Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

Yargı ve TSK’daki paralel yapılanmayı çözecek 10 soru

Bizim kuşak ve öncesi, bir ‘hükümet’i, onun üstünde ‘devlet’i ve onun da üstünde/arkasında da ‘derin devlet’i bilirdi. 

Son birkaç yıldır sözlüğümüze ‘paralel devlet’  de girdi. Resmi evraka giren adıyla ‘Paralel Devlet Yapılanması/PDY’...

Ortaya çıkanlara bakınca, paralel yapıyı şöyle özetlemek mümkün:

Yıllar içinde ‘hükümetler’ üzerinden ‘devlette’ yapılandı;

Polis, istihbarat ve yargı kadrolarıyla herkesi dinledi, fişledi, kimlerin nasıl safdışı edileceğini belirledi, yeterli belge bulamadıkları hakkında yönlendirme amaçlı ‘delil’ üretti;

Ardından ‘hükümetlerin baş belası’ olan ‘derin devlet’e operasyon çekti, burada hükümetin, derin devletten bıkmış halkın ve medyanın desteğini aldı;

Sonra ‘yargıyı yöneten’ HSYK’yı ele geçirdi;

Herkes ‘devlet artık derin iradenin değil siyasi iradenin elinde’ derken, ‘siyasi irade’ye operasyon geldi...

Proje burada bozuldu.

Zira öncekiler ‘bürokratik’ hedeflerdi ve yasadışı elde edilmiş/üretilmiş istihbarat ve yönlendirilmiş soruşturma süreçleri ve bu süreçlerle ‘siyasi iradenin de ikna edilmesi’ karşısında tepki veremediler.

Ancak hedef alınan ‘siyasi irade’ olunca tepki de ‘siyasi’ oldu...

Hükümet, ‘derin devletle mücadele’nin aslında ‘derinliği dışarıda olan bir proje’ olduğunu geç de olsa fark etti.

Ve siyasi irade ‘paralel yapı’ ile mücadeleyi başlattı. Önce poliste, istihbaratta ve adliyede ‘operasyonel unsurlar’ın saldırıları durduruldu, etkisizleştirildi.

Şimdiki süreç, paralel yapılanmanın nerelere ulaştığını, neler yaptığını aydınlatma ve sorumluları ortaya çıkarma süreci...

Bu süreç yine ‘hukuk içinde’ ilerliyor.

‘Alınlarında paralel veya cemaatçi mi yazıyor; fişleme ile mi belirleniyor’ sorularının amacı kafa karıştırmak.

Böyle çözülmüyor.

Nasıl çözülüyor?

Örneğin, yargıdaki paralel yapılanmayı yine paralel yapılanmanın soruşturmaları ve yargılamaları çözüyor.

Şu soruların cevapları araştırılıyor:

1- Ergenekon, Balyoz, İzmir casusluk soruşturması ve davaları hangi delillerle başladı; bu delillerin gerçekliği ne; bu süreçlerde hangi polis, savcı ve hakimler hangi işlem ve kararlara imza attı?

2- Bu davalarda, şüpheli ve sanık sayısı çoğaltılarak kaç kişinin terfisi engellendi; yerlerine hakkı olarak atananlar dışında ‘paralel’ kadrolaşma oldu mu?

3- Babasının cenazesi için izinli ayrıldığı cezaevine dönerken hava karardığı için karakola teslim olan tutukluyu ‘gecelettiği’ için dava açılarak geleceği karartılan Albay Hüseyin Kurtoğlu için hangi savcı ve hakimler hangi işlemleri yaptılar?

4- ‘Var’ denilen ihbarın bile olmadığı ortaya çıkan ‘Kozmik oda’ soruşturmasını yürüten savcı ve hakimler hangi işlemleri yaptılar?

5- MİT TIR’larına yönelik operasyon ve soruşturmalarda hangi güvenlik birimleri, savcı ve hakimler hangi işlemleri yaptılar?

6- Soruların önceden verildiği ortaya çıkınca iptal edilen 2010 KPSS soruşturmasını 5 yıldır sonuçlandıramayan savcılar hangi işlemleri yaptılar?

7- Mahkemelerde yıllardır 
süren veya hızlıca kapatılmış soruşturma ve davalar arasında, içinde ciddi bulgular ve deliller olduğu halde sonuçlandırılmayan veya kapatılanlar var mı? Varsa bunlardan sorumlu savcı ve hakimler hangi işlemleri yaptılar?

8- Ticaret mahkemelerinde, 25 Aralık’ta örneği görülen ‘iş dünyasını rehin alma amaçlı’ açılmış kasıtlı soruşturmalar veya kasıtlı olarak ‘bir tarafın lehine’ sonuçlanmış davalar var mı? Varsa bunlarla ilgili hangi savcı ve hakimler hangi işlemleri yaptılar?

9- Bu soruşturma ve davalar süreçlerinde HSYK’ya yapılmış şikayetler var mı? Varsa nasıl sonuçlandılar, örtbas mı edildiler?

10- Yasadışı veya yasal kılıflı
hukuksuz dinlemeler hangi savcı ve hakimlerin imzalarıyla yapıldı?