
İş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte işçinin kıdem tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı bazı alacakları gündeme gelebilmektedir. Bu alacakların zamanında talep edilmemesi durumunda ise zamanaşımı söz konusu olmaktadır. Zamanaşımı süresinin ve bu sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağının doğru belirlenmesi oldukça önemlidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "Zamanaşımı süresi" başlıklı Ek 3'üncü maddesiyle, iş sözleşmesinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ile kıdem tazminatı ve maddede sayılan diğer tazminatlar için zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir.
"Zamanaşımı süresi
Ek Madde 3 -
İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.
a) Kıdem tazminatı.
b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
c) Kötüniyet tazminatı.
d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat."
Hüküm uyarınca, iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Zamanaşımı süresinin belirlenmesinde yalnızca sürenin kaç yıl olduğu değil, bu sürenin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı da önemlidir.
Kıdem tazminatı, işçinin aynı işverene ait iş yerinde en az bir yıllık kıdem süresinin bulunması ve iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerden biriyle sona ermesi halinde gündeme gelmektedir.
Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Bu nedenle kıdem tazminatına ilişkin beş yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.
Yıllık ücretli izin, işçinin anayasal dinlenme hakkı olup çalışırken ücrete dönüşmesi mümkün olmayan bir haktır. İşçinin yıllık izin hakkından vazgeçmesi veya çalışmaya devam ederken kullanmadığı izinlerin ücretinin ödenmesini talep etmesi mümkün değildir.
Yıllık izin hakkının ücret alacağına dönüşebilmesi için iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi gerekmektedir. İş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte kullanılmayan yıllık izin süreleri ücrete dönüşür ve işçiye veya hak sahiplerine ödenmesi gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59'uncu maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda işçinin hak kazanıp kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki çıplak brüt ücreti üzerinden ödenmesi gerekmektedir.
Yıllık izin ücreti bakımından beş yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İşçinin yıllık izin hakkını kazandığı tarih veya iznin kullanılması gereken dönem, zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilemeyecektir. Önemli olan iş sözleşmesinin sona erdiği tarihtir. Çünkü kullanılmayan yıllık izinler ancak bu tarihte ücret alacağına dönüşmektedir.
Sonuç olarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti bakımından zamanaşımı süresi beş yıldır ve bu süre her iki alacak yönünden de iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Bu doğrultuda, fesih sürecinde kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin doğru hesaplanması ve süresi içinde ödenmesi uyuşmazlıkların önüne geçecektir. Süresinde ödenmeyen feshe bağlı alacaklar için zamanaşımı süresinin hak sahibi tarafından kontrol edilmesi ise oldukça önemlidir.