Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Veysel’deki aşk olmasa...

Alin TAŞÇIYAN tüm yazıları

BİR çocuğun gözünden göçmen hayatının zorluklarını anlatan Güzelliğin On Par’ Etmez, adını Aşık Veysel’in aynı adlı bestesinden alıyor. Film, Türkiye’deki Türk-Kürt ayrışmasından Avrupa’daki göçmenlerin uyum sorununa uzanan siyasi malzemeyi bir ilk aşk öyküsü ve aile dramının fonunda kullanıyor. Genç Veysel’in acılarını ön plana çıkararak her yelpazeden izleyiciye hitap eden bir popüler film örneği verirken, özeni ile akademik bir film standardı da yakalıyor.

Dünya prömiyerini geçen yıl Karlovy Vary Film Festivali’nde yapan Güzelliğin On Par’ Etmez, Antalya’da En İyi Film dahil altı dalda Altın Portakal kazandı. Dünya basınından aldığı olumlu eleştirilerin aksine Antalya’daki ödüllerin ardından filmin niteliğinden çok milliyeti tartışıldı durdu. Festivalin yarışma yönetmeliğine göre senarist ve yönetmen Hüseyin Tabak’ın Türkiye vatandaşı olması yeterli. Ancak filmin bir Avusturya yapımı olmasının ulusal yarışmaya seçilmesine engel olduğu iddiası -yarışma sonuçlandıktan sonra- sinema gündemini çok meşgul etti... Onca ödül kazanmasına rağmen çok zor salon bulunan Güzelliğin On Par’ Etmez’i izlemek isteyenler acele etmeli. Vizyonda kısa bir süre kalabilecek. Yönetmen Hüseyin Tabak, çocuk oyuncusunun sevimliliğine, romantik hayalperestliğine odaklanarak öncelikle izleyicinin sempatisini kazanmayı hedefliyor. Yaşıtları gibi hip hop ya da Justin Bieber değil, sözleri bilgelik, müziği aşk dolu Aşık Veysel’i dinleyen, içindeki özlemi bununla ifade eden bir çocuk kalbiyle dolduruyor perdeyi. Veysel, adını aldığı Aşık Veysel aracılığıyla Anadoluluğu temsil ediyor. Annesi Türk, babası Kürt. Babası, ailesini bırakıp dağa çıkmış, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmış. Ama aldıkları tehditler yüzünden mülteci olarak Viyana’ya gelmişler. Ağabeyi, babasına onlara yaşattıkları yüzünden çok tepkili. Çekingen Veysel, derslerini anlayacak kadar Almanca bilmiyor. Kendi gibi göçmen (ve sorunlu) bir komşuyu, ona destek ol-a-ma-yan babasının ve ağabeyinin yerine koyup Almanca öğrenmeyi, aşık olduğu sınıf arkadaşı ve komşu kızına Güzelliğin On Par’ Etmez’in çevirisini okumayı amaç ediniyor.

GENÇ YÖNETMENİN MEZUNİYET FİLMİ

Fakat Veysel’deki bu Anadolu damarıyla hiç uyuşmayacak kadar Batılı bir çocukluk aşkı tarifi ve onun fazlasıyla romantize edilmesi, filmin duygu bütünlüğünde bir tutarsızlık yaratıyor. Zaten uyum sorunu yaşadıkları ve içinde bulundukları sosyal çevrenin sorunları baskın olduğu için Veysel ile Ana’nın ilişkisi arındırılmış kutsal alan gibi tasarlanmış. Ama popüler sinemanın klişeleriyle pembeleştirilmiş. Hüseyin Tabak, sinematik açıdan çok dikkatli, özenli, temiz bir iş çıkarmış ama anlattığı aşk öyküsü ve şiir çevirme çabası gereğinden çok ağdalı. Fonda değinmekle yetindiği siyasi mücadelenin yol açtığı kimlik ve aidiyet sorunu, Türkiye’de tutunamama nedeni, ilticanın getirdiği sıkıntılar, baba ve ağabey çatışması ve ikilemi, annenin bunca yükü nasıl taşıdığı yeterince güçlü meselelerken Veysel’in romantik hayallerinin merkeze alınması popülist bir hamle gibi. Elbette bu genç bir yönetmenin mezuniyet filmi. Onun kariyeri açısından da gayet iyi bir başlangıç.