Nuh ALBAYRAK
Nuh ALBAYRAK
nuhalbayrak@star.com.tr
Tüm Yazıları

Dikkat… İsrail, yine “Gezi” peşinde!

Emperyalistlerin ve işgalci İsrail'in yeni "savaş" yöntemi, önce iç cepheyi dağıtmaktır.

Osmanlı devletini de, İttihatçılarla içeriden çürütmüş sonra kolayca yok etmişlerdi. Yani Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'na girmeden önce zaten bitmişti!

Bu "savaş"ta, "içeridekiler" kullanıldığından işgali "bedavaya" getiriyorlar. Yani "çayın kuşu"nu, "çayın taşı"yla avlıyorlar!

Farklı kesimleri kullanıyorlar. Bazen çok "masum" gerekçelerle; hatta "adalet" ve "vicdan" gibi insanî reflekslerle sokağa döktükleri kitleleri, kirli amaçlarına alet ediyorlar. Zamanın ruhuna göre "Atatürkçüler"den "cemaatçiler"e, "çevreciler"den "siyasetçiler"e kadar herkesi kullanıyorlar.

Mesela etkisi hâlâ devam eden "Gezi Kalkışması" 13 yıl önce bu günlerde, "Ağaç katliamı" yaygarasıyla başlatılmış; sonrasındaki bilinçli tahriklerle bütün Türkiye'ye yayılmıştı.

Yani mesele, asla "çevre hassasiyeti" değildi.

Maksadımız sene-i devriye muhabbeti değildir; pusudaki benzer tehlikeye dikkat çekmektir.

YİNE "GEZİ"YE ÇIKARACAK KALABALIKLAR ARIYORLAR!

Siyonizm'in Evanjelist tetikçisi ABD'nin 2001'de başlattığı "Haçlı Saldırılar" aslında bölgeyi "Büyük İsrail"e hazırlama operasyonu idi. "Son adım" ise, 7 Ekim 2023'te başlatıldı. Nitekim İsrail, Gazze dışında 6 ülkeye saldırdı.

Artık tek "engel" Türkiye'dir. Ve Türk milletinin asıl gücü, birlik ve beraberliktir.

Ayrıca FETÖ üzerinden gerçekleştirilen Rus uçağı düşürme provokasyonu ve İran merkezli "sahte bayrak operasyonu" gibi oyunlar, Türkiye'yi bataklığa çekmeye yetmedi!

O halde, Türkiye ancak "içeriden" vurulabilir!

Peki bu operasyonda kim kullanılabilir?

Çok gariptir, "öfkeli"lerin çok "kullanışlı" olduğunu iyi bilen Haçlı Siyonist ittifak, Osmanlı'yı yıkmakta kullandıkları "Jön Türkler"in devamı olan CHP'ye göz kırpmaktadır! Her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, CHP'ye şikâyet etmelerinin sebebi budur!

"Gezi Kalkışması"nı tekrar değerlendirmek, aynı gedikten yine gol yememek için çok önemlidir.

YENİ HAÇLI SEFERİNİN ADI "ARAP BAHARI"

Bölgeyi "Büyük İsrail"e hazırlama süreci, 1991'de Irak'ı PKK'ya hazırlama harekâtıyla başlamış, 2001'den itibaren Afganistan ve yine Irak işgalleriyle devam etmişti.

2010'da başlatılan "Arap Baharı Operasyonu" ise süreci hızlandırmıştı!

Haçlı Siyonist ittifakın hedefleri doğrultusunda "kadife darbeler" yapan George Soros yönetimindeki Açık Toplum Enstitüsü'nün parası ve Gene Sharp'ın Albert Einstein Enstitüsü'nün "sinsi" tarzı kullanılacaktı!

Gene Sharp, "silahsız darbe"nin kitabını yazmış bir "fitneci"dir. "Sivil İtaatsizlik" şeklinde başlayan kalkışmaların tamamı "darbe"yle sonuçlanmıştır.[1]

Baskı altındaki Araplara da "bahar" vaat etmişlerdi. Herkes, "İslâm dünyası, diktatörlerden kurtulacak" diye seviniyordu ama kimse "Batı, kendi vesayetçilerini kendi eliyle niye devirsin" diye düşünmüyordu!

Tunus'ta M. Buazizi isimli seyyar satıcının 17 Aralık 2010 tarihinde kendini yakmasıyla başlayan gösteriler hızla büyümüş ve 24 yıldır ülkeyi yönetmekte olan Zeynel Abidin bin Ali, 14 Ocak 2011 günü kaçmak zorunda kalmıştı!

"Arap Sonbaharı" adeta "seri üretim"e geçmişti. Tunus'taki coşku Mısır'a taşınmış ve 30 yıllık "Mübarek Diktatörlüğü", 25 Ocak'ta başlayan gösterilere ancak 15 gün dayanabilmişti!

Yemen'e sıçrayan gösteriler, 33 yıllık Ali Abdullah Salih'in sonunu hazırlamıştı. Yemen, vekâlet savaşının arenası olmuş, çocuklar açlıktan ölmüştü ama olsun; "bahar" gelmişti!

14 Şubat'ta Bahreyn'de başlayan gösteriler, 17 Şubat'ta da Libya'ya uzanmıştı. Kaddafi'nin sert karşılık vermesi üzerine "B Plânı" uygulanmış; 19 Mart günü, "uluslararası müdahale" adı altında "işgal" kararı alınmıştı. Nihayet Kaddafi 20 Ekim'de aşağılanarak öldürülmüş; yalvaran görüntüleri, "ders" için servis edilmişti.

Bu ülkelere "özgürlük" gelmişti(!) ama halk, diktatörleri mumla aramıştı!

Mısır'da ise "bahar" ciddiye alınmış; 17 Haziran 2012 seçiminde Muhammed Mursi yüzde 52 oyla başkan seçilmişti. Ancak Mursî, "bahar"cıların istediği yönde gitmiyordu! Mesela yıllardır kapalı olan Gazze tünellerini açmıştı. Duruma derhal el koyan ABD, Mursi'nin çok güvendiği "Savunma Bakanı" Abdülfettah es-Sisi'ye darbe yaptırmıştı!

"BAHAR" SURİYE'YE GELDİ; SAVAŞ SINIRIMIZA DAYANDI!

Yalancı bahar, komşumuz Suriye'de de esmeye başlamıştı. "Dışarıdan" gönderilen binlerce SMS ile sokaklara dökülen Suriyelilere yaylım ateşi açılmıştı (15 Mart 2011, Dera). Nusayrî diktatörlüğü, kendi halkını öldürme konusunda çok tecrübeliydi![2]

Suriye'yi, asırlardır birikmiş Sünnî öfkesini kusmak için fırsat kollayan İran'a; "sıcak deniz" hayali kuran Rusya'ya ve İsrail'e peşkeş çeken Esad; Türkiye sınırını da PKK'ya teslim etmişti.[3]

Her şey onların istediği gibi ilerliyordu. "Büyük İsrail" sahası, hallaç pamuğu gibi atılmış; "tek engel" Türkiye ise, PKK/YPG ve FETÖ vasıtasıyla bloke edilmişti.

Batı'nın da "birikmiş" hesabı vardı. Sulayarak; budayarak kontrol ettikleri Türkiye, son yıllarda aykırı gitmeye başlamıştı. Mesela 52 yıldır devam eden "IMF mahkûmiyeti"miz, 14 Mayıs 2013'te sona ermişti. Bu, olacak şey değildi![4]

Yine, vesayet zincirinin en güçlü halkası olan savunma sanayiinde de, yerli üretim oranı yüzde 20'den yüzde 80'lere tırmanmıştı! Bunlar, 80 yıldır "bende"si olduğumuz Batı'ya meydan okumak anlamına geliyordu!

"GEZİ", DIŞARIDAN YÖNETİLEN BİR "HAÇLI SALDIRISI" İDİ!

Türkiye'nin başı belaya sokulmalıydı. Bu da ancak; Türkiye'yi vesayet zincirlerinden kurtaran Erdoğan'ın alaşağı edilmesiyle mümkündü! Zaten memnuniyetsizler artmış; tahrik ortamı oluşmuştu!

Aranan fırsat, Taksim'de ortaya çıkmıştı. Trafiği yeraltına indirme çalışmaları sırasında Gezi Parkı'ndaki birkaç ağacın yeri değiştiriliyordu. Sosyal medya marifetiyle yayılan, "Taksim'de ağaç katliamı yapılıyor" yaygarası sonuç vermiş; 27 Mayıs 2013 tarihinde başlatılan "ağaç katliamı protestosu", bütün muhaliflerin desteklediği bir "Türk Baharı"na dönmüştü. "Zulüm 1453'te başladı" afişleri, kalkışmayı hangi "çevre"nin yönettiğini haber veriyordu!

FETULLAHÇILAR GEZİ ATEŞİNE BENZİN DÖKTÜ!

Gene Sharp taktikleriyle organize edilen Gezi Kalkışmasına CHP; HDP ve PKK doğrudan katılmış, FETÖ ise; 28 Şubat'ta olduğu gibi sinsice destek vermişti! Bu sayede "çevre protestosu", Fetullahçı polisler sayesinde Türkiye'yi kaplayan "vahşi kalkışma"ya dönüşmüştü![5]

Zira Gezi Parkı'ndaki eylemlerin sadece "oturma" şeklinde devam ettiği 30 Mayıs sabahı saat 05.00'te Taksim'e TOMA'larla dalan "emniyet timleri" adeta "Oturmayın; saldırın" demişti. Polis üniformalı Fetullahçılar, oturan gençlere yoğun biber gazı sıkarken, gaz maskeli ve sivil giyimli iki kişi de, içinde uyuyanların olduğu çadırları benzin dökerek yakmıştı.[6]

İzmir'de gazdan etkilenerek yere düşen göstericiler "çivili sopalar"la acımasızca dövülmüştü. Bu tahriklerle tırmanan olaylar 112 gün sürmüştü.[7]

18 Aralık 2014 tarihinde, İstanbul 51'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli'nin, çadırları toplayan zabıta komiseri Mustafa Sarı'ya "Yakın gitsin" talimatı verdiği ortaya çıkmıştı.[8]

Diğer FETÖ Müdür Yardımcıları Mithat Aynacı ve Yunus Dolar ise, oturan göstericilere yakın mesafeden 150 bin biber gazı ve 300 ton su sıktırmıştı. Bu 3 Fetullahçı, 17 Ağustos 2016 tarihli KHK ile ihraç edilmiş; CHP lideri (şimdinin "etkin pişman"ı) Kılıçdaroğlu da "göreve iade" sözü vermişti!

Taksim'e kamp kuran Batı medyası da bu fitne ateşini bütün gücüyle destekliyor; vandallara müdahaleyi "zulüm" diye manşetliyordu![9]

3 Temmuz'da kanlı bir darbe ile yönetimi ele geçiren Sisi'nin, camiden çıkanları yaylım ateşine tuttuğu günlerde, İngiliz The Times gazetesinde yayınlanan tam sayfa ilânda bir lider, "Halkına yaptığı insanlık dışı muameleler" sebebiyle "diktatör" olarak suçlanıyordu.[10]

"Sisi" diye düşünmüşseniz yanıldınız. Avrupalı "aydın"ların kınadığı diktatör(!), huzuru sağlamak için yağmacılara "dur" diyen Erdoğan idi.

DEVLETİ YÖNETEN GÜL VE ARINÇ, KİMDEN MESAJ ALMIŞTI?

Başbakan Erdoğan'ın Afrika'da olmasından kaynaklanan irade zafiyeti sebebiyle "devlet" ciddi anlamda bocalamıştı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Vekili Bülent Arınç ile görüşen Geziciler, "Eylemleri engelleyen valileri görevden alın" gibi "üstten" taleplere ilaveten AKM denen "ucube"nin yıkılmaması, 3. Boğaz Köprüsü ve yeni havalimanının yapılmaması şeklinde Batı suflesi "şartlar" ileri sürmüştü.[11]

Başbakan Erdoğan, "Dış güçler darbe tezgâhlıyor" derken Cumhurbaşkanı Gül, "masum mesajlar"dan bahsediyordu! Çankaya'da düzenlediği basın toplantısında "Demokrasi sadece seçim demek değildir. İyi niyetli olarak verilen bütün mesajlar alınmıştır" demişti. Oysa Gezi'nin organizatörleri bile, "Mesele ağaç değil, hâlâ anlamadınız mı" diyordu.[12]

İlerleyen dönemde "kalkışma"nın kirli ayrıntıları ortaya çıkmıştı ama Gül hâlâ aynı yerdeydi! 18 Mart 2014 tarihli açıklamasında, "dış güçler" vurgusunu "komplo teorisi" olarak değerlendirmiş; "Siz yaranızı açık bırakırsanız elbette sinekler konar. Türkiye'yi yıkmak isteyen birileri varmış gibi komplo teorilerine inanmıyorum" demişti.[13]

Netice itibarıyla, çevre hassasiyetiyle başlasa da "nihaî hedef" çok farklıydı! İktidar yıpratılacak ve hemen peşinden gelen "17/25 Operasyonu" ile de Erdoğan "saf dışı" bırakılacaktı! Böylece, 10 Ağustos 2014'teki Cumhurbaşkanı seçimine katılamayacaktı. Yani "Gezi" tamamlanabilseydi; Erdoğan da, Mursi'nin akıbetine uğrayacak; 15 Temmuz darbesine gerek kalmayacaktı![14]

Bu kalkışmayı organize eden "dış güçler"in "kargaşa" ihtiyacı bugün kat kat artmış durumdadır! Ortak düşman Erdoğan'dır! "Biz Jön Türklerin devamıyız" diyenler aynı oyuna gelmemelidir.

[1] İşte Dünyayı Karıştıran Adam, Türkiye, 24 Şubat 2011.

[2] Gizli eller Suriye'yi de karıştırdı: Ateş Kapıda, Türkiye, 25 Mart 2011.

[3] Bin PKK'lı Suriye'de görevde, Türkiye, 14 Mayıs 2011.

[4] IMF Tuş Oldu, Hürriyet, 15 Mayıs 2013.

[5] GENE mi sen, Türkiye, 5 Haziran 2013.

[6] Çadırları Ateşe Verdiler, Hürriyet, 31 Mayıs 2013.

[7] Çivili Tim, Müdürün Çıktı, Hürriyet, 5 Haziran 2013.

[8] Yakma Timi Açığa Alındı, Hürriyet, 20 Haziran 2013.

[9] Meydanda Yabancı Var, Yeni Şafak, 4 Haziran 2013.

[10] Letter to the Prime Minister of Turkey, The Times, 25 Temmuz 2013.

[11] Platform'un Talebi Arttı, Sabah, 6 Haziran 2013.

[12] Gül: Mesaj Alındı, Hürriyet, 4 Haziran 2013; Sabah; 4 Haziran 2013.

[13] Komplo Teorilerine İnanmıyorum, Fikret Bila, Milliyet, 19 Mart 2014.

[14] Erdoğan: Sivil Darbe Engellendi, Yeni Şafak, 9 Haziran 2013.