Yumuşamanın kıvamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i kabulüyle başlayan sürece dair değerlendirmeler çeşitlenerek devam ediyor.

Siyasette yumuşamayı tehlikeli bulan da var, önümüzdeki "hazine değerindeki dört yıl için" gerekli bulan da.

Ben "kıvamı kriterler ve değerler belirler" diyorum.

Yasama, yürütme, yargı erklerinin bağımsızlığını savunan bir kimse "yürütme erki (Cumhurbaşkanı ve kabinesi) 'Türk Milleti adına' karar veren mahkemelerin yürüttüğü yargı süreçlerine, verilmiş hükümlere (Gezi davası, Kavala, Demirtaş hükümleri vs.) müdahale etsin" diyemez. Derse onu ciddiyete ve tutarlığa davet etmek gerekir.

Özgür Özel'in bu yönde bir talepte bulunduğu söyleniyor. Ama Cumhurbaşkanı'nın bir şey deyip demediği, ya da ne dediği henüz bilinmiyor

Ben üzerinde durulduğunu sanmıyorum. Dinlenmiş ve not alınmıştır ama o kadar.

Öte yandan çok hasta ve çok yaşlı, bunamış, akli melekelerini yitirmiş, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak hale gelmiş bir hükümlü varsa -28 Şubat hükümlüsü de olsa- affedilebilir. Cumhurbaşkanı'na ve Meclis'e tanınmış af yetkisi var zaten yasalarımızda. Belki bunlara ilişkin bir değerlendirme beklenebilir.

TÜRKİYE YÜZYILI İÇİN BİRLİK VAKTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ajandası farklı.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için "Türkiye Yüzyılı" hedefini koyan Erdoğan'ın ülkenin ikinci büyük partisinden gelecek desteğe hayır demesi beklenmemeli.

Bu desteğin içinde yaz aylarında yapılması beklenen Pençe-Kilit askeri harekatı da vardır, yeni sivil anayasanın yapım süreci de.

Teröre karşı mücadele yurt içinde ve dışında zaten başarıyla yürüyor. CHP'den gelen sorgulamalara, Kılıçdaroğlu'nun "ne işimiz var bizim orada" çıkışlarına, HDP-DEM ile beraber verdiği "tezkereye hayır" oylarına rağmen üstelik.

CHP desteği olmadan da devam edebilir yani.

Fakat bölgede artan gerilimlerin sönümlenmediği, yeni sınamaların belirdiği, işgalci İsrail'in iyice gemi azıya aldığı konjonktürde iç cephenin güçlenmesi, Türkiye'nin güçlenmesi demektir. Ve bu istenir.

YASAMA ORGANI ANAYASA YAPACAK MI?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görev süresi bitmeden sivil bir anayasa yapmak ve Türkiye'yi darbe anayasasıyla yönetilen ülke utancından kurtarmak istediği kimse için sır değil.

Ama Cumhur İttifakı'nın bu konuda yapabilecekleri sınırlı. Komisyonun bu şartlarda oluşması, çalışması, anayasanın bir şekilde Meclisten geçmesi mümkün olsa bile referandumda sıkıntı olacaktır. Erdoğan bunu zaten istemez.

Vatandaş nezdinde kabul oranını artıracak şey, yeni anayasanın Meclis'te mümkün olan en geniş katılımla ve mutabakatla hazırlanmasıdır.

Bu açıdan en büyük zorluk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu dönemde 15 parti ve 6 parti grubundan oluşması. Bu kadar parçalı bir Meclis anayasa yapabilir mi? Daha önce dört parti grubuyla yapılamayan anayasa bu defa yapılabilir mi?

Bilmiyoruz henüz.

Parti gruplarını komisyona dahil etmek, yapım yöntemini belirlemek ve içeriği uzlaşarak üretmek ortak aklın çalışıp çalışmamasına bağlı biraz da.

Bu noktada CHP'nin tavrı belirleyici olur. CHP sürece yapıcı şekilde katılırsa işte o zaman "ülke yönetmeye aday parti" hüviyetine yükselecektir. Göreceğiz.

Öte yandan anayasa yapmak TBMM'nin en büyük vazifesidir. Bunu tartışanın ne işi var Meclis'te?

Eğer partiler TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un anayasa yapım davetine olumlu cevap verir ve sürecin parçası olurlarsa hem Türkiye kazanır hem siyaseten kendileri kazanır.

ÖZGÜR ÖZEL NE YAPTI?

Ziyareti CHP içindeki 2028 rekabeti açısından okuyanlar Özgür Özel'in elini güçlendirdiğini söylüyor. Ben de böyle düşünüyorum.

Bu sayede Özgür Özel, 2019'dan beri muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olmak için çalışan Ekrem İmamoğlu'nu da susarak avantaj sağlamayı uman Mansur Yavaş'ı da genel başkanlıkta geçirdiği 13 yıla rağmen hevesini alamayan ve bu uğurda köşe yazarlığına başlayan Kemal Kılıçdaroğlu'na da fark attı.

Çünkü Erdoğan, sadece Türkiye siyasetinde değil küresel ölçekte de tecrübe ve etki gücü bakımından benzersiz bir lider.

Haliyle Özgür Özel de genel başkanlıkta çok yeni olmasına, apar topar girdiği yerel seçimlerde elde edilen başarıda katkısının az olmasına ve henüz hiç kriz yönetmemesine rağmen "Erdoğan ile müzakere eden lider" konumuna yükseldi. Bunun ona avantaj sağladığı açık.

Üstelik yaptığı tek şey 31 Mart sonuçlarını doğru yorumlayarak makul ve rasyonel bir tutum almak. Bu kadar!

Kılıçdaroğlu'nun kinci, intikamcı, devleti yıpratarak muhalefet etme siyasetinin ardından epey fark yarattı haliyle Özgür Özel.

Olağanı yaparak olağanüstü takdir topladı.

Rakiplerinin hesaplarını güncellemesi boşuna değil.

Ama henüz ne rahat ne özgür CHP Genel Başkanı.

Yerini sağlamlaştırıp Türkiye Yüzyılında etkin bir lider konumuna gelip gelemeyeceği, Özgür Özel'in başladığı süreci yapıcı ve akılcı şekilde götürüp götürmemesine bağlı...