ABD'ye bağımlı Avrupa, yükselen Çin ve geleneksel toplumu destekleyen Rusya...

Makalenin başlığı ayrı ayrı yazıların konusudur, fakat aralarındaki bağ ile; aslında günümüz yeni dünya kurgusuna, farklı gözle bakmayı tercih ediyorum.

Dünya yeni ve eski güçlerin arasında mücadele sürecini yaşıyor.

Geleneksel teorilerin yerini, aykırı yeni paradigmalar tutuyor.

Yani aslında toplumların kodları ile oynanan kritik ve korkunç sonuçlara götürecek süreci, hep birlikte seyrediyoruz.

Avrupa, ABD'nin esaretinde mi?

Evet, baktığınızda ABD'nin tam hükmünde olan yeni Avrupa var karşımızda.

Tüm değerler sistemi ile oynayan, küresel sürecin parçasının esiri bir Avrupa var karşımızda.

Avrupa artık yeni fikir üretemiyor!

Bilakis kendi değerleri ile savaşan Avrupa, Fransız devrimi ile başlanan yeni fikir sistemi, artık yavaş yavaş çöküyor.

Liberalizm, demokrasi ve kardeşlik ile başlayan süreç yerine; bencil, tek merkezli doktrine teslim etmiş durumda.

ABD kalıcı hegemonyası, ürettiği tüm söylemlere, güven kaybettiriyor. Kendi sloganlarının içini boşaltan da yine kendi hırsı ile ürettiği "ben" merkezli siyaset anlayışıdır.

ABD bu durumun önüne Avrupa'yı kendine bağımlı hale getirmekte görüyor.

Oysa dünyanın dengesi ile oynadığının farkında mı, bilemem...

Çin yükselen güç olarak karşımızda.

İlginç olanı Çin, şimdilik tek merkezli baskı ile bakmadığını gösteriyor.

En azından sadece ticaret yolları değil, hem de kalkınma yolları olarak bakıyor kendi sunduğu ekonomik projelere.

Yani ezilmiş coğrafyaların gönlünü, Batının yapmadığı yolları inşa ederek almaya gayret ediyor.

Rusya...

Geleneksel toplumların savunduğu tüm değerleri savunmaya başlayan Rusya, adeta Batı'daki geleneksel muhafazakarların da rağbetini kazanıyor.

Siz bakmayın küresel medyanın ürettiği görsel ve söylemsel algılara.

Gerçeğe iyi bakıldığında Rusya'nın savunduğu toplum değerleri ile kendisinin eski hatalarından ders çıkardığını kanıtlamakta.

Ve bunu yaparak "Öldü, bitti" yerine "Yeniden diriliş" yolunu seçtiğini savunmakta.

Aslında Rusya, Batı uygarlığının savunucusu rolüne talip olarak meydanda.

Avrupa'daki düşünür, akademisyen ve uygarlık araştırmacıların birçoğu, Rusya'yı böyle görmeye başlamış.

Dikkat ettiğimizde Amerikan hegemonyasının da çöküşünü seyrediyoruz.

Güçlü devletlerin birçoğu gibi, Amerikan yıldızı da en parlak döneminde sönmeye gittiğini bize işaret ediyor.

Tüm küresel aktör olan devletlerin kaderinden örneklere bakıldığında, aslında tam olarak ne demek istediğim anlaşılıyor.

Roma imparatorluğu gibi daha kaç cihan devletlerin sükutunu yazdı tarih?

Hindistan'daki G-20 zirvesinden çıkan yeni Amerikan dayatması olan "Ticaret koridoru" konusunu yukarıda anlattığım konular üzerinden okuduğumuzda, ekonomik altı olmayan ama siyasi oyunun parçası gibi anlamamız gerekiyor hiç kuşkusuz.

Tabii yeni yükselen aktörlerin örneğin Hindistan'ın nasıl bir gelecek yol tercihi de yukarıda anlattıklarımın içeriğini değişmese bile etkileyecektir.

Yeni dünya, yeni paradigma, eski bakış açılarımızı revize etmeyi elzem kılmaktadır.

Lakin kalıcı ve medeniyet inşası konusunda iddia sahibi olanlar içindir son cümlem...