Cüneyd Altıparmak
Cüneyd Altıparmak
Tüm Yazıları

“Vahşi Batı” hukuku…

Ortadaki tablonun özeti şu:

ABD için siyaseten ne elzemse, hukuken de o meşru...

Peki ama bu sistematik nasıl işliyor?

Bu durumun en güncel örneği Maduro meselesi.

Hukukun "gerçekleri" ile ABD'nin "kendince" ürettiği kuralları karşılaştırmak gerekiyor.

Bu bize tahribatın ne kadar etkili ve büyük olduğunu gösterecek...

ASLINDA İLK DEĞİL

Bu konunun benzeri Panama için uygulandı. ABD Panama'nın işgalini siyasi ve lojistik olarak "gerekli!" görüyordu. Ülkeye girdiler ama asıl hedef Noriega'nın yönetimden alınmasıydı.

Panama'nın eski lideri Manuel Noriega, ülkesinin ABD tarafından işgal edilmesinin ardından gözaltına alındı. ABD'ye getirildi.

FRANSA'YA GÖNDERİLDİ

Başkan, 1992'de uyuşturucu kaçakçılığı, haraç toplama ve kara para aklama suçlarından yargılanıp 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2007'de ABD'deki hapis cezası sona erdi. 2010 yılında Fransa'ya gönderildi.

2011'de Fransız mahkemesi Noriega'nın tahliyesine ve Panama'ya iadesine karar verdi.

AĞUSTOS 2025

Trump bu tarihten itibaren niyetini görünür kıldı aslında...

ABD, "uyuşturucu kartelleriyle mücadele" için bölgeye savaş gemisi ve asker sevk etti.

Yakın zamana kadar ABD Donanması, Venezuela gemilerine el koyuyor, saldırı düzenliyordu.

Sonra, Maduro ve eşi başta olmak üzere birçok Venezuelalı siyasetçi hakkında birtakım yaptırım kararları da aldı ABD.

ABD'NİN SÜREKLİ REPLİĞİ

Şunları sıkça dile getiriyordu ABD:

1.Chavista yönetiminin terör örgütleri ve suç ağlarıyla bağlantılı olduğu.

2.Venezuela hükümetinin ABD'ye uyuşturucu soktuğu.

3.Maduro'nun 2024 başkanlık seçimlerinde usulsüzlük yaptığı ve meşru olmadığı.

ÇETE LİDERİ MADURO (!)

Kasım ayında ABD hükümeti "Maduro'yu resmen terör örgütü lideri ilan edip hükümet üyelerinin de terör örgütü üyesi olarak görüleceğini" açıkladı.

Maduro'nun başına 50 milyon dolar ödül kondu.

ABD açısından durum -tek taraflı iradesiyle- Cartel de los Soles" (Güneşler Karteli) ile mücadeleye dönüştü.

Sonrası malum zaten...

OPERASYONUN HUKUKİ DURUMU

Bu meselenin ulusal ve uluslararası olmak üzere iki ayağı var.

Trump yönetimi attığı adımlarda -şimdiye kadar- sadece iç hukuku "tatmin etme" gayesi güdüyordu... Zira hesap vereceği tek alanın burası olduğuna inanmıyorlar, bunu biliyorlar da...

Uluslararası hukuktaki boyutta durum; tam bir fiyasko. Hiçbir dayanağı yok!

KONGRE BY-PASS EDİLDİ

Amerikan ordusunun yabancı bir ülkeye saldırı veya operasyon düzenlemesi için önce Kongre'den onay alınması şart...

Trump yönetimi saldırı için onay almadığı gibi, önceden Kongre üyelerine bilgi de vermedi.

Bunu atlamasına veya yeteri düzeyde yapmamasına "sızıntı" olabilme riskini gerekçe gösterdi...

"KAÇIRILDIM"

Maduro ilk yargılamasında "kaçırıldım" dedi.

Bu ABD Mahkemesi için çözülmesi gereken ön mesele.

Ancak Manhattan'daki mahkemenin böyle 'genişletici' bir yorum yapmasını beklemek sanırım saflık olur.

Zira ABD hukuku, sanığın mahkemeye getirilişindeki usulsüzlüğün yargılamanın geçerliliğini etkilemeyeceğini savunan o tartışmalı 'Male Captus Bene Detentus(*)' doktrinini, uluslararası hukukun tüm temel ilkelerinin üzerinde tutmaya devam ediyor...

YARGILAMA BAŞLAMADI HENÜZ...

Kaldı ki pazartesi günü yapılan yargılamanın mahiyeti, ön yargılama şeklinde...

Bizdeki sulh ceza hakimliği sürecinin ABD hukukundaki karşılığı diyerek benzetip izah edebiliriz...

Bu, hukuki açıdan çok ilginç bir durum. Maduro'nun esas yargılamasının başlaması için en az altı aylık süre olduğunu söyleyebilirim... Gördüğümüz bir fragman...

BAŞKANLARIN DOKUNULMAZLIĞI

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Belçika'nın görevdeki bir Kongo Dışişleri Bakanı hakkında çıkardığı tutuklama kararı hakkındaki değerlendirme bu konuya örnektir.

Buna göre, Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı gibi üst düzey yetkililer, görevleri başında oldukları sürece işledikleri suçlar sebebiyle yabancı devlet mahkemeleri önünde kişi ve cezai yargı dokunulmazlığına sahiptir.

1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi de bir istisna getirmiş değildir. Ortada insanlığa karşı suç (Roma Statüsü bağlamında) gibi bir iddia da zaten yoktur...

DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKU!

Durum ABD'nin hukuk dışına değil, iyice makul düşünme alanının dışına da çıktığını gösteriyor.

Rakiplerine yol gösteren ve benzeri adımlara "mütekabiliyet hakkı" tanıyor.

ABD için hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı çok net...

Esas soru şu: ABD ne kadar köşeye sıkıştı ki böyle bir adıma tevessül etti?

(*) "Hukuka aykırı bir yakalama, yargılanmanın adil olmasına engel teşkil etmez"