M. Yalçın YILMAZ
M. Yalçın YILMAZ
yalcin.yilmaz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Pakistan'daki düğüm çözülebilir mi?

ABD Başkanı Trump'ın katıldığı Washington Hilton'daki yemekte duyulan silah sesleri, zaten gerilmiş olan Amerikan iç siyasetini daha da ağırlaştırdı. Trump apar topar salondan çıkarıldı. Fail olarak gözaltına alınan kişinin teknik eğitim görmüş, bir eğitim kurumunda yarı zamanlı çalışan biri olduğu açıklandı. Resmî makamlar saldırının gerekçesine dair henüz net bir açıklama yapmadı. Bu nedenle olayı doğrudan İran savaşıyla ilişkilendirmek acelecilik ancak zamanlaması dikkat çekici. Çünkü saldırı, Pakistan'daki görüşmelerin akıbetinin tartışıldığı, Trump'ın İran'a yönelik baskıyı artırdığı ve ABD iç kamuoyunda savaş karşıtı seslerin büyüdüğü bir dönemde yaşandı. Bu haliyle, hadise yalnız bir güvenlik açığı olarak değil, ABD'deki siyasi sıkışmanın yeni bir işareti olarak değerlendirilebilir.

Bu noktada iki ayrı ihtimal konuşuluyor. Birincisi, Trump karşıtı radikalleşmenin tehlikeli bir iç mesaj üretmiş olması. İkincisi ise, Beyaz Saray kulislerinde ve bazı muhalif çevrelerde dillendirildiği gibi, olayın daha sonra İran'a ya da daha geniş bir "dış düşman" anlatısına bağlanarak yeni bir tırmanmayı meşrulaştırmak için kullanılabilecek bir malzemeye dönüşmesi. İkinci ihtimal için bugün elimizde somut kanıt yok. Bu yüzden bunu doğrulanmış bir gerçek gibi yazmak doğru değil. Ancak son aylarda sahte bayrak, provokasyon ve manipülasyon senaryolarının bu kadar sık konuşuluyor olması bile, içinde bulunduğumuz güvenlik ikliminin ne kadar bulanık hale geldiğini göstermeye yetiyor.

Şimdi Pakistan hattı daha önemli hale geliyor.

Son iki günde en kritik soru şu oldu: İslamabad'da ikinci tur görüşmeler başlayacak mı, yoksa ateşkes fiilen çökecek mi? Şu anki tabloya bakınca en doğru ifade şu: Görüşmeler resmen iptal edilmiş değil, ama fiilen beklemeye alınmış durumda. Reuters'a göre Trump, S.Witkoff ve J. Kushner'in Pakistan ziyaretini durdurdu. Gerekçesi, İran'ın son teklifini "yeterli bulmaması" ve süreci bu şartlarda ilerletmek istememesi. Başkan Yardımcısı JD Vance'in Pakistan'a hareket edeceği söyleniyordu. Fakat Başkan Yardımcısı JD Vance'in bir süredir havalimanında beklediği mizah konusu oldu. İran tarafı ise doğrudan "katılmıyoruz" demekten çok, mevcut şartlarda masaya dönmenin siyasi ve güvenlik açısından mümkün olmadığını ima ediyor. Yani masa tamamen devrilmedi ama kurulmuş da değil.

İslamabad'da asıl düğüm nükleer başlık kadar Hürmüz ve deniz ablukası. Son günlerde ABD, İran bağlantılı gemilere el koyarak baskıyı artırdı. Tahran bunu açıkça korsanlık olarak tanımlıyor. İran'a göre abluka devam ederken müzakere, müzakere değildir. Teslimiyet baskısı İran kamuoyunu ve karar vericileri rahatsız ediyor. Bu yüzden Pakistan'daki trafiği tıkayan şey İran'ın kararsızlığı değil, ABD'nin ateşkesi kâğıt üzerinde tutup sahada deniz savaşını ve tehditleri sürdürmesi. Trump bir yandan ateşkes isterken aynı anda İran limanlarına giden hattı boğmaya çalışıyor. Bu da diplomasi çabalarını tehdit ediyor.

Hürmüz bugün yalnız bir boğaz değil; ateşkesin gerçek sınavı haline gelmiş durumda. Ateşkes kâğıt üzerinde devam ediyor fakat ticaret rejimi normale dönmüş değil. ABD'nin ilk talebi boğazın eski serbest geçiş düzenine dönmesiydi. İran bunu reddetti. Ardından ortak yönetim, bazı gemilerin muaf tutulması, hatta geçiş ücretlerinin ABD denetimindeki bir fonda toplanması gibi öneriler gündeme geldi. Tahran bunların hepsine karşı çıktı. Çünkü İran açısından Hürmüz artık savaşın maliyetinin ve yeni statünün pazarlık alanı. Bu yüzden Pakistan'daki masa, nükleer anlaşmanın merkezinde olan uranyumdan önce Hürmüz yüzünden kilitleniyor.

Bu sırada sahada ateşkesin en kırılgan halkası yine Lübnan olarak öne çıkıyor. İsrail, ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığı konusunda ısrar ediyor. Bu da yeni tur müzakerelerin önündeki en büyük siyasi mayınlardan biri. Çünkü Tahran açısından savaş Lübnan, Irak, Yemen ve Filistin'le birlikte okunan bir bölgesel kuşatma. İran rejimi için hassas bir süreç var. Birincisi, ulaşamadığı hedeflerin iç siyasi faturasını azaltmak. İkincisi, savaşı tümüyle durdurmadan Hürmüz kartını avantaja çevirmek.

ABD cephesinde ise zaman geçtikçe Trump'ın eli zayıflıyor. Savaşı hızlı sonuç alma mantığıyla başlattı. Fakat şimdi savaşı nasıl kazanacağını değil, nasıl kazandık algısı yaratacağını düşünüyor. Pakistan'daki görüşmeler onun için bir barış masasından çok, iç kamuoyuna ve müttefiklere sunulabilecek bir çıkış hikâyesi anlamına geliyor. Fakat bu hikâyeyi yazabilmek için İran'ın baskı altında geri adım attığını göstermek zorunda. Tahran ise tam tersine, abluka altında masaya oturursa bunun içeride ve dışarıda yenilgi gibi okunacağını biliyor. Bu nedenle bugünkü tıkanma artık güç dengesinin fotoğrafı olarak okunmalı

İran'da ton farkları olabilir; güvenlik bürokrasisi ile diplomasi çevresi arasında öncelik farkı bulunabilir. Fakat kamuya yansıyan çizgi hâlâ ortak: abluka altında, ateşkes ihlalleri sürerken ve heyet güvenliği bu kadar tartışmalı hale gelmişken masaya dönülmez. Bu yüzden "İran kararsız" demek yerine, "İran baskı altında müzakere görüntüsü vermek istemiyor" demek daha doğru olur. Çünkü İran'da şahin cephenin elinde makul gerekçeler var. Hamaney'e yapılan saldırı içerdeki uzlaşmacıları zorda bıraktı.

Bu köşede savaş başlamadan aylar önce vurguladık. İran yalnız değil. Dolaylı Çin ve Rusya desteği bir gerçeklik. Trump'ın Çin'le pazarlık yapması için İran'ı teslim alması gerekiyordu. Şimdi vakit Trump'ın aleyhine işliyor. ABD sokağı bunun fazlasıyla farkında.

Bölgenin sorunlarını bölgenin aktörleri çözebilir. Bu bakımdan Beyaz Saray'dan gelecek hiçbir çıkışın çözüm getirmeyeceğini biliyoruz.