Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Yerinde bir adım ama yeterli değil!

Yiğit BULUT tüm yazıları

İMKB’nin adı değişti ve “Borsa İstanbul” oldu...Hayırlı olsun, daha kolay, küresel anlamda her dilde daha akılda kalır bir isim...

Sevgili dostlar, değişim gerekli hatta kaçınılmaz ama önemli soru; atılan adımlar “ortaya çıkan ihtiyaca” göre yeterli mi ?

Malesef değil...Tarihin sarkacı Türkiye’ye “borsasının ismini değiştirip yola devam etmekten” çok daha fazlasını yüklüyor ve bu yüke uygun adımlar henüz atılmış değil...

Neler mi yapılmalı ?

Detaya geçmeden yeni gerçeğimizi bir daha tarif edelim; bu topraklar yeni düzen içinde, dünya genelinde merkez olmaya ilerliyor ve bizler altyapı kurmakta biraz gecikiyoruz...

Maddeler halinde olanı-ortaya çıkanı ve yapılması gerekenleri tartışalım;

Dünya üzerinde 1945 sonrasında kurulan sistem “ana parçaları” ile birlikte değişiyor ve en önemlisi “yerleşik merkezler” yer değiştiriyor. Londra düşerken yerini İstanbul alıyor ve gerekli adımlar atılabilirse “yeni sistem içinde” New York-İstanbul-Şangay-Hong-Kong-Tokyo çizgisi çiziliyor.

Ortaya çıkan yeni yapı içinde “en güçlü” olmaya aday merkez İstanbul. Nedeni de oldukça net; 2001 sonrasında “oluşan tehdit algılaması” ile “New York-Londra” hattından kaçmaya başlayan paranın adresi artık İstanbul...Neden derseniz; Türkiye’nin konumu ve en önemlisi “tarihten getirdiğimiz” gerçeklerimiz, ÖZÜMÜZ...VEYAPABİLEC EKLERİMİZ !

Bu gerçekler ışığında “senin adamın olsun, benim adamım olsun” kavgası bizim için fazlasıyla LÜKS ! Şunu anlayalım; gerekli hukuki düzenlemeleri yaparsak-yapabilirsek, BANKACILIK ve birilerinin “alternatif bankacılık” diyerek küçültmeye çalıştığı “katılım bankacılığının” merkezi Türkiye olacak.

Merkez olmak için ne gerekli ? Herşeyden önce BDDK’nın iki ayrı sistemi taşıyacak şekilde yapılandırılması veya yeni bir yapı oluşturulması şart ! Bankalar vatandaşa ciddi işkence ediyor ! Bankalara karşı girişim var, karşı adım henüz yok !

Türkiye, Orta Doğu-Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere para transferlerinde LONDRA’nın devre dışı bırakıldığı “yeni sistemi” geliştirmek zorunda ! “Biz merkez olduk” deyip hala İngiliz’e komisyon vermek öze yakışmaz, kimse bizi ciddiye almaz !

“TL ZONE”u oluşturmalı ve kendi paramız üzerinden “periferimizle” iş yapabilir hale gelmek için adımlar atılmalı. Başbakan Erdoğan yolu açtı ama arkasından destekleyecek ekiplerin gelmesi olmazsa olmaz. Benim kaygım da tam bu noktada “böyle ekiplerimiz” var mı ?

Avrasya Menkul Değerler Borsasını acilen kurmalıyız ve “periferimizdeki” bütün ülke şirketleri Türkiye’de işlem görecek şekilde “eğitim-oluşum” politikamızı düzenlemeliyiz.

“Faizsiz Enstrümanların” geliştirilmesi ve vergilendirilmesi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmalı ve “var olan finansal yapıya haraç vermeden” yeni bir DÜZEN kurmalıyız !

“Halka Arz” dinamiğini mutlaka hayata geçirmeli ve Başbakan Erdoğan’ın açtığı “blok satışı iptal edip, halka arz edeceğiz” yolunu en az 10 şerite çıkarmalıyız. Devlet, varlıklarını aradaki komisyoncuları devre dışı bırakıp, halkı ile paylaşmaz ise “tam bir kalkınma-vatandaşın zenginleşmesi” söz konusu olamaz !

2003-2013 arasında 200’lü rakamlardan 700’lü noktalara getirdiğimiz yani tam üç katına çıkardığımız Milli Hasılamızı 2023 hedefine giderken bir kez daha “3’e katlamak zorunda olduğumuzu” bilerek buna uygun adımlar atmalıyız. Bu noktada en önemli strateji daha önce de paylaştığım “THY gibi 10 büyük markamız olmalı” detayında gizli. Büyük değerlere dayanmayan ekonomiler BÜYÜK olamaz !

Ve en önemlisi; “senin adamın, benim bürokratım” mantığını bırakıp, “vizyon ve bilgi” sahibi insanları acilen göreve çağırmalıyız ! Türkiye tarihi sıçrama noktasında, BİLENLER mutlaka el atmalı !

Sevgili dostlar, Türkiye, tarihi bir fırsatın üstünde daha doğrusu “tarihin sarkacı” Türkiye’ye her anlamda ve özellikle EKONOMİDE büyük hatta “en büyüklerden” olma fırsatını veriyor. Türkiye varlık havuzu üstünde yatıyor ve bu varlığı ekonomiye kazandıracak beyinlere ihtiyacımız var ! Bu dönemde yapılanlar çok önemli ama bir de gerçek var; EKONOMİ BÜROKRASİMİZ ve en önemlisi “finansal-entelektüel” birikimimiz HALA YETERSİZ !

Sonuç : Türkiye “pistin başında” bir uçak ! 10 yılda bu pistin başına geldi, büyük sıkıntılar çekildi ama çok da yol alındı ! Şimdi sıra uçağı kaldırmak ve gelecek 10 yılı doğru, sağlam temeller üzerine planlamakta...Yaptık, yapabiliriz...

Son söz : Türkiye’nin geçmiş döneminden kalan “finansal şımarık çocukları” var ! Ve onlar  sanıyorlar ki; BU DÜZEN böyle gider ve “havadan sudan komisyon, dosya parası, bakım ücreti, faiz ve daha birçok kalem altında” her sene bu halkın 9-10 milyar TL’sini alabilirler. Bu yapı değişecek ve bölge ülkelerine de servis verebilen ve “yeni bir finansal düzen” oluşacak...Birileri bağırsa, çağırsa, kendini de parçalasa Türkiye, YENİ DÜNYA DÜZENİ ile ortaya çıkan potansiyeli kullanacak ve “YENİ BİR FİNANSAL DÜZEN” oluşacak...Yaşasın Halkın refahının ana amaç olduğu yeni düzen...