Coşkun BAŞBUĞ
Coşkun BAŞBUĞ
coskun.basbug@star.com.tr
Tüm Yazıları

15 Temmuz

Bugüne dair çok şey yazıldı, çok şey söylendi.

Zira 15 Temmuz gerçekten bir ulusun başına gelebilecek en büyük felaket.

Bu nedenle yazılmayı da konuşulmayı da fazlasıyla hak ediyor.

Türkiye bu konuda yalnız değil.

Bizim yaşadığımız bu ihaneti bizimle kıyaslanamayacak derecede düşük dozda yaşayan, bu tehdide maruz kalmış başka ülkeler de var.

Bu ülkelerin bir kısmı bu tehdidin altında kalarak bağımsızlığını yitirmiş durumdalar.

FETÖ, Tüm Ülkeler İçin Sinsi Bir Silah

Şu gerçeği görelim ki FETÖ türü yapılanma küresel çetenin elinde bulunan en önemli, en etkili ve en tehlikeli silah.

Çete bu silah üzerinden devletleri kontrol altına almayı dünyayı ele geçirmeyi planlıyor.

Bunu başarabilmek için de kurduğu sinsi tuzağı uzunca bir süredir uygulamada tutuyor üstelik tüm dünyada.

Buradan şu sonuca varmak mümkün.

FETÖ türü yapılanma sadece Türkiye'nin değil tüm devletlerin başına musallat olmuş sinsi bir tehlike.

Üstelik bu yapı İran'da olduğu gibi bazı ülkelerde amacına ulaşmış vaziyette.

Gündelik örnek olduğu için vurgulayayım, bizde Fetullah Gülen ne ise İran'da da Humeyni o.

Biz 15 Temmuz'da kazanan taraf olduk İran ise yenilen taraf.

Mesele bu kadar basit.

Gerçekten Kazandık mı?

Tekrar bize dönersek peki biz kesin olarak bu tehlikeyi bertaraf ettik ve kazandık mı?

Bu sorunun cevabını son aylarda sıkça söylediğim, sıkça tekrarladığım bir cümle ile vereyim.

"FETÖ tehlikesi bitmiştir, FETÖ belası ülkemizden defedilmiştir demek tam anlamıyla bir vatan hainliğidir."

Sanırım bu cümle sorunun da cevabı olmuştur.

Yeri gelmişken tekrar hatırlatayım.

Evet FETÖ denilen belayı bu millet lideri ile omuz omuza vererek Erdoğan gerçeği ile birlikte ters yüz etmiştir, üzerine kurulu oyunu yerle bir etmiştir.

Ancak bu tehlikenin bittiği, riskin geçiştirildiği anlamına gelmez.

Daha bu mücadelede yapılacak çok iş vardır.

Bu mücadelede geriye giden bazı şeyler vardır ve bunları söylemek vatan evladı olarak bizlerin borcudur.

Yapılacaklar...

Sadece Silahlı Kuvvetler ve Emniyet Teşkilatından yapılan temizlikle FETÖ'den arınamazsınız.

Devletin kılcallarına kadar sızmışlar dediğiniz bir örgütten iki kılcalı temizlemekle kurtulamazsınız.

Bu temizlik devletin diğer kurumlarında da memleketin tüm unsurlarında da mutlaka yapılmalıdır.

İşin siyasi bacağında temizlik mutlaka olmalıdır. CHP'nin durumu ortadadır. Kılıçdaroğlu arınma konusunda samimi ise işe FETÖ temizliğinden başlamalı ve İmamoğlu Özel gerçeğini ortaya çıkarmalıdır.

Üstelik siyasette FETÖ temizliği sadece CHP için geçerli olan bir hususta değildir. Bu konuda her siyasi parti üzerine düşeni yapmak zorundadır.

Üniversitelerde FETÖ iltisaklı olan birçok akademisyenin görevlerine geri döndüğü hususunda ayyuka çıkmış iddialar vardır. Bu iddialar ilgili makamlarca mutlaka araştırılmalıdır.

İnternet arama motorlarında FETÖ'nün yaptığı ihanetlere ilişkin yapılan aramalarda birçok belgede azalma olduğu, bu belgelerin, kaynakların sistematik bir şekilde yok edildiği ortadadır.

FETÖ'nün bazı cemaat ve tarikatlara talimatla sızdığı ve buraları kendine yuva yaptığı herkesin bildiği bir başka gerçektir. Bu tür hücre yapılanmalara da mutlaka el atılmalı ve gereken geciktirilmeden yapılmalıdır.

KHK güzellemesiyle binlerce FETÖ örgüt mensubunu tekrar devlete sızdırma gayretinde olan bazı siyasilere, seyirci kalınmamalıdır.

Adı FETÖ ile özdeşleşmiş, oğlu halen yurt dışında firarda olan Taha Akyol gibi gazeteci kılıklı bazı kişilerin yavaş yavaş televizyon programlarına çıkarılmaya başlanması gözlerden kaçmayan bir başka gerçektir. FETÖ sızması bu tür girişimler tam bir skandaldır.

Sonuç...

Terör Örgütü FETÖ ile mücadele sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bırakılmayacak kadar hayati bir mücadeledir.

Eğer herkes üzerine düşeni yapmazsa yeni bir 15 Temmuz vakası kaçınılmaz bir gerçektir.