Adil Karaismailoğlu
Adil Karaismailoğlu
adil.karaismailoglu@star.com.tr
Tüm Yazıları

Yolun Tarihi: İnsanlığın Anayolu

Bir imkanın elde olması, o imkanı değerlendirmekle anlam kazanır. Değerlendirebilmek ise fark edebilmekle mümkündür. Ebedi yurt edindiğimiz kadim Anadolu'nun tarihsel düzlemde neye tekabül ettiğini tam manasıyla fark etmek gerekiyor.

Anadolu, uğruna sayısız savaş verilmiş, üzerine binlerce yazı yazılmış, adına türlü şiirler düzülmüş bir coğrafya ama en önemlisi, onun bir "yol" olduğu gerçeğidir.

Bu yönüyle Anadolu, insanlığın Anayolu'dur.

Tarihin en büyük, en kalabalık ve en zengin caddesinin, yani İpek Yolu'nun ana damarından bahsediyoruz. Bu coğrafyanın dünya sistemindeki yerini doğru okuyamazsak, elimizdeki hazinenin üzerinde bekçi gibi bekleriz. Bizler, bu tavrı reddediyoruz.

Nitekim İpek Yolu vasıtasıyla Doğu'nun zenginliği Batı'ya akarken, Anadolu bu akışın hem ev sahibi hem de hakemiydi. Çin'den yola çıkan bir kervan, aylarca yol kat edip Anadolu hanlarına ulaştığında, maddi zenginliğin beraberinde bir kültürü, bir yaşam biçimini, yeni bir fikri de taşıdı. Anadolu, bu devasa trafiğin kalbiydi. Bu topraklar yolu sadece kullanan değil, yolu inşa eden bir medeniyetin merkezi oldu.

Sultan Alparslan; "Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır." derken bir kehaneti dile getirmiyordu. Jeopolitik konumun aziz milletimize sunduğu büyük fırsat üzerinden bir iddiayı ortaya koyuyordu. Bu iddia bugün; üç kıta ve iki büyük deniz havzasında yer alan, dört saatlik bir uçuşla 1,6 milyar insanı kapsayan, 40 trilyon dolar gayri safi milli hasıla ve 8 trilyon dolarlık ticaret hacminin gerçekleştiği bir bölgenin merkezindeki jeopolitik avantaja dönüşmüştür.

Bugün Türkiye üzerine oynanan oyunları anlamak istiyorsak tarihin bu derin hafızasına bakmak zorundayız. Çünkü bu topraklar, dünyanın "orta kapısıdır." Kapıyı tutan, evin düzenini de kurar. Selçuklu ve Osmanlı bu gerçeği çok iyi bildiği için, bu yolların güvenliğini her şeyin önüne koymuştur. Bugünün lojistik merkezleri, limanları, serbest bölge projeleri aslında o kervansaray ruhunun modern dünyadaki yansımalarından başka bir şey değildir.

Uzun yıllar boyunca, üzerinde ikamet ettiğimiz tarihi mirasın maalesef yalnızca seyircisi olmakla yetindik. Avrupa merkezli tarih anlatısının masallarına inanmış iş bilmez kadroların ülke yönetiminde söz hakkına sahip olduğu dönemlerden geçtik. Bir zamanlar insanlığın Anayolu olan Anadolu'da, kendi halkını yola hasret bırakan buhran dolu yıllar yaşadık.

Fakat bugün eski Türkiye yok. Elindeki imkanları, tarihinden aldığı ilhamla fırsata çeviren bir Türkiye var. Bu büyük uyanışın milletimizde karşılık bulmaya devam etmesi gerekiyor. Nitekim dünya büyük bir arayışın ortasında. İnsanlık, güvenli bir ticaret rotasına muhtaç. Bu arayış, İpek Yolu ve Orta Koridor'un yeniden eski cazibesine kavuşmasıyla noktalanacaktır. Bugün birbiri ardına hayata geçirdiğimiz ulaştırma yatırımlarının tamamı, dünyanın lojistik merkezi olma vizyonumuzun bir neticesidir.

Hedefe ulaşmak için yolun kaidelerine uymak gerekir. Yolun kaidelerine uymak için de yolu bilmek gerekir. Anadolu'yu, yeniden insanlığın ve ticaretin Anayolu yapmak için bu şuurla çalışmaya devam ediyoruz.