Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İsraillilerden gelen “hani dosttuk?” mesajlarının arka planı

İsrailliler arasında bir sosyal medya akımı başladı.

Türkçe konuşan İsrailliler, "Türkiye'yi sevmiştik, biz arkadaştık, artık Kapalı Çarşı bitti, Türkiye'de tatil bitti. Siz zalimsiniz, uyanmalısınız, katilleri savunmayın." şeklinde paylaşımlar yapıyorlar. Konuşmanın en çarpıcı yanı da; tüm dünyanın Yahudileri dışladığı zamanda kendilerine kapılarını açan Türklere "zalim", iki buçuk yıldır öldürmeye doyamadıkları Filistinlilere de "katil" demeleri.

Bu paylaşımlar nereden çıkmakta?

İsrail'in birkaç aydır Türkiye'yi hedefe koyma ve düşmanlaştırma çabalarını gözlemliyoruz.

Önce İsrailli siyasiler sonra İsrail medyası ardından da ABD'de yansımasını gördük.

Türkiye'nin savunma sanayiinde çağ atlamasından ve artan bölgesel gücünden tedirginler. Ve üstelik İran sonrasında kendilerine yeni ve güçlü bir düşman gerekli. Kaostan beslenen yapıları gereği bu olmazsa olmaz. İşte bu nedenle Türkiye'yi İran sonrasındaki hedef olarak netleştirdiler. Üstelik Suriye'de de kapışmamız an meselesi.

İsrail Suriye'de PKK üzerinden bize "komşu" olmaya niyet ederken biz Suriye ile ittifak kurarak güneyden kendilerine komşu olduk. Bize tehdit olmak isteyen varsa buyursun biz kapılarının önüne kadar geldik.

Dolayısıyla iki ülke arasında gerginlik hat safhaya varmışken İsrail, kendi kamuoyunu Türkiye'ye karşı hazırlamaya başladı.

Türkiye'nin soykırım karşıtı duruşu, İran'a saldırıya karşı pozisyonu ve Sumud Filosu'na müdahale nedeniyle Türkiye'de İsraillilerin yargı süreçlerinin başlaması, İsrail toplumunda yeteri kadar karşıtlık oluşturmadı. Yani İsrail yönetimi, toplumsal rızayı üretme gayretinde.

TÜRKLER İSRAİLLİLERİ SEVER Mİ?

İsrail'deki sosyal medya paylaşımları Türkiye'de de gündem oldu. Sosyal medyada takma adının arkasına saklanan Sabetayistler, Müslüman-Türkmüş gibi yorum yazıyor. "İsrail vatandaşları Türkleri sever ama Erdoğan'ı sevmez." şeklinde yorum yazanların niyeti ve gayretini çok iyi anlıyoruz.

Biz bu takiyyecileri bir tarafa bırakalım. Konunun esasıyla ilgilenelim.

Türklerin Yahudiler ile ilişkisi nasıldı? Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri devlet nezdinde nasıldı? Türkiye toplumu için İsrail nedir, ne değildir?

Tarihte Yahudiler Hristiyan dünyada hiçbir zaman sevilip takdir görmediler. Son zamanlarda Katolik toplumlarla İsrailliler arasında yaşanan gerginliğin kodları tarihte gizli. Hz. İsa'nın katili olarak görülen Yahudiler, Katolik toplumlar için affedilmeyecek bir günah işledi. Mesela Ermenilerde, Yahudilerin Ermeni çocuklarını kaçırıp iğneli fıçılara koyarak kanlarını içtiği inanışı yaygındır.

Avrupa'daki kavgaların geçmişi çok eski. İşte o dönemlerde engizisyondan kaçan Yahudiler nereye sığındı? Osmanlı İmparatorluğu, o dönem azınlık ve zulme uğramış bir topluluk olarak gördüğü Yahudilere kapılarını açtı. 2. Bayezid ve Kanuni dönemleri bu açıdan öne çıkar. O dönemde zulme uğrayan mazlum bir halk rolündelerdi biz de insanlığımızı, âli cenaplığımızı gösterdik.

Yahudiler, Osmanlı'nın son dönemlerinde Filistin'den toprak istemekte ısrarcı oldular ama Osmanlı padişahlarının hiçbiri, bir dönüm toprak dahi Yahudilere vermemiştir.

Filistin toprakları 1. Dünya Savaşı şartlarında hakimiyetimizden çıkmış ve İngilizlerin işgali ile neticelenmiştir. Yahudilere devlet kuran, İngilizlerdir.

İsrail 1948'de kurulmuştur. Türkiye ise CHP iktidarında Mart 1949 tarihinde İsrail´i tanıyan ilk Müslüman ülke oldu.

İsrail ile devlet nezdindeki ilişkiler CHP ve merkez sağ partilerin iktidarında normal seviyede ve sorunsuz ilerledi.

Sol politika, İsrail ile hiçbir zaman karşı karşıya gelmedi. Filistin meselesini savunmada birkaç solcu isim 1970'lerde bir sivil girişim olarak öne çıksa da bu hareket, sol politika tarafından sahiplenilmedi.

Zaten Cumhuriyet'i kuran zihniyette İsrail'in savaştığı Araplar kötülenmiş, araya mesafe konulmuş, İslam ile bağ ise zayıflatılmış ve dini olan her şey sistem dışına atılmıştı. Böyle bir konjonktürde elbette kim dost olacaktı? İsrail mi, Araplar mı? Cevap sizin.

Türk siyasetinde 1970'ler itibarıyla sahneye çıkan Prof. Necmettin Erbakan Filistin meselesine yeni bir pencere açtı. Arap devletler ile ilişkiler bağlamında önyargısız ve tarihi kodları içeren bir medeniyet perspektifi çizdi. Bu çerçevede bölgede dost ve dost olmayan ülke tanımı değişiyordu. Erbakan'a 1997'de 28 Şubat Darbesi'ni yaptılar ama Erbakan'ın ekibinden çıkan yeni ve genç bir siyasetçi olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın önünü kesemediler.

Erdoğan İsrail'in sınırlarının belli olmadığını, çocukları katlettiğini, katliamcı ve gaspçı olduğunu BM kürsüsünden tüm dünyaya ilan etti. One Minute çıkışı ve Mavi Marmara olaylarıyla gerilim iki ülke arasında hat safhaya ulaştı. İsrail tarihinde ilk defa bir ülkeden özür dilemek zorunda kaldı ve Türkiye'ye karşı geri adım attı.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor sanırım, bir takım İsraillilerin neden "Türkiye'yi severiz ama Erdoğan'ı sevmeyiz" demelerinin arka planını.

Gelelim Türk halkının pozisyonuna. Devlet olarak İsrail'e karşı on yıllarca ılıman tavırlar içine giren yönetimlerin aksine Türkiye'deki çoğunluk hiçbir zaman İsrailli Siyonistlere sempati duymamıştır.

Türk halkı her zaman Hz. Ömer'in, Selahaddin-i Eyyubi'nin, İzzeddin el-Kassam'ın ve Şeyh Ahmed Yasin'in tarafında durmuştur.

İsrail'in Gazze soykırımına tepki ise büyüktür. Türkiye'deki İsrail karşıtlığının boyutları % 81 seviyelerinde.

Türk halkının tarih boyunca tıyneti; zalimin karşısında Yavuz, mazlumun karşısında ise Yunus gibi olmasıdır.

Dün Yahudiler, mazlum konumundayken kapımızı açmıştık.

Günümüzde Yahudiler, en şedid zalim oldular! Yavuz olma potansiyelimiz unutulmasın!