Sibel ERASLAN
Sibel ERASLAN
sibeleraslan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Okurlarımız konuşuyor: Şiddeti nasıl önleyebiliriz?

Geçen yazımda; son zamanlarda artan şiddet olaylarıyla ilgili nasıl önlemler alabiliriz şeklinde bir başlık açmak istemiştim. Sağolsun okurlarımız bigane kalmadılar. Şiddetin her alanda, caydırıcı müeyyidelerle cezalandırılması gerektiğinde herkes hemfikir zaten. Lakin işin polisiye ve adli kısmı dışında, yani şiddet daha oluşmadan evvel neler yapabiliriz’i konuşalım, fikirler üretelim istemiştim...

- Şiddetin nedenleri üzerinden yürüyen bir tesbit edişi süreci, bizleri şiddetin kaynağına, yuvasına ulaştıracaktır. Bu nedenler arasında okuyucularımız; yoksulluk, geçim sıkıntısı, madde bağımlılığı, içki, kumar, kötü arkadaş çevresi, çeteleşme gibi bir dizi şikayet konusu başlıkları açtılar... Şikayet nedenleri üzerindeki tesbitten sonra, şiddeti besleyen nedenlerle mücadele edimelidir diyordu okurlarımız...

- Doç.Dr. Münire Gündoğan geçen haftaki yazımıza cevaben önemli teklifler getirdi.. Öncelikle şiddet üzerinde çalışacak içinde psikiyatristlerin, psikologların, eğitimcileri, sosyologların, din adamlarını olduğu çok yönlü bir bilim kurulu kurulmalıdır diyordu. Bendeniz böyle bir kurulda medya temsilcilerinin ve hukukçuların da olması gerektiğini düşünüyorum. Münire Hanımın bir temennisi de Türkiye’de illere göre çok detaylı bir şiddet haritası çıkartılmasıyla ilgiliydi. Şiddeti uygulayanların ve şiddete maruz kalanların kimler olduklarıyla, eğitimleri, aileleri, kısaca hayat hikayeleriyle ilgili etraflı bir harita... Münire Hanım, bölgesel ve kentsel farklılıkları da göz önünde bulundurarak çözümler üretilmeli diye de ekliyor. Çok haklı! Hatta aynı kentte bile çok farklı yaşam tarzları, sorunlar olabiliyor. Hepsini farkında olarak, şiddeti ve suçu kaynağında yok etmeye, nedensiz kılmaya dair, gayet etmek isteyen bir teklifti bu... Münire Gündoğan yurt dışında da 18 yıl kadar çalışmış bir hekim olduğunu vurgularken acı bir gerçeğe de parmak basıyordu; bunca yıl Avrupa’da doktorlara el kaldırmak şöyle dursun sesini bile yükseltmez, sağlı çalışanlarına saygı duyar insanlar, ama ne yazık ki bizim ülkemizde şiddet olaylarıyla karşılaşıyoruz diyordu...

- Okurlarımızın şiddeti nasıl önleriz sorusuna verdikleri cevaplarda, televizyon dizilerinin ve medyanın üstlendiği rol hakkında eleştiriler de yoğun düzeydeydi. Biz bunları konuşurken ortaya çıktı; bir televizyon kanalındaki programda yine dna testi yapıldı, yine sonuçlar halkın huzurunda reyting yarışları arasında açıklandı. Evli bir kadın komşusundan peydah ettiği çocuğunun hikayesini, kocası olacak adamın da önünde delice bir gururla anlatıyordu. İğrenç bir düzeysizlik! Acaba bu programı yapan kadın spiker, geceleri vicdanı rahat uyuyabiliyor mu? Medya aileyi dağıtan, rencide eden, bu tür hayırsızlıkları yaygınlaştırmak zorunda mı? Medyanın gerek mahremiyeti ve değerleri infilak ettirici bu programlara, gerekse de insanları tahrik ederek şiddete davetiye çıkarttığı bu düzeysizliklere dur demesi gerekiyor. Çünkü aile değerlerinin çöktüğü yerde, şiddet de artıyor.

- Gençler arasında giderek yaygınlaşan çeteleşme olayları, mafyatik ilişkilerin yüceltildiği, övgüler düzüldüğü toplum dili, şiddeti üreten belalı ve vahim olaylardandı...

- Yine okuyucularımızın bahsettiği şekliyle; geçim sıkıntısı, yoksulluk, işsizlik, adil olmayan gelir dağılımı, bir yer biri bakar, kıyamet ondan kopar atasözünün toplumda işler halde oluşu, ünlülerin moda ve life-still programlarında özendirilen yaşamları da şiddetin kaynaklarındandı okuyucularımıza göre... Adaletsizlik hissi şiddeti baş kaynaklarındandı...

- Av.Muharrem Balcı beyfendi ise, şiddetin nasıl önleneceğinden evvel, hukukun kılcal damarlara kadar ulaştırılması konusunu öncelememiz gerektiğine dair itirazlarını yazdı... Hukuk yoksa şiddet olur, ilk akla gelen ailelerimizdeki şiddet, ancak bu aileleri de bir sistem üretiyor, bu sistemi öncelikle sorgulamamız gerekiyor diyordu. ‘’Bir sabiden, bir katil çıkartan sistem sorgulanmadıkça’’ şiddet, kaynağında imha edilemezdi Üstad’ın ifadelerinde...

İnsan hakkında ne biliyoruz? Temel soru bu aslında... Benliğimizi yönlendiren üç temel kuvvet var; gazap, şehvet ve akıl... İnsan olmanın zorlu sınavında bizi etkileyen bu iç rüzgarları faziletle, aklı selimle, kalbi selimle yönetebilmeyi nasip etsin Rabbimiz...