Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Yıl 2013... Bazıları hala ‘Eski Türkiye’ derdinde

Yiğit BULUT tüm yazıları

Cumhuriyet nedir, ne değildir” sorusunu sorduğum yazımda, cevap olarak kaleme aldığım maddelerden biri de şöyleydi; ...Cumhuriyet, 5000 kişinin kurulan YERLEŞİK DÜZEN sayesinde, ülkenin varlıklarını, “diğer taraf” olarak gördükleri milyonların hakkını gasp ederek, silah zoruyla kendilerine yıllardır aktarmaları mıdır? Cumhuriyet, YERLEŞİK İÇ-DIŞ UNSURLARI korumak için ele geçirilen siyasi yapıların, “ulusalcı-solcu-halkçı” maskesiyle, HALK için çarpışanlara “küresel oyunların taşeronluğunda” saldırması mıdır?

Sevgili dostlar, bu zihniyetin “son çırpınışlarını”, bu ülkenin insanlarını korkutarak SON “hüküm sürme” denemesini maalesef dün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gördük. Yıllardır bu ülkeyi kurguladığı sorunlar içinde boğanlar ve oradaki temsilcileri, inancından dolayı başını örten vekillerin “ORADA VAROLMA HAKLARINI”, alıştıkları eski sistemi HORTLATARAK, engellemeye ve Türk Milleti önünde “alıştıkları tiyatroyu” sergilemeye çalıştılar. Sonuç onlar adına “hüsran” oldu ve Türkiye sanal bir sorununu daha aşarak; DAHA ÖZGÜR, GELECEĞE güvenle bakan bir hale geldi. Bu duvarı yıkan başta sayın vekillere ve onlara destek verenlere, bir vatandaş olarak sonsuz teşekkürler...

Bunları iyi okuyun ve hatırlayın lütfen

Bir dostum 2 yıl önce bazı çekimler getirdi, amatör birkaç video bir araya getirilmişti. O gün izledim, dehşete düştüm. Bugün, bildiklerimle bir daha izleyince DEHŞETİMİN arttığını görüyorum.

O görüntülerde ne gördüm?

Birlikte bakalım;

1: İlk dalga otelin önünde... Kalabalık çok büyük değil, kolluk güçleri tarafından engellenebilir ama “engelleme” derdinde kimse yok! Olaylar bu boyuttayken daha önce de yazdığım gibi Vali Bey, telefonla dönemin en yetkili iki isminden biri olan Erdal İnönü’ye ulaşıyor. Çok heyecanlı, acil yardım istiyor ve devletin tepesinden yardım beklemeye başlıyor! Verilen cevap yeterli: GEREKEN HER ŞEY YAPILACAK, siz de elinizden geleni yapın!

2: Olay büyüyor, kalabalık oteli sarıyor, polis yetersiz kalınca vali, “Herhalde anlamadılar, ne talimat, ne de yardım geliyor” diyerek bu kez Başbakan Çiller’i arıyor... Cevap yine aynı: Merak etmeyin, oradayız, gerekirse asker de müdahil olacak, siz elinizden geleni yapmaya çalışın!...

3: Bu telefon konuşmasını takiben küçük bir askeri birlik yürüyerek otele doğru ilerliyor. Vali, “Ankara devrede” diye düşünerek derin bir nefes alıyor! O dönem şimdiki gibi değil, valilerin asker üzerinde hiçbir etkisi-yetkisi yok! Hatta ildeki en rütbeli asker “fiilen vali üstünde” değerlendiriliyor!

4: İnanılmaz bir olay oluyor. Göstericiler yollarını keserek askeri “geri dönmeye”, otele varamadan “işi bırakmaya” ikna ediyorlar. Çekilen video öyle gösteriyor ama bana göre Ankara’dan “emir almadan” dönmeleri imkânsız! Bu arada meydanda atılan slogan “Asker Bosna’ya” ve “En büyük asker bizim asker”!

5: Birlik meydana giremeyip sırtını dönünce otelin önündeki ilk araba yakılarak patlatılıyor... Arabalar tek tek patlarken “askeri birlik ve polisler” seyrediyor. Vali çaresiz, Ankara konuya hâkim ama ortada devlet adına kılını kıpırdatan yok!

6: Sonrası felakete adım adım dönüşüyor... Arabalar yanıyor, patlıyor, alevler otele sıçrıyor ve askerin 50 metre ilerisinde, polisin 10 metre önünde 34 kişi diri diri yanarken, yaralı kurtulan bir kişinin daha hayatını kaybetmesiyle sonuç “Hitler fırınına” doğru adım adım ilerliyor!

7: “Başbakan Çiller, Başbakan Yardımcısı İnönü’nün bilgisi, askeri birliklerin-polisin bizzat şahitliğinde, valinin feryatları” arasında Türk vatandaşları “fırına atılıp” yakılıyor! Kimse, Türk devletini yöneten kimse “yetkilerini kullanıp” emir vererek bu gelişimi durduramıyor...

Sonuç: Türkiye’de bunun gibi “onlarca” hatta küçükleri de alırsak yüzlerce ORGANİZE olay yaşandı! Madımak sadece bir örnek; “Yakacağız” diyorlar ve YAKIYORLAR! Sivas, Maraş, Taksim, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Eşref Bitlis ve daha birçok irili ufaklı “katliamın” arkasındaki güçler ve onların “iç ve dış yerleşik uzantılarının” beli kırılmasaydı, bugün Sivas’ı hatırlamak yerine “yeni provokasyon ve felaketleri” tartışırdık! Durmak YOK, daha temiz bir ülke için mücadeleye DEVAM! Bu görüntüleri daha önce de aktarmıştım, “TAM TEMİZ BİR DEMOKRASİ” mücadelesi devam ettiği sürece de hatırlatacağım...