
'Amerikan Kralı Trump'ın Müslümanlara yönelik olarak, geçen hafta kullandığı ve bitmek bilmeyen ve de aklınca aşağılayıcı ve gerçekte ise, asıl kendisini aşağılayan son sözlerini burada tekrar etmiyeceğim. Bizi ısıran bir yaratığı da biz ısıramayız çünkü.. Bu vesileyle, 3 Nisan tarihli yazımızdan bir paragrafı tekrarlamak istiyorum:
'Selefleri olan 'Başkan'larca mukayese edilince, hiç birisinin olmadığı derecede 'demence sénile' (Demans senil / yaşlılık bunaması) tablosu sergileyen bu kişi, bugünlerde, aklî melekelerinin dumûra uğramış olabileceğine dair, Amerikan medyasında bile sözkonusu edilen bazı iddia ve isnadların yanlış ve yakıştırma olmadığını da bizzat ispatlamaktadır.'
Ama, bu kişinin, son günlerde, İran'ı bahane ederek, bütün Müslümanlara yönelik olarak, evvelki gün ağzından çıkan sözleri 'ona iade ediyorum' demek bile ağır geliyor.
ABD yönetimi, ABD'nin istiklalini, İngiltere'den bağımsızlığının 250. yıldönümünü ve şimdiki Başkan'ın 79. doğum gününü kutlamak için 14 Haziran'da askerî bir geçit töreni düzenlemişti. Başkanları Trump'ın, 'Kendini yüceltme duygusu', tanklar, uçak gösterileri ve bir doğum günü partisi için 45 milyon dolar kadar harcama yapılmasını düşünebiliyor muyuz? Amerikan medyasında bile, bir kişide, narsisistik kişilik bozukluğuna dair yazılar arka arkaya geldi.. Sözkonusu kişi için, bir psikiatri kliniğinde yapılan kontrollerden sonra geçen hafta açıklanan tıbbî rapor bile bir çok şeyi ortaya koyuyor.. Amerikalı bir psikolog/ ruhiyat bilgini, sözkonusu kişinin, Adolf Hitler'den 100 sene sonra sergilediği ve vesile olduğu gelişmelere bir uzman gözüyle bakarak ilginç sonuçlara vardığını ifade ediyordu.
Evet, bu konuda, Amerikan medyasında, bir psikoloji profesörü olan Jocelyn Sze imzasıyla yayınlanan yazıda -özetle- şunlar dile getiriliyordu-:
'Açıkça söylemek gerekirse, (...) araştırmalar, özellikle siyasette, iktidar konumunda olanların 'büyüklenmeci narsisizm' özelliklerini sergileme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Narsisistik kontrol liderliğe sızdığında, gerçeği çarpıtır, güveni aşındırır (...)Aynı görüntü, siyasî sahnede de ortaya çıkıyor.
Bu durum, beynin öngörme ve hazırlık yapma kabiliyetini alt üst ederek insanların dengesiz olmalarını ve kontrol edilmelerini kolaylaştırır.
*
Narsistik zafiyette, narsisistler, başkalarını psikolojik bir şok durumunda tutarak kendilerini güç sahibi konumunda tutarlar..
Narsistik patolojinin hiçbir şekilde istismarla eşdeğer olmadığını belirtmek önemli olsa da; kafa karışıklığı, umutsuzluk ve sadakat gibi duygusal bağları kullanarak başkalarının nasıl düşündüğünü ve hissettiğini kontrol eden, sürekli bir hayranlık veya tepki akışı sağlayan, kendilerini utançtan koruyan ve başkalarını -kendi çıkarlarına aykırı olsa bile- kendilerine bağlı tutan daha agresif, psikolojik gerilimli versiyonları da vardır.
Bu konuda ünlü bir uzman şunları da ekliyor: Baş döndürücü taktikler dizisi arasında belki de en etkili olanı, kriz oluşturmaktır.
Sürekli âcil durumlar, tesadüf değil, kasıtlı olarak tasarlanmıştır.
Herkesi hayatta kalma modunda tutarak, daha derin konulardan dikkatleri dağıtır ve narsistin ilgi ve kontrol merkezinde kalmasını sağlar.(...)
Ulusal seviyede ise, haber döngüsüne hâkim olmak ve muhalefeti alt etmek için tasarlanmış retorik tırmanışlar, yasal tehditler veya âcil durum ilânları şeklinde ortaya çıkar.
Sinir sistemi ancak belirli bir sınıra kadar dayanabilir. Savaş (öfke), kaçış ( kaçış planlaması ), donma (felç), boyun eğme (teslimiyet ) ve umutsuzluk (çaresizlik) tabiî hayatta kalma tepkileridir; ancak bunlar aynı zamanda bizi sıkışıp kalmaya da iter. İyileşme, bu durumlara ne zaman hapsolduğumuzu fark etmek ve sağlam temellere dayalı, örgütlü eyleme nasıl geri döneceğimizi öğrenmekle başlar.(...)
Hastalarımdan biri, annesinin ardı ardına gönderdiği hakaret dolu mesajlara –suçlamalar, mağdur rolü oynama, tiyatrovarî krizler ve maddî talepler– cevap olarak, öğrendiği taktikleri not ettiği kartları kullanıyor. Her kartta, annesinin kullandığı taktikleri tespit etmeyi öğrendiği bir isim yazılı: 'İnkâr Et ! / Saldır! / Mağdur Rolü Oyna! /Kahramanlık Yap! / Kriz oluştur!. '
Annesinin değişkenliğiyle adetâ bir havlu gibi sıkılıp, zihni uyuşturulmak yerine, ortaya çıkan her taktiği isimlendiriyor. İsimlendirme ona mesafe kazandırıyor. Sakin kalmasına, ayakları yere basmasına ve tepkisini kontrol etmesine yardımcı oluyor. Öngörülemeyen şey öngörülebilir hale geliyor. (...)
Birçok hastanın narsistik kontrolün 'sis'inden kurtulmak için verdiği mücadeleyi izledim. Bu, birdenbire olmuyor. Değiştirilemeyecek olan şeylere yas tutmakla ve ulaşılabilir olan şeylere keskin bir netlikle odaklanmakla başlıyor. Dikkati geri kazanmak, sınırlar koymak ve tepkilerinizden beslenen birine gücünüzü vermeyi reddetmek anlamına geliyor.
Bu dinamiğin kurumlarda nasıl işlediğini de gözlemliyorum. Hukuk büroları, üniversiteler veya siyasî kurumlar ortak değerleri savunmak yerine, güçlü figürlere boyun eğdiğinde, bu durum istismarcı, baskıcı evlerde yaşananlara benziyor: Herkes diken üstünde yürüyor. Bu tür ortamlarda, kendini koruma öncelik haline geliyor. (...) Ancak iyileşme, insanların oyuna devam etmeyi veya iç çekişme döngülerinde enerji tüketmeyi bırakmasıyla başlar. Değerli zamanınızı inanmazlığa veya öfkeye harcamak yerine, amaç taktiği adlandırmak, zararı ortaya koymak, güvenilir destek oluşturmak ve kontrolünüz dışında olan şeyleri bırakmaktır. Sürekli şok, pazarlık veya düşünme hali, genellikle zihnin derin kayıpla ilişkili kederi geciktirme girişimini yansıtır; (...) Terapide de bu farkındalık anı aynı derecede güçlüdür. Birisi manipulasyonun ne olduğunu gördüğünde, büyü, bozulmaya başlar. (...) Abartılı veya histerik tepkiler narsistleri yalnızca cesaretlendirir. Onlara aradıkları yakıtı vermeyin. Bu zor bir iştir. Ama bir istismarcının gücünü kaybetmesinin yolu budur.
O halde: (...)Trump, 18. yüzyıl savaş kural ve kanunlarını devreye sokmak gibi hukukî boşluklardan yararlanarak gücünü genişletti ve Amerikan demokrasisinin zayıf noktaları da ortaya çıktı (...).
Narsisistik dinamikler âciliyet ve alarma dayanırken, derin değişim sâkin, net ve bağlantılı kalmaktan gelir, cevap asla zararlı taktikleri taklid etmek değil; onları tanımak, verdikleri zararın yasını tutmak, onları desteklemeyi bırakmak ve tepkici davranışlardan kurtulmaktır.'
*