
Okul saldırıları konusunda seri yazı sözü vermiştim.
Bu sözün gereği bugünkü yazımın konusu yine okul konusu olacaktı ancak İran-Amerika meselesinde oldukça kritik olaylar yaşandığından yazımı bu konuya ayırmaya karar verdim.
Bu değişiklik için özür dilerim.
Baştan söyleyeyim bu değişiklik okul saldırıları ile ilgili yazı serisine son vermek anlamına gelmiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuya mutlaka devam edeceğim.
Çünkü korktuğum oldu ve şu an konu ile ilgili tartışmalar sonlandı, hiçbir şey olmamış gibi hayat rutine döndü.
SORULAR...
İran-Amerika meselesinde masa krizi devam ediyor...
İkinci tur görüşme olacak mı olmayacak mı?
İran masaya gelecek mi gelmeyecek mi?
Masadan anlaşma çıkacak mı çıkmayacak mı?
Bu ve benzeri birçok soru cevap bekliyor.
Bunlar haklı sorular zira bilinmezlikler çok fazla.
Dünyada birçok ilgili devlet makamları, konu muhatapları gelişmeleri okumakta ve tahminde bulunmakta zorlanıyorlar.
İŞ SIRITIYOR...
Esasen zorlanacak bir şey yok.
Oyun o kadar aleni oynanıyor ki görmemek ve anlamamak için akıl zoru olmak gerekir.
Burada en çok zorlanılacak konu birazdan açıklayacağım şemada kimin nerede durduğunu anlamak olabilir.
Zira gerçekten istihbarat oyunları inanılmaz gizli ve inanılmaz karışık ve bir o kadar da hızlı ilerliyor.
Süreci okumaya çalışanlar bu konuda zorlanırlar.
DÜZ MANTIKÇILAR...
Şu an sahada Amerika, İran ve İsrail arasında kıyasıya işleyen bir güçler savaşı var.
Şimdi bu savaşın kimler arasında ve ne tür bir savaş olduğunu herkesin anlayacağı şekilde meseleyi biraz sadeleştirerek anlatayım.
Sahada üç aktör var.
İran, İsrail ve Amerika...
Olayları sorgulamadan düz mantık ile okursan sahada görülen tablo şu...
Amerika ve İsrail işbirliğinin oluşturduğu askeri cephe ile İran'ın tek başına oluşturduğu askeri cephe arasında ölümüne süren bir savaş var.
Peki tablo gerçekten böyle mi?
ŞEBEKE...
Güldürmeyin...
Sahada böyle bir durum yok.
Olaya duygusallıktan uzaklaşarak bir okuma yaparsanız sahada gerçek durumun şu olduğunu görürsünüz.
Ortada tek parça halinde bir İsrail vardır.
İsrail'in bu tek parça duruşuna karşılık iki parça halinde bir Amerika ve iki parça halinde de bir İran vardır.
Bu denklemi zihninizde kurabilirseniz neden günlerdir aynı anda aynı ülkeden çelişkili açıklamalar geldiğini anlarsınız.
Yapıyı biraz daha sadeleştirerek anlatayım.
Ortada iki Amerika var.
Bu kanatlardan biri "ulusalcı" kanat, diğeri ise Amerika'nın paralel yapısı dediğimiz küreselci kanat ya da bizdeki adıyla Amerika'nın FETÖ'sü.
Ortada iki İran var.
Bu kanatlardan biri "ulusalcı" kanat, diğeri ise İran'ın paralel yapısı dediğimiz küreselci kanat ya da bizdeki adıyla İran'ın FETÖ'sü.
Amerika ve İran'ın bu bölünmüşlüğüne rağmen ortada tek parça halinde duran bir İsrail var.
KANLI SİSTEM...
Peki şebeke nasıl işliyor?
Çok basit...
İsrail ile paralel Amerika ve paralel İran arasında yaklaşık yüz yıldır işleyen bir işbirliği vardır.
Bu yapıya karşılık da Amerika ve İran'ın ulusalcı kanatlarının bir işbirliği vardır.
Şu an sahada bu iki güç arasında ölümüne süren bir savaş vardır.
İsrail, İran ve Amerika arasında işleyen şeytan üçgeni İsrail'in isteği doğrultusunda savaşın devamından yana net bir tavır içindedirler.
Amerika ve İran'ın ulusalcı kanadı ise bu savaşı sonlandırmak için net bir tavır içindedirler.
Eğer özneler üzerinden bir okuma yapacak olursak, İran'ın Devrim Muhafızları, Netanyahu ekibi ve Amerika'nın Rubio, Graham gibi Siyonist cephesi koyu bir işbirliği içindedirler.
İran devrimine muhafızlık ettiği zannedilen Devrim Muhafızları esasen İsrail rejimine muhafızlık etmektedir, küresel çeteye askerlik etmektedir.
Bu dipnottan sonra konuya dönelim.
Trump, Witkoff, Pezeşkiyan, Arakçi, Galibaf gibi isimlerde savaşı durdurmak için koyu bir işbirliği içindedirler.
İşte saha denklemi budur.
TAŞLARI YERİNE OTURTMAK...
Şimdi bu denklem bilinciyle sahada yaşanan olayları yeniden okuyalım.
Hatırlarsanız Trump bir ay önce, İslamabad müzakerelerinden evvel, İran'da lider olarak gördüğü üst düzey bazı isimlerle görüştüğünü söylemişti.
Bir gazetecinin kimin ile görüştüğünü sorması üzerine Trump bu ismi açıklamamış, "öldürülmesini istemiyorum" demişti.
O "öldürülmesini istemediği için" görüştükleri ismi söylememişti ama bu açıklamadan iki saat sonra İsrail o kişinin Galibaf olduğunu açıklamıştı.
Aslında bu açıklamayla MOSSAD, İran Devrim Muhafızları'na içinizdeki hain Galibaf demek istemişti, aynı zamanda Trump'a da aldığın her nefes takibimizde demek istemişti.
MOSSAD'ın operasyon tuttu ve Galibaf tasfiye edilerek Devrim Muhafızları'nın başına Kasım Süleymani denilen İslam düşmanı katili mumla aratacak Ahmed Vahidi getirildi.
Savaşın seyrini işte bu güçler arasındaki savaş belirleyecek.
Şu an için İsrail kanadı bir tık önde gidiyor.
Masa bugüne kadar kurulamadı, anlaşma bugüne kadar sağlanamadı.
Ümit ediyorum bu süreç böyle gitmez...