Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

‘Yeni ekonomik paradigma’ tanımlayacağız

Yiğit BULUT tüm yazıları

Ben söylemiyorum sadece, PİYASALAR DA AÇIKÇA GÖSTERİYOR; Türkiye tarihi fırsatlara doğru ilerliyor...

Sevgili dostlar, uzun süredir ısrarla Türk varlıklarının “altın-dolar” bazında “ucuz” kaldığını ve Türk Lirası cinsi enstrümanlara alımların artacağını söylüyorum. Ve ekliyorum; TL’de kalan kazandı, kazanacak... Dolar kuru 3,54-3,34 bandına girdi ve bu aşağı doğru dördüncü zorlama...

Bu tespitler sonrası karşımda uzun zamandır “felaket senaryoları” yayanlara gelelim...

Dünya genelinde ve özellikle içeride kasıtlı olarak FED odaklı felaket senaryoları yayılırken, olaya son 10 yıldır farklı bakmayı deneyen biri olarak, “ortaya atılan senaryoların” her ülke için geçerli olduğunu düşünmüyorum... Evet, sorunlar olacak hatta bazı ülkeler başta AB üyeleri olmak üzere çok büyük krizler yaşayacaklar ama bazı ülkeler de özellikle Amerika, Türkiye gibi, bu dönemde daha da parlayacaklar... Düşen petrol fiyatının daha doğrusu “teknoloji değiştikçe” yükselmesi zor görünen petrolün, Rusya’yı orta ve uzun vadede nasıl etkileyeceğini de ayrıca tartışmalıyız...

Sevgili dostlar, Türkiye, tarihi bir fırsatın üstünde daha doğrusu “tarihin sarkacı” Türkiye’ye her anlamda ve özellikle EKONOMİDE büyük hatta “en büyüklerden” olma fırsatını veriyor. Türkiye, varlık havuzu üstünde yatıyor ve bu varlığı ekonomiye kazandırmak için adım atma isteği ve gereği de net olarak algılanmış durumda... ŞİMDİ SIRA “YENİ EKONOMİK PARADİGMA”yı tam olarak tanımlamak ve hayata geçirmekte...

Bu noktada “dünya nasıl değişebilir” sorusuna kısa cevaplar vermek istiyorum;

- Dünya üzerinde 1945 sonrasında kurulan sistem “ana parçaları” ile birlikte değişiyor ve en önemlisi “yerleşik merkezler” yer değiştiriyor. Londra düşerken yerini İstanbul alıyor ve gerekli adımlar atılabilirse “yeni sistem içinde” New York-İstanbul-Şangay-Hong-Kong-Tokyo çizgisi çiziliyor.

- Ortaya çıkan yeni yapı içinde “en güçlü” olmaya aday merkez İstanbul. Daha doğrusu New York-İstanbul çizgisi Londra dışarıda bırakılarak yeniden çizilebilir. Nedeni de oldukça net; 2001 sonrasında “oluşan tehdit algılaması” ile “New York-Londra” hattından kaçmaya başlayan paranın adresi İstanbul… Neden derseniz; Türkiye’nin konumu ve en önemlisi “tarihten getirdiğimiz” gerçeklerimiz, ÖZÜMÜZ… VE YAPABİLECEKLERİMİZ!

- Bu çizginin oluşumunda LONDRA, İSTANBUL ile işbirliği yapmakta aktif davranıp öne de geçebilir. AB’den çıkan İngiltere’nin farklı adımlar atmasını bekliyorum.

Bu gerçekler ışığında “neler yapabiliriz, neler yapmalıyız” sorusuna yüksek sesle düşünerek birlikte cevap arayalım;

- Öne çıkarmamız gereken en önemli sektörlerden biri KATILIM BANKACILIĞI... KAMU BANKALARI BU KONUDA BÜYÜK ATAK YAPTI... Gerekli hukuki düzenlemeleri TAMAMLAYABİLİRSEK, BANKACILIK ve birilerinin “alternatif bankacılık” diyerek küçültmeye çalıştığı “katılım bankacılığının” merkezi Türkiye olabilir, olmalıdır! 

- Merkez olmak için ne gerekli? Her şeyden önce BDDK’nın iki ayrı sistemi taşıyacak şekilde yapılandırılması veya yeni bir yapı oluşturulması düşünülebilir.

- Türkiye, Ortadoğu-Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere para transferlerinde Londra'nın devre dışı bırakıldığı “yeni sistemi” geliştirmek zorunda! “Biz merkez olduk” deyip hala İngiliz’e komisyon vermek öze yakışmaz! İNGİLİZLER BİRLİKTE ÇALIŞMA İSTİYORLARSA MASAYA OTURACAKLAR.

- “TL ZONE”u oluşturmalı ve kendi paramız üzerinden “periferimizle” iş yapabilir hale gelmek için adımlar atmalıyız...

- Avrasya Menkul Değerler Borsasını acilen kurmalıyız ve “periferimizdeki” bütün ülke şirketleri Türkiye’de işlem görecek şekilde “eğitim-oluşum” politikamızı düzenlemeliyiz.

- “Faizsiz Enstrümanların” geliştirilmesi ve vergilendirilmesi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmalı ve “var olan finansal yapıya haraç vermeden” yeni bir DÜZEN kurmalıyız!

- “Halka Arz” dinamiğini mutlaka hayata geçirmeli ve Sayın Erdoğan’ın açtığı “blok satışı iptal edip, halka arz edeceğiz” yolunu en az 10 şeritli hale getirmeliyiz... Devlet, varlıklarını aradaki komisyoncuları devre dışı bırakıp, halkı ile paylaşmaz ise “tam bir kalkınma-vatandaşın zenginleşmesi” söz konusu olamaz!

- Türkiye’nin “kaynak bulma” kanalları çeşitlenmeli ve BATI’nın engel çıkarmaya devam edeceği düşünülerek, RUSYA-ÇİN-JAPONYA çizgisi harekete geçirilmeli. HAZİNE ÜZERİNDEN BİRKAÇ YATIRIM BANKASI KANALIYLA BORÇLANMA TÜRKİYE’Yİ YETERİNCE YIPRATTI, BU YÖNTEM ELDEN GEÇİRİLMELİ VE YATIRIM BANKALARININ TÜRKİYE’YE OLAN BASKISI KIRILMALI!

- 2003-2017 arasında 200’lü rakamlardan 800’lü noktalara getirdiğimiz yani tam üç buçuk katına çıkardığımız Milli Hasılamızı 2023 hedefine giderken bir kez daha “3’e katlamak zorunda olduğumuzu” bilerek buna uygun adımlar atmalıyız.

- HIZLI BÜYÜMEDE kilit markalaşma ve globalleşme! Bu noktada en önemli strateji daha önce de paylaştığım “THY gibi 10 büyük markamız olmalı” detayında gizli. Büyük değerlere dayanmayan ekonomiler BÜYÜK olamaz! Yeni markaları ya küresel alanda var olanları satın alıp büyüterek, ya da markalarımızı daha iyi bir noktaya getirerek yapmalıyız...

Sonuç:SON GÜNLERDE GENLEŞEN PİYASALARIN BİR TEMEL SEBEBİ VAR; TÜRKİYE, OLUMLU YÖNDE AYRIŞIYOR VE DAHA YENİ BAŞLIYORUZ! Türkiye, daha sadece “pistin başına gelmiş” bir uçak! 13 yılda bu pistin başına geldi, büyük sıkıntılar çekildi ama çok da önemli engeller aşıldı! Şimdi sıra uçağı kaldırmak ve gelecek 10-13 yılı YANİ 2023-2030 VİZYONUMUZU doğru, sağlam temeller üzerinde planlamakta... Yaptık, yapabiliriz... Türkiye’nin gelecek 10-13 yılını doğru analiz edebilenler bu “potansiyeli” görüp, bu gerçeği fiyatlamaya başlayacaklardır! HATTA BAŞLADILAR!