef şaşırır. Eğitim kopuksa kültür taklitçiliğe kayar. Kültür savrulursa aile yeniden yara alır.
Bu bir kısır döngü ve gözümüzün önünde işliyor.
Bir endüstri, bir propaganda dili, bir sosyal mühendislik iştahı olarak fesat merkezleri var bir de. Aileyi hedef alan bu dil bazen özgürlük maskesi takıyor, bazen eğlence kılığına giriyor, bazen "modernlik" diye pazarlanıyor.
Ortak sonuç, mahremiyetin aşınması.
Mahremiyet aşınınca saygı da aşınıyor. Saygı çekilince sevgi de barınamıyor. Sevgi barınamayınca ev, bir sığınak olmaktan çıkıp bir gerilim hattına dönüşüyor.
Bu noktada ben kıymetli bir girişimi özellikle anmak istiyorum.
Mehir Aile Platformu, tam da bu dağılma hattında aileyi korumayı ve güçlendirmeyi hedefleyen ciddi bir irade ortaya koyma çabası içinde. Platformun misyon cümlesi "Huzurun Adresi Aile" vurgusunu taşıyor ve bu vurgu sadece bir slogan gibi durmuyor, somut bir yol haritasına bağlanıyor.
Platformun stratejik yaklaşımında evlilik öncesi eğitim, aile içi iletişim atölyeleri, gençlere evlilik bilinci kazandırma, danışmanlık ve rehberlik mekanizmaları gibi başlıklar öne çıkıyor. Hatta 7 gün 24 saat erişilebilir destek hattı ve teknoloji temelli çözümler gibi çağın araçlarını da ailenin lehine kullanma niyeti görünüyor.
Burada Mehir Aile Platformu'na dair iki cümleyi özellikle övgüyle kurmak isterim.
Birincisi, aileyi romantik bir nostalji konusu gibi ele almıyorlar, kurumsal kapasite, eğitim, iş birliği ve ölçülebilir etki gibi modern yönetim araçlarıyla bir sorumluluk dili kuruyorlar.
İkincisi, aileyi sadece "evlilik" parantezine sıkıştırmadan evlilik öncesinden evlilik sonrasına, danışmanlıktan kültürel etkinliklere uzanan geniş bir koruma hattı tasarlıyorlar.
Mehir Aile Platformu'nun kamu kurumlarıyla, üniversitelerle, yerel yönetimlerle iş birliği niyeti, "Aileyi korumak, bir grubun omzuna bırakılacak bir iş olamaz" tespitinin ispatı niteliğinde.
Bugün aileyi kurtarmak, yarını kurtarmak demektir.
Boşanmayı azaltmak, çocukların ruhuna siper olmak demektir.
Nüfusu diri tutmak, ülkenin hayat damarlarını açık tutmak demektir.
Mahremiyeti korumak, evin içinde saygıyı yeniden inşa etmek demektir.
Bu yolda sahici, planlı, ahlaklı ve çalışkan girişimlere ihtiyaç var. Büyük Aile Platformu bu minvalde hummalı girişim ve çalışmalarla hatırı sayılır seviyede mesafe katetmiş durumda.
Mehir Aile Platformu da bu ihtiyaca cevap veren örneklerden biri olarak dikkat çekiyor ve taltifin yanında hizmeti de hak ediyor.