
Dünyanın merkezi bugün Türkiye'dir.
NATO Liderler Zirvesi'nde 32 lider bir araya geldi.
Dünyadaki tüm kameralar Ankara'ya döndü.
Üç bin basın mensubu haber ajanslarına ve tüm medya kuruluşlarına haber geçmekte.
Devasa büyüklükteki bir organizasyona ev sahipliği yapan Türkiye, ülke imajını çok güçlü kurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasi zekasıyla milli sembol ve simgeleri adeta devleştirdi.
NATO Avrupalılaşacak mı? NATO kapsamında hangi imzalar atılacak? Yeni konumumuz, aldıklarımız ve verdiklerimiz... Hepsinden önce konunun PR'ı önemliydi.
Türkiye zirve vesilesiyle ülkenin geçmişini ve geleceğe dönük iddiasını en vurucu hamlelerle yansıttı.
Unutmayınız yeni dünyada 'imaj' her şeydir.
Ne olduğunuzdan daha çok, nasıl algılandığınız önem taşır.
Türkiye, bölgesel güç olmanın çok ötesinde bir etkiye sahip.
Türkiye, hakikat merkezli dünya sistemini kurma potansiyeli taşıyan yegane alternatif olduğunu tüm dünyaya gösterdi; tarihi simgeleri, bugünün donanımları, duruş ve özgün tarzıyla...
Türkiye kendine çizilen sınırlarda kalmayı tercih etmedi. Türkiye geçmişinden aldığı ilhamla imparatorluk bakiyesi hinterlandın tüm veçhelerine uzanarak göze göz ilişki kurmayı tercih etti.
Bu tarzı siyasetin bir yansımasını gördük dün akşam TV ekranlarında. Cumhurbaşkanı Erdoğan şan ile şeref ile eşi Hanımefendi ile birlikte karşıladı liderleri.
Devletin diplomatik prestijini yansıtan özgün doneler karşılama enstantanesine ruh verdi.
Öncelikle Külliye'nin fiziki koşulları Erdoğan'ın "Büyük Türkiye" vizyonunu ortaya koyuyordu.

Akşam yemeği için liderleri karşıma töreninde Mehteran görev aldı.
Liderler, Türk rengi olan turkuaz halıda yürüyerek, Osmanlı'nın sesi olan Mehter Takımı eşliğinde Külliye'nin merdivenlerinden çıkarak Erdoğan çiftine selam verdiler ve böyle bir atmosferde karşılandılar.
İşte bu kurgu milli aklın devrede olduğunun göstergesidir. Tüm simge ve semboller Batılıların Türkiye'ye çizdiği sınırların çoktan aşıldığını göstermektedir. Zirve; Çankaya'da, kırmızı halılar üzerinde yürünerek ve klasik müzik eşliğinde de yapılabilirdi. Çok şükür ki artık, geçmişiyle barışık ve geleceğe dönük iddia ortaya koyan Büyük Türkiye var.
Bu arada dün akşama dair en dikkat çeken karelerden bir tanesi de; Oldukça yayılmacı ve Türkiye'ye dönük agresif tavırlar içinde olan Yunan Başbakanı Miçotakis'in Ordu Marşı ile karşılanmış olmasıdır.
Yunan haber ajansı, "Türkler Miçotakis'i mehter marşıyla karşıladı. Verilmek istenen mesaj açık ve netti. Çünkü bu marşın sonunda 'Türkler geliyor' deniliyor." Şeklinde haber yaptı.
Miçotakis, "Orduların pek çok zaman, vermiştiler dünyaya şan. Hep kahraman Türk milleti" sözleriyle karşılanırken akıllı durması gerektiğine dair verilen mesajı almıştır diye düşünüyorum. Ateşle oynamaması kendilerinin hayrınadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'ı da mehter bölüğü ve atlı Yeniçerilerle karşıladı.
Avrupa'nın korkulu rüyası Yeniçeriler, 200 yıl sonra bir devlet töreninde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ile birlikte Trump'ı karşılayarak yeniden gündemimize geldi. Aslında gündemimizden hiç çıkmamalıydılar. Çünkü tarihimizin bir parçasıydılar ama birileri 1923 öncesini silip atmak istedi ve başaramadılar. İşte yeniden aramızdalar!

Bu arada konuşulması gereken bir diğer husus ise Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin şıklığı ve varlığı idi.
Hanımefendinin zarifliği bir tarafa evet varlığına vurgu yapmak lazım.
Türkiye'de gerçekleşen bir önceki zirve 2004'te İstanbul'da yapılmıştı ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olarak görev yapmaktaydı. Şimdi yeniçerilerden, mehterandan, alplerden konuşuyoruz ama 22 yıl önce bırakın bu sembollerimizi, başörtüsüne bile katlanılamıyordu. Emine Erdoğan başörtülü olması hasebiyle dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vermiş olduğu resepsiyona davet edilmedi.
Neyse ki kafatasçı zihniyet bertaraf edildi.
O günlerden bugünlere Türkiye özgürlükler bakımından da çağ atladı.

Ve yazının bu satırlarında yıllar boyunca Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne "saray" diyerek algı siyaseti yapanlar için de yer açmak lazımdır.
Şu günlerde "Ama Trump Anıtkabir'i ziyaret etmedi" diyerek kıt siyasetlerini konuşturanlar...
"Sarayın her tarafı altın, klozetleri bile" diyerek yalan söyleyenler, bugün dünya liderlerinin buluştuğu küresel diplomasinin merkezi haline gelen Külliye'nin kıskançlığı içinde olabilirler mi acaba?
Düşünsenize Erdoğan'ın yerinde Kılıçdaroğlu-İmamoğlu-Yavaş üçlemesi var. Kabus gibi olmaz mıydı?
2023 seçimlerinde bu ülkeyi Allah korudu. Değilse kalp işareti yapa yapa ülkeyi elli yıl geriye götüreceklerdi ve bizi dünyaya rezil edeceklerdi.