Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

‘Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur’

Resul Tosun tüm yazıları

Bugün 12 Eylül faşist darbesinin başı, bir dönemin kudretli paşası toprağa veriliyor. 

İktidar elindeyken ölümsüzmüş gibi hareket eden paşa da diğer tüm faniler gibi ecel şerbetini reddedemedi.

Her canlının ölümü tadacağı gerçeğiyle yüz yüze geldi.

98 yaşında, hicri takvime göre 101 yaşında yani tam bir asır yaşadıktan sonra o da vermediği hesaplarının görüleceği yolculuğa başladı. Arkasından ağıt yakacak kimse var mıdır bilemeyiz ama 12 Eylül darbesini yaşayan neslin mazlum ve mağdurları ve gerçek demokratlar onu hiçbir zaman hayırla yad etmeyecekler.

***

12 Eylül 1980 öncesi akan kanı durdurmak elindeyken durdurmayan, darbeye zemin hazırlaması için buna göz yumduğunu utanmadan da itiraf eden müteveffa, her şeyden önce o dönemde akan kandan ve giden candan sorumludur.

Gözünün önünde her gün onlarca insan anarşiye kurban giderken engelleme gücü olduğu halde seyreden müteveffa darbe öncesi hayatını kaybedenlerin de baş sorumlusudur.

12 Eylül darbesinden sonra bıçakla kesilir gibi kesilen anarşinin sorumlusu da bugün toprağa verilen darbeci generaldir.

***

Yaptığı darbe kansız gibi gözükse de paşanın elleri öncesinde ölen binlerce vatandaşın sonrasında ise işkenceye maruz kalanların ve idam edilenlerin kanlarıyla kirlidir.

Darbeden sonra, 650 bin kişi gözaltına alınmıştır. 230 bin kişi yargılanmıştır. 7 bin kişi için idam cezası istenmiş, 517 kişiye idam cezası verilmiş, 50’si asılmıştır. (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı). 300 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüş.171 kişinin işkenceden öldüğü belgelenmiştir.

71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılanmıştır. 388 bin kişiye pasaport verilmemiştir. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atılmıştır14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitmiştir. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durdurulmuştur. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verilmiştir.

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istenmiş, gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. Gazetelere 300 gün yayın yasağı uygulanmıştır.

12 Eylül ve sonrasında insanlık onuru ayaklar altına alınmıştır.

***

12 Eylül darbesiyle anayasayı askıya alan, parlamentoyu lağveden, siyasi partileri kapatan, sivil toplum örgütlerinin kapısına kilit vuran kısaca demokrasiyi silah gücüyle rafa kaldıran müteveffanın general Sisi’den farkı yoktur.

İkisi de eli kanlı darbecidir, ikisi de aynı dış mihrakların hizmetçisi ve tetikçisidir.

Tek farkı ölmeden önce hakkında darbeden mahkûmiyet kararı verilmiş olmasıdır.

Lakin darbe suçundan aldığı karar henüz Yargıtay’da onaylanmadığı için sabıka kaydına geçmemiştir. Bu yüzen de devlet, eski cumhurbaşkanı olarak resmi tören yapmak gibi bir zaruretle karşı karşıyadır.

İşin garip tarafı da kendi gitti ama anayasası yürürlükte diyen muhalif çevrelerin neden resmi tören yapılıyor diye itiraz etmesidir.

Dediğiniz gibi anayasası yürürlüktedir de ondan.

Darbecinin ölümü anayasasının da ölüm habercisi olsun inşallah

Ne diyelim,

‘Ne kendi etti rahat, ne âleme verdi huzur,

Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur.’