Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Yeni dünya, yeni gerçeklik, yeni Türkiye

Uzunca bir dönem medeniyet mavalları okudular. Diplomaside nezaket dilini kullanarak normatif çerçeveden bahsettiler. Öyle ki çok kanlı sömürgeci geçmişlerini perde arkasına koyarak, yeni ve modern bir imajla çıktılar tüm dünyanın önüne.

Elbette bu maskenin ardında aynı tıynet aynı karakter noksanlığı vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan'daki konuşmasında belirttiği gibi; "Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış emperyalistlerdir."

"Çok medeni" görüntünün ardında yine mazlum coğrafyalara gücü dayatarak haksız menfaat elde etmeye devam ettiler.

Bize en yakın coğrafyada, Irak'ta olanları unutmadık. Kimyasal silah iddiası üzerine bir ülkeyi işgal ettiler. Saddam'ı idam edip, Libya lideri Kaddafi'yi ise yerlerde sürükleyerek öldürdüler.

ABD'nin "demokrasi götürüyorum" dediği ülkelerin sayısı o kadar çok ki... ABD'nin işgal ve darbeler üzerinden müdahale ettiği ülkelerde demokrasi ve insan hakları gündem olmazken istisnasız hepsinde çokça kan döküldü, halklar öncekinden daha fazla ezildi ve daha fazla yoksullaştı.

Irak'ta Saddam'ın heykeli devrildiğinde sevinç gösterileri yapan Bağdatlılar, çok değil beş sene sonra pişmanlıklarını ifade eden röportajlar vermeye başladılar.

Artık dünyada kimse ABD'nin "demokrasi" söylemine kanmıyor.

Batı, hegemon güç olarak güven duyulan bir adres değil. Ve onca yaşanan katliamdan sonra Batı'nın güveni yeniden tesis etmesi mümkün de değil.

İşte bu nedenle artık niyetler gizli değil aleni!

Kendileri de bu durumu gördüğü için meşru gibi görünen bir argümanla dünya kamuoyunu ikna yoluna gitmiyorlar.

Neyse o!

Altın mı, petrol mü, nadir bulunan elementler mi?

Sadece ve sadece "bana lazım" diyor, askeri gücünü medya gücüyle mezcederek şova dönüştürüyor ve tüm dünyaya hem meydan okuyor hem de herkesi köşesinde sinmeye itiyor.

Bu tarz-ı siyasetin psikolojisi adeta travmatik. Toplumlar, çaresizce sırasını beklemeye sürüklenirken bağımsızlaşmaya dönük umutlar da tırpanlanıyor.

Yeni dünya kuralları yeniden kurgulanıyor. Yeni normlar, güce dayalı bahanesiz itaat bekleyen bir duruşla halkların karşısına çıkarılıyor.

Böyle bir iklimde, özgün ve bağımsız gücü olmayan her toplum; tehdit altında demektir.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SİYASETTE USTALIĞINI KONUŞTURDU

ABD, bugün Venezuela'nın petrolüne çökerken yarınki işgal planını da ilan ediyor. Latin Amerika ülkeleri, Danimarka ve İran tedirgin.

Rusya, Ukrayna'dan kopardığı parçaları tekrar bırakmamak üzere işgal etti.

Çin, Tayvan'ı işgali gündemine alıyor.

Bölgemizdeki vahşi vampir ise İsrail. İki yıldır Filistinlilere kan kusturuyor.

Uluslararası siyasette düzen, normlar, teamüller ve koşullar çok derin bir savrulma yaşarken böyle bir çağa hazırlıksız giren milletlerin bağımsız ve egemen kalmaları mümkün değildir.

Türkiye yirmi senedir ilan edilmemiş bir seferberlik halinde 7/24 çalışarak savunma sanayiini geliştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu öngörüsü sayesinde bugün Türkiye için içimiz rahat.

Dünya derin bir türbülansın içine girerken toplum olarak endişe etmiyorsak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkeye istikamet vermesindendir.

Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşı da dahil bölgesel ve küresel gelişmelerde adeta ip cambazı gibi bıçak sırtı siyaseti, ustalıkla yürütmekte. Hem ülkemizin ilkesel duruşunu ifade edip hem de tehditlere karşı ülkeyi güvenli limanda tutmayı başarıyor. Diplomaside proaktif ilişkiler yürütürken pozitif gündemle güncelliğini koruyor. Net duruş gereken dava meselelerinde de yüksek tansiyona girmekten kaçınmıyor. Gazze ve Suriye konusunda gereken dozu gerektiği kadar vererek çok ince bir siyaset sanatı icra ediyor.

Görünen tabloda; serinkanlı, istikrarlı, emin adımlarla ve hedefe kilitlenmiş bir Türkiye var.