
Geçtiğimiz günlerde (17–22 Mayıs) Azerbaycan'ın ev sahipliğinde Bakü'de 182 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen 13. Dünya Şehircilik Forumu'na (WUF13) katılarak küresel şehircilik gündemini değerlendirdik. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) ve Azerbaycan Hükümeti ortaklığıyla düzenlenen forum kapsamındaki yoğun görüşmelerimizde; şehircilik, sosyal konut, afet yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki tecrübelerimizi aktardık.
"Tarihten kültüre, mimariden estetiğe, edebiyattan sanata bir milletin kökleri şehirlerde gizlidir" anlayışı, şehircilik vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Şehircilik vizyonu ise konut politikaları çerçevesinde şekilleniyor. Türkiye olarak, konut meselesine uzun yıllardır sosyal devlet anlayışı, planlı şehirleşme, afetlere dayanıklı yapılaşma ve insan odaklı kalkınma perspektifiyle yaklaşıyoruz.
TOKİ eliyle milletimizin hizmetine sunduğumuz konutlarla vatandaşlarımız, ibadethaneleriyle, parklarıyla, yürüyüş yollarıyla ve sosyal donatılarıyla modern yaşam alanlarına kavuşmuştur. Bu tecrübe bize göstermiştir ki sosyal konut politikası, doğru kurgulandığında milyonlarca insanın hayatına doğrudan dokunan güçlü bir kalkınma aracıdır.
Konut politikalarının kalıcı, adil ve sürdürülebilir hale gelmesi; yalnızca idari kararlarla değil güçlü bir yasal zemin, uzun vadeli bütçe planlaması ve etkin demokratik denetimle mümkündür. Konut hakkının bir insan hakkı olarak güvence altına alınması ve sürdürülebilir kentsel gelişimin sağlanması bakımından hayati önemdedir.
Bu çerçevede;
Konut hakkını güçlendiren mevzuatlar oluşturularak dar gelirli vatandaşları, gençleri, yaşlıları, engellileri, afet mağdurlarını ve kırılgan grupları koruyan yasal çerçeveler geliştirilmelidir.
Bütçe ve finansman önceliklerini belirleyerek sosyal konut, afetlere dayanıklı yapılaşma, kentsel dönüşüm, altyapı yatırımları ve yerel yönetim kapasitesi için ayrılacak kaynaklar için bütçeler oluşturulmalıdır.
Konut krizinin çözümü için kamu arazilerinin etkin kullanımı, uzun vadeli ödeme modelleri, sosyal konut fonları, kiralık sosyal konut modelleri, kooperatifler ve kamu-özel sektör iş birlikleri birlikte ele alınmalıdır.
Parlamentolar; konut hedeflerinin, bütçe kullanımının, teslim süreçlerinin, afet güvenliği standartlarının, sosyal etki sonuçlarının ve yerel ihtiyaçlara uygunluğun düzenli biçimde izlenmesini sağlamalıdır.
Konut sorunu; arsa üretimi, imar planlaması, altyapı, ulaşım, sosyal hizmetler, çevre ve finansman boyutlarıyla çok aktörlü bir meseledir.
Parlamentolar, merkezi ve yerel yönetimler arasında yetki ve kaynak uyumunu güçlendiren düzenlemeler yapmalı; uygulayıcı kurumların, belediyelerin, özel sektörün, kooperatiflerin ve sivil toplumun ortak hedefler doğrultusunda çalışmasını kolaylaştırmalıdır.
Uluslararası deneyim paylaşımı ve ortak öğrenme güçlendirilmelidir. Zira hiçbir ülkenin konut krizine tek başına vereceği cevap yeterli değildir.
Konut krizi; insan hakkı, sosyal adalet, afet güvenliği, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir kalkınma meselesidir.
Diplomasi ve uluslararası iş birliği rolümüzle; ülkemizdeki iyi uygulamaların ülkeler arasında yayılmasına katkı verebileceğimizi de WUF13'de bütün ülkelere bildirdik.
Türkiye'nin deneyimi, doğru kurumsal yapı ve güçlü siyasi irade ile milyonlarca insanın güvenli, sağlam ve erişilebilir konuta kavuşturulabileceğini göstermektedir.
TOKİ'nin sosyal konut kapasitesi, afet sonrası yeniden inşa tecrübesi, kentsel dönüşüm uygulamaları ve mahalle kültürünü güçlendiren sosyal donatı yaklaşımı; yalnızca Türkiye için değil, benzer sorunlarla karşı karşıya olan ülkeler için de değerlendirilebilecek, örnek alınabilecek önemli dersler sunmaktadır.