Mustafa SABRİ BEŞER
Mustafa SABRİ BEŞER
mustafa.beser@star.com.tr
Tüm Yazıları

Gazâlî'nin kaleminden İran'ın maskesi

Bugünlerde bir kitap çalışması için mukayeseli Gazâlî okumaları yapıyorum. Bâtınîlik (Masum imamlar aracılığıyla ulaşılabilecek gerçek din!) bahsine girince kendimi tozlu bir mezhep tartışmasının içinde sandım. Oysa bir anda güncele çıktım.

İran'ın İsrail'le tutuştuğu savaş ikliminin bizim gençlikte nasıl bir heyecan, nasıl bir hamaset, nasıl bir bulanıklık ürettiğine bakarken, bin yıl önce yazılmış metinlerin hâlâ kan sızdırdığını gördüm.

Demek ki bazı fitneler ölmez, kılık değiştirerek kravat takar.

Horasan'dan Bağdat'a uzanan haritada Selçuklunun kılıcı parlıyordu. Fakat dağ başında Alamut kalesinin ışıkları da ortalığa saçılıyordu. Kimileri bu kaleyi taştan bir mukavemet abidesi sandı. Oysa asıl kale taştan değil hin bir akıldan kurulmuştu.

Kalede elinde hançer, dilinde tevil, kalbinde kin Hasan Sabbah vardı. Gündüz çarşıda gezen fedailer gece devletin boğazına sarılıyordu. Nizamülmülk'e inen darbe bir insana değil, bir nizama indi.

Bir adam daha dağa tırmandı ama fedai toplamadı. Şifreli fırka kurmadı. Yazdı. Yazdı. Yazdı... Tabii dijital platformunda da dizisi var, Hüccetü'l İslâm Gazâlî.

Gazâlî, Bâtınîlik için açıldıkça içinden başka bir yalan çıkan bir matruşkadır teşhisini koydu.

Önce Kur'an'ın zâhiri var bâtını var dediler. Sonra anlamak için anahtar lazım dediler. Sonra da anahtarın kendi ellerinde olduğunu söylediler.

Bir kat içeri girdin, "her dinde benzer hikâyeler var" dediler.

Bir kat daha girdin, "hükümler remizdir" dediler.

En dipte asıl bilet kesildi ve "hiçbir şey sabit değildir, her şey yorumdur, her şey mübahtır" dediler!

Gazâlî yalnızca bir fırkayı tokatlamadı. Bir yöntemi yakaladı, bir hileyi deşifre etti.

Din diye dolaştırılan şeyin, dini içerden çürüten bir kurtçuk olduğunu gösterdi. Meseleyi mezhep kavgası diye okumadı. Ahlâkî çürüme diye, bilgi suikastı diye, kulun Allah ile arasına yeni bir imtiyaz sınıfı sokma girişimi diye okudu.

Bilgiyi bir zümrenin cebine koyarsan halk kendi dinine kiracı olur. Bâtınîlik tam buydu, zihin eşkıyalığıydı.

"Masum imamı" peygamberin üstüne bindiren aklı aşağı indirdi. Masumiyetin kapısını kapattı.

"Masum olan peygamberdir" dedi.

"İnsanı masumiyet zırhına sokup ümmetin üstüne süremezsin!" dedi.

"Dinin anahtarını seçkinler kulübüne veremezsin!" dedi.

"Zahiri küçümseyip bâtını saltanat tahtına oturtamazsın!" dedi.

Şimdi bugüne bakalım.

Organize terör çetesi İsrail ile İran arasındaki kavga dışarıdan bakana iki devletin bilek güreşi gibi görünüyor. Oysa iki uçtan aynı oyunu oynuyorlar.

Biri Yahudiliğin mesihçi yorumundan medet umarken öteki Şiîliğin mehdici yorumundan umuyor.

Bugün Tahran'dan gelen sese iyi bakın. Hasan Sabbah'ın sesi yankılanıyor. Kıyafet değişmemiş ama lehçe değişmiş. Sloganlar güncellenmiş fakat omurga aynı.

Dün "masum imam" diyordu. Bugün "velâyet i fakih" diyor.

İran rejimi yıllardır aynı numarayı başka afişle satıyor. Kudüs, direniş, ümmet diyor ama sonra dönüp haritaya bakınca Lübnan bitkin, Yemen aç, Suriye harap, Irak lime lime durumda.

Bu nasıl dava ki geçtiği her yerde Müslüman şehirler çöküyor.

Fedai meselesi de bitmedi, sadece Haşhaşi tabelası söküldü.

Tevil tarafı da sürüyor, görünen başka, söylenen başka, murat edilen başka. Kamera önünde İsrail lanetleniyor ama kamera arkasında mezhep jeopolitiği işliyor.

Organize terör çetesi İsrail cephesinde zaten insanlık namına temiz bir sayfa yok. O bu coğrafyanın resmi kundakçısı.

O yüzden mesele İran'a kızıp İsrail'e alan açmak olamaz.

İsrail'e öfke duyup İran'ı romantize etmek de olamaz.

Bütün düğüm Türkiye'de çözülüyor. Gençlikte. Sosyal medyada.

Yeni Alamut artık taştan değil kısa videodan yapılıyor. Önce Kerbelâ veriliyor. Sonra matem estetiği, ehlibeyt muhabbeti, gözyaşıyla karıştırılmış siyaset.

Bir genç İsrail'e öfke duyuyor diye her yöne açık hale gelebilir, doğaldır. Ancak dikkat kesilmek icap eder ki Gazze için kalbi yanıyor diye önüne bırakılan her siyasî paketi hakikat de sanabilir!

Gazâlî bize eski bir tartışma bırakmadı. Her çağda dirilen bir hilenin kullanım kılavuzunu verdi.

İsrail ayrı yalan.

İran ayrı yalan.

Birinin kutsalı toprak, öbürününki masum imam.

Alamut hâlâ ayakta.

Gazâlî'nin kalemi de ayakta!