İsveç'in üyeliği, Meclis'in iradesine ipotekli

Öyle bir hava estiriliyor ki, sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan; inadından vazgeçmeyen, tavrını değiştirmeyen İsveç'in, NATO'ya girmesine evet demiş...

Erdoğan'ın başarısız olması için adeta duaya durmuş hazımsızlar korosu, nasıl da hemen sahne aldılar. Koroya yandan yandan boy uzatan Davutoğlu'nun hâli ise tam ibretlik...

Bir de son NATO zirvesinde yaşananları, Cumhur İttifakı içine fitne sokmak için kullanan zavallılar var.

Kılıçdaroğlu'nun sallanan koltuğunu kamuoyunun dikkatinden kaçırmaya çalışıyorlar.

İsveç'ten başlayalım.

Erdoğan, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından dün basın toplantısı düzenledi.

İsveç'in NATO üyeliği konusundaki yeni süreci anlattı.

"Zirve'nin hemen öncesinde Sayın Genel Sekreter ve İsveç Başbakanı'yla bir araya geldik. İsveç'in üyelik süreciyle ilgili önümüzdeki dönemde atılacak adımları tespit ettik.

İsveç, 3'lü muhtırada uygulanmasını içeren bir yol haritası sunacak.

Buna göre 3'lü daimi ortak mekanizmanın yanı sıra İsveç'le bakan düzeyinde kurulması belirlenen ikili güvenlik mekanizmasıyla terörle mücadelede iş birliğini artıracağız. Kur'an-ı Kerim'e yapılan saldırıyı tasvip etmediklerini not ettik. Nefret suçlarına müsaade edilmemelidir. İsveç'in NATO'ya katılım protokolünü onaylayacak yer TBMM'dir. İsveç'ten somut irade göreceğimize inanıyorum."

Türkiye'nin istediği yol haritasına, İsveç uyacak mı? Yine oyalama taktiği mi güdecek?

Millet olarak bu Batılıların verdikleri sözlerden kolayca caydıklarını biliyoruz.

Ancak bağlayıcı bir unsur var; NATO'ya katılım protokolünü TBMM onaylayacak...

Son sözü milli iradenin temsilcisi TBMM söyleyecek. Cumhur İttifakı milletvekilleri gibi muhalefet milletvekilleri de süreci yakından takip edecek.

Meclis'in onayı söz konusu halde, muhalefetin ve içten bozgunculuk yapmaya kalkanların, "Erdoğan ne yaptı gördünüz mü?" diyenlerde insaf, vicdan var mı?

İsveç'in, Türkiye'nin talepleri konusunda somut adımlar atması şimdi bir zaruret haline geldi.

Meclis, Ekim'de açılacak. Türkiye en az 3 ay İsveç'i dikkatle takip edecek.

Diyelim ki İsveç somut irade göstermedi.

Diyelim ki İsveç verdiği sözleri tutmadı.

O protokol Meclis'ten nasıl geçecek?

AK Parti mi kendisini bitirecek bir yola girecek?

Neden böyle bir intihar girişimi yapsın?

MHP var orada.

Devlet Bahçeli böyle bir yanlışa yol verir mi?

Ortada bir devlet politikası var.

Türkiye, İsveç'in NATO üyeliği konusunda ele geçirdiği fırsatı/inisiyatifi bir siyasî hamle olarak değerlendiriyor.

Bu hamle, Türkiye'nin elini güçlendirdiği gibi yeni bir süreci de başlatıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem İsveç konusunda hem de ABD ile işlikler konusunda, "yeni bir süreci başlatıyoruz" dedi.

Hatta bu yönde soru soran gazeteciye de, "Ağzın bal yesin diyeyim. Temennim odur ki senin umutlandığın gibi biz de umutlanalım." diye cevap verdi.

Evet, Türkiye, İsveç üzerinden yeni bir süreci başlatıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şu ifadesi yeteri kadar açık değil mi?

"Sınırlarımız içinde veya dışında terör örgütlerine vurulan siyasi, askeri, diplomatik ve hukuki her darbe ülkemiz için kazanımdır. FETÖ, PKK, PYD mensupları için terör propagandası yapmak, şiddeti ve terörü övmek, işledikleri onca suça rağmen ellerini kollarını sallayarak gezmek çok daha zor olacaktır."

Türkiye'yi yıpratmak için erken davrananların yüzünü 3 ay sonra göreceğiz.