Adil Karaismailoğlu
Adil Karaismailoğlu
adil.karaismailoglu@star.com.tr
Tüm Yazıları

Yatırımlarda kamu ve özel sektör iş birliği

Son yirmi üç yılda, eser ve hizmet siyasetiyle çehresi yenilenen ve altyapısında büyük bir dönüşüm yaşayan bir Türkiye var. Bu başarıda fizibilite raporlarına göre seçilen yapım ve finans modelleri önemli rol oynamıştır.

Bunu somutlaştıran en önemli finans modeli de bugün birilerinin anlamaktan imtina ettiği, Yap-İşlet-Devret (YİD) modelidir.

Dünyanın dev ekonomilerinin daraldığı, küresel krizlerin, savaşların ve doğal afetlerin devlet bütçelerini zorladığı bir dönemde Türkiye, yatırımlarını bir gün bile durdurmamıştır. Peki, bu nasıl mümkün olmuştur?

YİD modeli sayesinde devlet, bütçesini eğitimden sağlığa, sosyal yardımlardan afet bölgelerinin ihyasına kadar doğrudan vatandaşa dokunan alanlara seferber edebilmiştir. Fizibilitesi Kamu Özel İş Birliğine (KÖİ) uygun milyarlarca dolarlık projeler (otoyol, köprü ve tünel gibi sermaye yoğun projeler) ise yapım sırasında devletin kasasından tek kuruş nakit çıkışı olmadan; özel sektörün finansıyla hayata geçirilmiştir.

Bu stratejik modelle inşa edilen eserlerin her biri birer gurur vesilesidir.

Söz konusu eserleri biraz daha yakından irdeleyelim.

Cumhuriyetimizin 100. Yılı'nda, Türkiye Yüzyılı'nın imza eseri olan 1915 Çanakkale Köprüsü, 2023 metre orta açıklığı, 318 metre ayak yüksekliği ile dünyanın zirvesine yerleşen bir mühendislik zaferidir. Saatlerce süren boğaz geçiş süresini sadece 6 dakikaya indirerek, Avrupa ile Asya'yı devlet bütçesine yük olmadan birbirine bağladı. "Dünyanın En Uzun Orta Açıklıklı Asma Köprüsü" unvanına sahip olan bu mega projeyi, planlanan süreden tam 1,5 yıl önce tamamlayarak, eşine az rastlanır bir başarıya ulaştık.

İstanbul Havalimanı ise küresel havacılığın yeni merkezi konumuna gelmiştir. Dev havalimanlarının operasyon durdurmak zorunda kaldığı zamanda İstanbul Havalimanı Avrupa'nın rekorlarını altüst etmiş, lojistik kapasitemizi zirveye taşımıştır. Kamu kaynağı harcanmadan milletimize kazandırdığımız bu eser, bugün hem uluslararası prestijimizi artırmakta hem de kira gelirleriyle bütçemize milyarlarca dolar katkı sağlamaktadır.

Kuzey Marmara Otoyolu ise İstanbul'un omuzlarındaki transit yükü almış, sanayi bölgelerimizi birbirine bağlayarak zamandan ve lojistik maliyetten ciddi tasarruflar sağlamıştır. İstanbul trafiğine can suyu olan bu devasa proje, en zorlu coğrafi koşullarda özel sektör hızıyla bitirilmiştir.

YİD finansal modeli ile yapılan projelerde; yapım maliyetinin, işletme süresinde finans maliyetleri ve işletme giderleri ile birlikte geriye dönüşünün sağlanması esastır. Araç geçiş ücretleri yapım maliyetini karşılıyor ise herhangi bir katkı yapılmaz, fazlası varsa devlet için ayrı bir gelir kalemi oluşur. Bu modelde finans problemi olmadığı için projeler zamanından önce biterek kamusal faydalar daha da artmaktadır. Yapımcı, işletmesini de kendisi yapacağı proje için daha konforlu, güvenli, sağlam projeler inşa etmektedir.

Bu modelde inşaat maliyetindeki artış, işletme riskleri ve her türlü operasyonel yük tamamen yüklenici firmaların omuzlarındadır. Devlet, bu devasa projelerin sahibi ve yegane denetleyicisidir. İşletme süreleri dolduğunda; tıkır tıkır işleyen, tüm bakımları yapılmış bu paha biçilemez varlıklar, tek kuruş ödenmeden aziz milletimizin mülkiyetine bedelsiz olarak geçmekte ve hazinemiz için yeni kaynak üretir projeler haline gelmektedir.

Bu projeler vesilesiyle Türkiye, küresel lojistik haritasında sadece bir geçiş güzergahı olmaktan çıkıp vazgeçilmez bir merkez üssü haline gelmiştir. Bu başarının kamu ve özel sektörün iş birliğiyle elde edildiği unutulmamalıdır.