Halime KÖKCE
Halime KÖKCE
hkokce@star.com.tr
Tüm Yazıları

“Başlangıç için yeterince güçlü, gelecek için oldukça heyecan verici”

Zaman ne kadar hızlı akıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Türkiye'nin direkten döndüğü gündü. O meşum gecenin aydınlık bir sabaha evrilmesi için onlarca kişi şehit düştü, binlercesi yaralandı. Bir millet tek yürek olup darbeye karşı direndi ve bir destan yazdı. Dünyada eşi görülmemiş bir kahramanlık destanı; iradesine, vatanına sahip çıkma şuuruyla adeta yeniden Kurtuluş Savaşı verdi.

2016 aynı zamanda Türkiye Maarif Vakfının da kuruluş yılı. 17 Haziran 2016'da Meclis'te tüm partilerin oy birliğiyle kabul edilen 6721 sayılı kanunla kuruldu. Bir yanlışı da bu vesileyle bir kez daha düzeltelim: Maarif Vakfı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra değil önce kuruldu. FETÖ'nün kalkıştığı ABD destekli darbe girişimi başarısız olunca, FETÖ'nün yurt dışında Türkiye'nin adını ve gücünü kullanarak işlettiği tüm okullarla ilgili bir süreç başlatıldı. Dolayısıyla yeni kurulan Maarif Vakfının ilk icraatı da FETÖ okullarının, bulundukları ülke makamlarıyla görüşülerek, öğrencileri de mağdur etmeden devralınması oldu.

O dönemleri çok iyi hatırlıyorum. Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz'dan sonra gerçekleştirdiği yurt dışı seyahatlerinde, şayet o ülkede FETÖ varlığı varsa, bununla ilgili mevkidaşlarına bilgi vermek ve okullarla ilgili adım atmalarını istemek öncelikli başlıklardan biri oluyordu. Geçen 10 yılda Maarif Vakfı inanılmaz işler başardı. Kimilerinin sandığı gibi sadece FETÖ okullarının devriyle ilgilenmedi; onlar mevcut okul sayısının üçte birini ancak oluşturuyor. Vakıf; 6 kıtada, 60'a yakın ülkede, 600'den fazla okul ve yaklaşık 75 bin öğrencisiyle uluslararası okullar arasında daha 10. yılında ilk sıralara yükseldi. FETÖ'den devralınan okulların fiziksel koşulları iyileştirildi, eğitim kalitesi arttı, Türkçe'nin seçmeli ders olarak okutulması sayesinde bu ülkelerle Türkiye arasında güçlü bir dil köprüsü kurulmuş oldu.

Sayısal veriler de çok şey söylüyor, şüphe yok; ancak Maarif Vakfının ürettiği değer, maddi kapasitesinin çok çok ötesine geçmiş durumda. Kurulduğundan itibaren gazeteci olarak takip ettiğim vakfın faaliyetlerine bir süredir fiilî olarak da tanıklık ediyorum. Sessiz sedasız bir dünya iş yapılmış 10 senede. On binlerce tohum ekilmiş, o tohumlar çiçek açmış ve meyveye durmuş. Kırgızistan'dan Venezuela'ya, Romanya'dan Güney Afrika'ya uzanan Maarif neferleri; Türkiye'nin bayrağının dalgalandığı, Türkçe'nin öğretildiği okullarla hem gönül köprüleri kuruyor hem de bulundukları ülkenin insan sermayesini daha nitelikli hâle getiriyor. Ve bunu, evvelden gidenlerin yaptığı gibi "medeniyet götürüyoruz" anlayışıyla değil, her kültürün biricikliğinin idrakiyle; hem öğreterek hem öğrenerek yapıyor.

Her yerde talep gören, parmakla gösterilen eğitim kurumları Maarif Okulları. Uluslararası sınavlarda derece yapan öğrenciler Maarif'ten mezun oluyor. Bunların da en iyileri üniversite okumaya Türkiye'ye geliyor. Yine bunların içinde öğretmenlik branşlarını tercih edenler, mezun olduktan sonra ülkelerine dönüp okudukları Maarif okullarında öğretmen olarak göreve başlayabiliyor.

Uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bu kamu hizmetinin ne kadar önemli olduğunu idrak edemeyen, Maarif Okullarını ideolojik at gözlükleriyle ve birtakım ezberlerle değerlendirenler bile sahaya gidip okulları yerinde gördüklerinde söylediklerinden utanıyorlar. Türkiye adına gurur duymamız gereken bir iş yapıyor Maarif Vakfı. "Geleceği İnşa Eden 10 Yıl" diyerek 10 yaşına girdi. "Başlangıç için yeterince güçlü, gelecek için oldukça heyecan verici."

Nice 10 yıllara...