
27 Mayıs 1960 karanlık darbesinin üzerinden 66 koca yıl geçti ama toplumun ve siyasetin üzerindeki travmatik etkisi tamamen silindi diyemeyiz.
Halkoyuyla seçilen ilk başbakan olan –Şehit- Adnan Menderes'i boynunda hüküm ilanı, sırtında kefeniyle idam edilmiş, boşlukta sallanırken gösteren o sarsıcı fotoğrafın şiddeti, gölgesi, acı hatırası hala üzerimizde.
1960'dan beridir millet egemenliğini, Türkiye'nin tam bağımsızlığını savunan her siyasetçinin karşısına çıkarılan bir ibret/tehdit sembolü oldu o fotoğraf. Menderes'in akıbeti hatırlatıldı hep.
Demokrat Parti kapatılınca kurulan Adalet Partisi'nin lideri Süleyman Demirel her darbe girişiminde boşuna şapkasını alıp gitmedi.
**
Recep Tayyip Erdoğan ise siyaset yolculuğu boyunca "biz bu yola kefenimizi giyip çıktık" derken ölümü göze aldığını ilan ediyordu. Sıkça sınandı zaten bununla.
Daha geçen aylarda -o vakitler CHP Genel Başkanı olan- Özgür Özel, Muhammed Mursi örneğini vererek tehdit etti Cumhurbaşkanı'nı.
Siyasetin ne/kim için yapıldığı, millet iradesine saygı, siyasi olgunluk, rekabet ahlakı gibi bugün hala partiler tarafından devam ettirilen temel sütunlar ilk o zaman belirginleşti.
**
Millete üstten bakan, halk-vatandaş arasında ayrım yapan, milletin değerlerini aşağılayan ve kendi zenginlerini, seçkinlerini üreten CHP'nin iktidarı 1950'de son bulunca Türkiye rahat bir nefes aldı.
Köylünün, işçinin, çiftçinin şehir meydanlarına bile sokulmadığı Tek Parti döneminin ardından çevredekilerin merkeze yürüyüşü başladı.
Darbeye karşı demokrasi ilerledi.
**
Lakin 60 darbesi ve 61 anayasası darbe/vesayet mekanizmalarını kurumlaştırmıştı.
Her 10 yılda bir kendi yatağını arayan siyasetin akışını bu yolla "hizaya" soktular.
27 Mayıs 1960 ile işlemeye başlayan darbe mekaniği 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi ve 28 Şubat 1997 post-modern darbesiyle sonuç aldı.
12 Eylül darbesini Washington'a haber veren dönemin ABD büyükelçisi raporuna "bizim çocuklar başardı" notunu düşerken Türkiye'de demokrasiye vurulan darbelerin sahibini de açık ediyordu.
Bir benzerini 2020'de "Erdoğan'ı devirmek için CHP'yi destekleyeceğiz" diyen ABD Başkan -adayı Joe Biden açık etmişti. Darbeler ABD/İsrail'den geliyor, sağ-milliyetçi, bağımsızlıkçı, muhafazakar-demokrat partileri hedef alıyordu.
**
27 Nisan 2007'de AK Parti ve Erdoğan'a çarptı darbe stratejisi.
Hükümete muhtıra vermeye kalkan darbeci askeri damar, dindar muhafazakar insanların haklarını gasp etme hakkını kendinde gören laikçi şuursuzlar, Meclis çoğunluğu olan partiye cumhurbaşkanı seçtirmemeye ahdeden yargı-medya-siyaset-sendika cephesi, güdüledikleri insanları cumhuriyet mitingi adıyla meydana dökünce sonuç alacağını sanan güruh, 27 Nisan sabahı iyot gibi açığa çıktı.
Erdoğan darbeye yeltenen askerlere anayasal olarak yerlerini gösterdi ve "hadi herkes işinin başına" buyruğunu verdi, bu işi bitirdi.
**
Bu süreçlerde CHP'nin pozisyonu darbeci mekanizmanın yanı oldu.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi -FETÖ'cü- darbecilerden izin alıp tanklar arasından süzüldüğü daha o gün ortaya çıktı. Bakırköy'deki "güvenli ev"de kahve içip televizyon seyrederek sabahladı kendisi.
Bu esnada Erdoğan kaldığı otele saldıran suikast timini ve uçağının peşine takılan darbeci F-16'ları atlatıyordu.
Gölge CIA olarak bilinen Stratfor ışıklarını bile kapatmış olan uçağın rotasını an be an yayınlarken Erdoğan "Milletin gücünden daha büyük güç görmedim ben" diyerek vatandaşı meydanlara direnmeye çağırıyordu.
**
O gün meydanlarda tankların karşısında göremediğimiz siyasi damarı Gezi'de, 17-25 Aralık sonrası FETÖ savunma noktalarında, devlete karşı marjinal toplaşmalarda, hemen her toplumsal mühendislik olayında TOMA'lara meydan okurken gördük.
Geçen gün yargı kararına uymamak ve parti içi rakibi alt etmek amacıyla CHP kapısına barikat kuranlar da, TOMA üstüne çıkmayı siyasi cesaret sananlar da aynı kalemdendir.
Elinde hortumla polis ıslatanları, güvenlik güçlerinin üstüne yangın tüpü fırlatıp öteki CHP'liler kayıp düşsün diye merdivenlere sabun dökmek de öyle.
Menderes'i astırmayı "siyasi maharet" sanan damar şimdilerde TOMA'ya hamle etmekle övünmekte.