
Cennet Mekan Sultan 2. Abdülhamid Han'ı 10 Şubat 1918'de kaybetmiştik. Hakk'a yürüyüşünün sene-i devriyesi yaklaşırken, Ulu Hakan hakkında "Devlet Yıkan Tefrikalar" adını verdiğimiz kitabımızda kaleme aldığımız satırları sizlerle paylaşmak istedim.
ABDÜLHAMİD HAN DÜŞÜNCE KİLİT TAŞI BALKANLAR DA DÜŞMÜŞTÜ
Yıllarca yanıbaşında olup da ilm-i siyasetinden zerre miktar istifade edemeyen İttihatçı muhterislerin "devlet yönetimi"n den anladığı tek şey; Abdülhamid Han ne yapmışsa tersini yapmaktı. Dolayısıyla attıkları her adım "Haçlı'ya destek, Osmanlı'ya darbe" anlamına geliyordu.
Sultan II. Abdülhamid Han'ın gidişi ilk önce Balkanlar'da hissedilmişti. Oysa Balkanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun güvenliği için "kilit taşı" mesabesinde idi. Avrupa'daki bu toprakları sayesinde Hristiyan dünyasında söz sahibi olan Osmanlı, Balkanları kaybettiği takdirde, İran benzeri bir Asya devletine dönüşecek, Avrupa'daki etkisini tamamen kaybedecekti. Bu yüzden Osmanlı sultanları, payitaht için "ileri karakol" durumundaki Balkanları muhafaza edebilmek için askerî tedbirlere ilaveten çok farklı stratejiler uyguluyorlardı. Osmanlı'nın ölüm döşeğine itildiği bir dönemde tahta çıkan II. Abdülhamid Han bu konudaki ince siyaseti sayesinde Balkanları muhafaza etmeyi başarmıştı ama etrafındaki paşalar ve aydınlar(!) Haçlıların suflesiyle hareket ettikleri için bunu hiç anlamamışlardı. Bütün bunlar bir tarafa, 117 sadrazamın 38'inin Arnavutlardan; 12'sinin de Boşnaklardan tercih edilmesinin hikmetini bile çözememişlerdi!
Osmanlı yönetimini ele geçirenlerin bu boşvermişliğine karşılık, Avrupalılar için Balkanların işgali, toprak kazanmanın ötesinde Orta Çağ'a kadar uzanan derin bir hezimetin rövanşıydı. 1389'daki savaşı kaybeden Sırplar ve Karadağlılar bu hezimeti hiçbir zaman içlerine sindirememişlerdi ve Balkanlar'daki Müslümanlardan intikam almak için yüzyıllardır fırsat kolluyorlardı.
Abdülhamid Han'ın, Balkan kaynaklı bir darbe ile tahttan indirilmesiyle birlikte Osmanlı yönetiminde derinleşen yönetim krizi, pusuda bekleyen Haçlılar için "vaktidir" mesajıydı. Nitekim Sırplar, I. Balkan Savaşı'na "Kosova İntikamı" parolasıyla girmişlerdi.
Durum bu kadar vahim iken İttihatçılar, daha dikkatli olmaları gereken Balkanlarda fitne ve fesat çıkarmak için ellerinden geleni yapıyordu. İlk işleri Osmanlı'nın ve İslâm'ın Balkanlardaki sınır muhafızı durumundaki Arnavutluk'a yüklenme olmuştu. Bir yandan Hristiyan Arnavutları kışkırtmış, diğer yandan ise Müslüman Arnavutların silahlarını toplamış hatta namaz, oruç ve sakaldan bile vergi almaya kalkmışlardı. Mevki sahibi Arnavut önderleri, kadınlarının önünde falakaya yatırıp rezil ediyorlardı. Bunlar da yetmemiş, Mahmud Şevket Paşa 82. Piyade Taburu ile Arnavutların üzerine yürümüştü. İttihatçılar, "Ordumuzda yer alan 80 bin Arnavut satıldı" diyor, Sırp Kralı'nı da şahit tutuyorlar ama Arnavutları nasıl isyan ettirdiklerinden hiç bahsetmiyorlar. İttihatçılar, tıpkı İngilizlerle işbirliği halinde Arapları ayaklandırmak için sergiledikleri çabanın aynısını, Balkanlarda da ortaya koymuş, Balkanlar'daki serhat bekçilerimizi Osmanlı'ya küstürmüşlerdi.
Ulu Hakan Sultan 2. Abdülhamid Han'ın ruhu şad, makamı ali olsun...