Yaptırımlar ile Rusya geri adım atar mı? 

Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar paketinin bir kısmı bugünden itibaren yürürlüğe girdi. Esasen silah satışı, kredi alma ve herhangi finans anlaşmalarını engellemeyi öngören yaptırım paketinin ikinci kısmı, Kasım’da devrede olacak. 

Amerika bir taraftan Rusya’ya yaptırım uygulamakta, diğer taraftan Rusya ile askeri alanda anlaşmaya giren herkese de sert tepki göstermekte. Ve Dışişleri sözcüsünün söylediği gibi “S-400’leri kimsenin almasını istememekte.” 

Diğer taraftan İngiltere Skripal olayını aydınlatmadan, delilleri kamuoyuna sunmadan, açık araştırma ortamı gerçekleştirmeden, Rusya’yı ajan zehirleme olayına muhatap olarak belirlemiş durumda! Ve İngiltere’nin klasik ve geleneksel Rusya karşıtlığı, bu olay üzerinden siyasi hamle anahtarı gibi yorumlanmakta! 

Dikkat ederseniz,Brunson olayı da Amerikan yaptırımları için gerekçe veya bahane olarak üretildi, Türkiye’ye. Maksat, ilişkileri gererek ekonomik baskılarla, Türkiye’nin adımlarını engellemek! 

Amerika Güvenlik Danışmanı Bolton; Ukrayna ve AB’ye, “Kuzey akımı 2’ye alternatif aramak zorundasınız” diyerek telkinde bulunmakta. Önemli bir detay değil mi? Şunu diyor Danışman Bolton; “aranız asla düzelmemeli. Hatta mümkünse kırılma noktasına gidilmeli!” Neden mi? Çok basit, kriz olmadan Amerikan menfaati ete kemiğe bürünemez. Kriz olmalı, savaş ortamı pekişmeli ki, herkes birbiri ile gerilimde olsun. Sorunu çözen ise ABD görünsün. 

İşte bu baskı ile muhtemeldir ki; Merkel doğalgaz arayışı ile Kuzey Kafkasya ülkelerini ziyaret etti. Gürcistan, Almanya için önem arz ediyor. AB ile ilişkilerini “Rusya’dan bağımsızlığını koparabilsin” diye pekiştirdi. Lakin Abhazya ve Osetya’nın referandumla Rusya’ya bağlanmasının önünü kesemediler. Hatta bu dönemde bile Rusya’ya kimse yaptırım uygulamadı. Ermenistan yeni yönetimle, yeni hamlelere başlamış durumda. Pek parlak ekonomik zemini olmasa da Ermenistan, Rusya kadar “Batı için” vazgeçilmez bir nokta. Merkel; Paşinyan’a Yukarı Karabağ sorununun çözümünde arabuluculuk teklifi vermiş. Aynı teklif, Azerbaycan’a da edilmiş. Ama Merkel’in şu an ki esas gayesinin doğalgaz arayışı olduğu yalıngözle görüldü. Lakin Batı, Ermenistan’a ekonomik desteği, Rusya’dan kopmayana kadar yapmamak niyetinde! Ukrayna ile aynı söylemler üzerinden savaş ortamına girildi, bunu da hatırlatmış olayım. 

Merkel; Gürcistan’da, Abhazya ve Osetya sınırında bulunurken, Kremlin’de Putin ise iki bölgenin başkanlarına kabul düzenlemiş olarak görüntü verdi. 

Şimdi Almanya ve Rusya birbirine ihtiyaç duymakta! Lakin bu ihtiyaçla, kendi ellerinde yeni kozlar olmadan masaya oturmak istemedikleri anlaşılmakta. Almanya; Amerikan baskısını minimize etmek için, ziyaretinin gayesi ile alakası olmayan görüşmeler geçirmek zorunda hissetti kendini! 

Heyetine dâhil ettiği Alman vekillerden birinin Azerbaycan’a giriş yasağı olduğu için, itiraz etmeden listeden çıkarması bile, Merkel’in şu an ki gündemindeki önceliğin demokrasi, özgürlük gibi söylemlerin olmadığının altını çizmiş oldu. Azerbaycan; Yukarı Karabağ’a hukuksuz olarak giren bu vekilin, resmi heyette olsa bile Azerbaycan’a girmesine izin vermedi. Ve Merkel bu yasağa uydu. 

Kuzey Kafkasya, Batı dünyası için ciddi anlam taşımakta. Üç ülkenin her birinin önem arz ettiren içeriği söz konusudur. Azerbaycan enerji yatakları ile baskın etkiye sahip. Gürcistan, Karadeniz ve Türkiye ile sınır ve Rusya’nın elinden alınması açısından hareket verici halka olarak anlam taşıyor. Ermenistan; Rusya’nın elinden alınırsa, Kafkasya’daki dengelerin değişmesi söz konusudur. Ama “alınabilir mi”, soru budur! Rusya, Karabağ’a bir şekilde ordusunu yerleştirmek istiyor. Ve bununla da Güney Kafkasya’daki varlığını daha da pekiştirme çabasında! Rusya, etrafına örülmek istenen çemberi, bu yolla delme niyetinde. Karşı duran yeni işgal ortamı ile karşı karşıya kalacağını düşünmekte. Bu detay Azerbaycan ve Ermenistan için de geçerli. Peki, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki tek yönlü hâkimiyeti mümkün mü? İngiltere’nin petrol menfaatleri bitmeden, bunun mümkün olacağını düşünmek abes olurdu! Hazar’ın statüsünün 22 yıldan sonra masaya getirilip, imzadan çıkması bile, Rusya eksenli yeni politikaların devreye girmesi anlamı taşıdı. ABD’nin hukuk tanımayan politikaları, bu konuda ABD’den geriye kalmayan Rusya’nın adımlarına sükûnetle bakış pekiştirdi. Bu iyi mi, kötü mü bilmem! Lakin bildiğim tek bir şey var. Zulüm ile abat edilmedi ve edilmez